Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/734 E. 2006/5195 K. 07.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/734
KARAR NO : 2006/5195
KARAR TARİHİ : 07.04.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın .. yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, … İlçesi Pamuçak mevkiindeki 35.000 m2 ormanlık alanın 1986 yılında 49 yıllığına davalıya tahsis edildiğini, kullanım bedelinin sözleşme ile belirlendiğini, 5.4.1995 tarihli Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkında Yönetmeliğin 52. maddesinin kullanım bedeline ve artış oranlarının nasıl belirleneceğine dair yeni bir düzenleme getirdiğini, davalının bu yönteme göre belirlenen kullanım bedeli, gecikme zammı ve KDV.sini ödemediğinden toplam 104.664.434.000 TL alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, akit serbestisi kuralları içerisinde davacı ile 1986 yılında irtifak hakkı sözleşmesi yapıp 14.8.1986 tarihli taahhüt senedi düzenlediklerini, kullanım bedelinin irtifak sözleşmesi ve taahhüt senedindeki hükümler doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, davacının aynı konuda … Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 1994/817 esas sayılı davada, kullanım bedelinin, sözleşme ve taahhüt senedindeki hükümler doğrultusunda belirlendiğini, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, sözleşme hükümlerine göre saptanan kullanım bedelinden borcu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kullanım bedelinin sözleşme ve taahhüt senedinde belirtilen yönteme göre tesbiti gerektiği, gecikme tazminatı istenemeyeceğine dair bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık irtifak hakkı sözleşmesindeki kullanım bedelinin nasıl tesbit edileceği konusundadır. Taraflar arasındaki 4.6.1986 tarihli irtifak hakkı tesis sözleşmesinde; “İlk yıla ait yıllık tahsis bedelinin 2.000.000 TL olup, her yıl peşin olarak nakten ödeneceği, ikinci ve takip eden yılların bedelleri de hakkın başlangıç tarihi esas alınarak her yıl aynı tarihte peşin olarak ödenir. Bu müddetler içinde ödenmeyen hak bedelinin peşin ödenmeyen kısmına Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunla belirtilen gecikme zam ve nisbeti tatbik edilir. Rızaen ödemede ve tahliyede bulunulmadığı taktirde idare bu taahhütnameyi icraya koyarak bu kuralla tahsili ve tahliyeyi sağlar. İkinci ve daha sonraki yıllara ait bedel, ait olduğu yıl başlamadan önce … ve Gümrük Bakanlığınca her yıl yayınlanan Devlet İhaleleri Genelgesinde gayrimenkul kiralarında gösterilen oranları emsal kabul edilerek bu oranların bir önceki yıla ait bedele ilavesi suretiyle tesbit ve tebliğ edilir, ödemeler bu bedel üzerinden yapılır” hükmünü getirmiştir. Davalının verdiği 14.8.1986 tarihli taahhüt senedinin 7. maddesinde “İntifa hakkı sahibi, adına tahsis edilen orman sahası için her yıl peşin ödenmek şartıyla, yıllık tahsis bedeli ödeyecektir. Bu bedel ilk beş yıl için intifa hakkının veriliş tarihinden itibaren proje maliyet bedelinin binde beşidir. Bu taahhütname hükümlerinde belirtilen yıllık kullanma-tahsisi veya tecessüm bedeli yukarıda belirtilen esaslar içinde intifa hakkının tesis tarihinden itibaren beş yıl içinde geçerlidir. Bu bedel hesapları her beş yılda bir Ticaret Bakanlığı yıllık toptan eşya endeksleri fiyat yükselişleri, para değerindeki düşüş ve yükselişler önceki yıllara göre artış oranları dikkate alınarak yukarıdaki usullere göre yeniden hesaplanır ve tesbit edilen en yüksek bedel hak lehtarından orman idaresince tahsil edilir. Hak lehtarı bu bedel hesaplarını ve ödemeleri itirazsız kabul eder. Hesaplanan ve yazılı tebligata rağmen, tebliğ tarihinden itibaren bir … içinde ödenmeyen bedeller yürürlükte bulunan vadesiz banka mevduatı faiz oranı uygulanır” hükmünü getirmiştir. Buna karşılık 5.4.1995 tarihli Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkında Yönetmeliğin 52. maddesi “İzin süresinde yapılan yatırımın işletmeye geçtiği tarihten başlamak üzere, tahsis olunan arazi üzerinde kurulan işletmelere ait gayri safi yıllık gelirin %2’si takip eden yılın Eylül ayı sonuna kadar izin sahibinden tahsil edilir. Tesisin işletmeye açıldığı yıl ile takip eden birinci takvim yılı için muafiyet tanınır. Gayri safi gelire, tahsis edilen arazi üzerinde kurulan işletmelere ait tahakkuk eden her türlü mal ve hizmet satış bedelleri, faizler ile yapılan kiralamalar dahil edilir. Yıllık gayri safi geliri gösteren beyanname 01.06.1989 tarih ve 3568 sayılı kanuna göre yetkili kılınan yeminli mali müşavirlere tasdik ettirilir”. Yönetmeliğin yürürlüğüne ilişkin geçici 1-b maddesi 3116 sayılı kanun ile 6831 sayılı kanun hükümlerine göre, kamu kurum ve kuruluşları veya … ve tüzel kişilere intifa, irtifak, muvafakat, imtiyaz şeklinde verilen izinler, devam eder. Ancak, bedeller için bu yönetmelik hükümleri uygulanır. Hak sahibinin yazılı başvurusu halinde bu yönetmelik hükümleri de uygulanabilir” düzenlemesini getirmiştir. Davacı, kullanım bedelinin yukarıda açıklanan 5.4.1995 tarihli yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini iddia etmekte, davalı ise irtifak hakkı sözleşmesi ve taahhüt senedindeki hükümler doğrultusunda tesbiti gerektiğini savunmaktadır.
