YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6801
KARAR NO : 2008/11999
KARAR TARİHİ : 20.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı kurum, davalı ile imzalanan sözleşme ile davalıdan tıbbi ilaç ve malzeme satın aldıklarını, ancak davalının sözleşmeye aykırı davranarak kendilerinden fazla para tahsil ettiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 241.220,75 isviçre frankının dava açma tarihindeki TC. Merkez Bankası satış kuru üzerinden karşılığı olan 259.457,04 YTL’nın dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle ve davalının tıbbi malzemeyi sözleşme hükümlerine aykırı olarak davacıya verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 259.457,04 YTL’nın dava tarihinden itibaren değişken avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temiyiz edilmiştir.
1-Dava dilekcesinin, davalı adına … cad. … sokak No:… …-… adresine tebliğe çıkarıldığı ve ancak tanınmadığından ve mahalle muhtarlığında da kaydına rastlanmadığından tebliğ edilmeden iade edildiği, akabinde davalı şirketin Ticaret Sicil Memurluğundan elde edilen adresinde Tebligat Kanununun 35. maddesi uygulanmak suretiyle dava dilekçesinin tebliğ edildiği, ancak davalının duruşmalara gelmediği ve cevap vermediği anlaşılmaktadır. Ne varki Ticaret Sicil Memurluğu tarafından davalı şirketin adresi bildirilirken davalı şirketin 10.2.2005 tarihinde tasfiyesine karar verildiği ve tasfiye memurluğunada …’nin seçildiği belirtilerek tasfiye memurunun açık adresininde bildirildiği görülmektedir. Hemen bilirtmek gerekirki, bir ticaret şirketinin taraf bulunduğu bir dava devam ederken şirket tasfiye haline geçerse şirketin taraf ehliyeti son bulmaz ve şirket davada taraf olarak kalmakta devam eder. Bu durumda şirket davada tasfiye memurları tarafından temsil edilir. Ticaret sicilinden gelen yazıda şirketin 10.2.2005 tarihinde tasfiyesine karar verildiği bildirilmesine rağmen mahkemece tasfiyenin sona erip ermediği ve dolayısıyla yargılama ve hüküm aşamasında tüzel kişiliğin ortadan kalkıp kalkmadığı araştırılmamıştır. Tasfiyenin devam ettiğinin anlaşılması halinde dava dilekçesinin tasfiye memuruna tebliğ edilmesi gerekir. Mahkemece öncelikle, davalı şirketin tasfiye sürecine girip girmediği usulüne uygun olarak araştırılmalı, tasfiye sürecine girdiğinin anlaşılması halinde ise dava dilekçesinin tayin edilen ve Ticaret Sicil Memurluğunca ismi ve adresi bildirilen tasfiye memuruna tebliginin sağlanarak yargılama devam edilmesi gerekirken, davalı şırketin tayin edilen tasfiye memuruna dava dilekçesinin tebliği ve bu itibarla usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan, davalının savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 550,00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 20.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.