Anayasamızın 48. maddesi ile B.K.nun 19. maddesi gereğince hukukumuzda sözleşme serbestisi ilkesi vardır. Taraflar, yasaya, kamu düzenine aykırı olmadıkça istedikleri gibi sözleşme yapıp koşullarını belirleyebilirler. Kural olarak 3. kişilerin sözleşme hükümlerini değiştirmesi, sona erdirmesi ve müdahalesi düşünülemez. Buna sadece taraflar karar verebilir. Ancak 5.4.1995 tarihinde çıkarılan Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmelikte orman arazilerin tahsisinde alınacak kullanım bedelinin nasıl belirleneceğine dair düzenlemeler getirilmiştir. Çıkarılan bir yasa Anayasa, Yönetmelik, Yasaya aykırı hükümler içerse dahi ilgililer bu aykırılığı gerekçe göstererek uygulamadan imtina edemezler. Anayasa ve yasaya aykırı düzenlemeler yapıldığını iddia edenler bu düzenlemelerin iptali için Anayasa ve Yasalarda öngörülen mahkemelerde dava açabilirler. Açılan dava sonucu yasa veya yönetmelik iptal edildiği taktirde yasa ve yönetmelik uygulanmaz. Yasa ve yönetmelik iptal edilmediği sürece uygulaması yasal bir zorunluluktur. İrtifak hakkı bedeli için bu yönetmelik hükümlerinin uygulanacağına dair 5.4.1995 tarihli Orman arazilerinin Tahsisi Hakkında Yönetmeliğin 1.(b) maddesinin iptali için davalı tarafından açılmış bir dava olmadığı gibi bu düzenlemenin iptali konusunda dava dışı 3. kişiler tarafından açılan davalar Danıştay 8. Dairesinin 2001/2670- 2002/4618 sayılı ve 8.10.2002 tarihli 2001/4302-2002/5781 sayılı ve 12.12.2002 tarihli kararları ile de reddedilmiştir.
… Asliye Hukuk Mahkemesinin Dairemizce onanan 1994/817 esas, 2000/1150 karar sayılı ilamında irtifak hakkı bedeli sözleşme ve taahhüt senedindeki hükümler gözetilerek saptanmışsa da o davanın konusu 5.4.1995 tarihli Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkında Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önceki yıllara ait olduğundan irtifak hakkı bedelinin tesbiti yöntemi açısından davalı lehine kazanılmış hak oluşturmaz.
Bu açıklamalar doğrultusunda irtifak hakkı bedelinin 5.4.1995 tarihli yönetmelik hükümleri doğrultusunda tesbiti gerekirken sözleşmedeki hükümlere göre tesbiti usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Davacı dava dilekçesinde 67.100.680.000 TL gecikme zammı ve 151.965.761.434 TL KDV talep etmiştir. Davacının bu talebi niteliği itibariyle irtifak hakkı bedelinin süresinde ödenmemesi nedeniyle temerrüt faizi niteliğindedir. Davacı sözleşme, taahhüt senedi ve B.K. 101. maddesinde öngörülen koşullar gerçekleştiğinde temerrüt faizi isteyebilir. Davalının sözleşme ve Borçlar Kanunu hükümleri doğrultusunda temerrüde düşüp düşmediği saptanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının sözleşmeye göre gecikme tazminatı isteyemeyeceği gerekçesiyle bu istemin reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, 7.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.