YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11359
KARAR NO : 2008/11592
KARAR TARİHİ : 13.10.2008
… vekili avukat … ile 1-… 2-… vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.10.2007 … ve 108-234 sayılı hükmün davacı. avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatlarınların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, davalılardan … ile imzalamış olduğu 26.12.1994 tarihli protokol ile kendisinin, … Mahallesi 291 Adada bulunan, … … adına kayıtlı 3 ve 4 no’lu arsaların 1.600.000 DM karşılığında ipotekli olarak davalı …’ye devredilmesi, adı geçen davalının ise, arsaların bedellerinin 525.000 DM’lık kısmını nakden, 1.075.000 DM’lık kısmını ise temlik yoluyla ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, protokolün gereği olarak aynı tarihli iki adet temlik senedi ile …’nin, Müflis … Bankasından olan toplam 28.889.120.000 TL alacağını kendisine temlik ettiğini, temlik almış olduğu söz konusu bu alacağının, aynı bankadaki kredi borcu ile takas edilmesine ilişkin talebinin ise banka tarafından kabul edilmediğini, protokol gereğince durumu bildirmesi üzerine, davalı …’nin görevlendirdiği avukat tarafından … Asliye Ticaret Mahkemesinin 1998/2022 E. sayılı dosyası üzerinden, kendisi adına banka aleyhine menfi tespit davası açıldığını, davanın reddedilerek kesinleştiğini, bu durumda, gerek 26.12.2004 tarihli protokolün 5.maddesinde, gerekse davalılar … ve babası … ile, ilk protokole ek olarak sonradan düzenlenmiş olan 4.4.1995 tarihli protokolün 3.maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiğini, takasın kabul edilmemesi karşısında, davalıların anılan protokoller gereğince temlik konusu olan 1.075.000 DM’ı ödemekle yükümlü olduklarını ileri sürerek, 1995 yılında davalı …’ye satmış olduğu arsanın bakiye satış bedeli olan 1.075.000 DM’ın her iki davalıdan aynen veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan …, …’… olan alacağını davacıya temlik ettiğini, bu temliklerle davacının kredi borcunun takas edildiğini, takasın … taraflı karşı tarafa varması gerekli bir irade beyanı olması nedeniyle, bildirimin bankaya ulaşması ile işlemin tamamlandığını, ayrıca bankanın kabulüne gerek bulunmadığını, … …’a ait olan arsaların, adı geçenin vekili tarafından ipotekli olarak nakit para karşılığında dava dışı …’ya satıldığını, bu durumun 13.4.1995 tarihli resmi senette de açıkça yazılı olduğunu, arsalar üzerinde bulunan ipoteklerin de, bedelleri alıcı … tarafından ödenmek suretiyle kaldırıldığını, alıcının bu şekilde, 3 ve 4 no’lu arsaların kendisine devredilmesi konusundaki edimini yerine getirmediğini, kaldı ki bir an için böyle bir davanın açılabileceğinin kabulü halinde dahi, protokollerde belirtilen “sonuçta paranın ödenmesi kesinleşirse” şartının da gerçekleşmediğini, bu nedenle davanın açılması için gerekli olan ön koşulun oluşmadığını, nitekim … Bankası İflas İdaresi tarafından, takasın iptaline ilişkin davacı aleyhine açılan … Asliye Ticaret Mahkemesine ait 1999/1483 E sayılı davanın yargılama aşamasında olması nedeniyle, bu hususta kesinleşmiş bir kararın da bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiş, diğer davalı … ise, 26.12.1994 tarihli esas protokolde imzası ve kefaleti bulunmadığından, kendisi hakkındaki davanın öncelikle husumet, kabul edilmediği takdirde ise yine aynı nedenlerle esastan reddini talep etmiştir.
Mahkemece davacının, müflis banka geçici yönetimine davalı …’den temliken aldığı alacağını takas ettiğini bildirdiği, ancak banka tarafından takas talebinin kabul edilmediği, niza konusu taşınmazların davalı …’ye temlikine ilişkin davacı ediminin yerine getirilmediği, … … adına kayıtlı olan taşınmazların, … adlı dava dışı bir kişiye temlik edildiği, takasın banka tarafından kabul edilmemesi konusundaki işlemlerden dolayı davalı …’nin bir ihmalinin de bulunmadığı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … ile davalılar arasında imzalanan 26.12.1994 tarihli protokolle davacının, dava dışı … … adına kayıtlı olan 3 ve 4 no’lu …ellerin, davalı …’ye 1.600.000 DM karşılığında ipotekli olarak satılmasını üstlendiği, ödemenin 525.000 DM’lik kısmının nakden, kalan 1.075.000 DM’lik kısmının ise temlikle yapılacağının kabul edildiği, bu doğrultuda davalı …’nin, … Bankasındaki alacağının 29.388.000.000 TL’lik kısmını davacıya temlik ettiği, davacının da temlik aldığı bu alacakla …’taki kredi borcunun takas edilmesi konusunda bankaya bildirimde bulunduğu, takas işlemlerinin yapılmaması veya ileride iptal edilmesi halinde …’nin nakden ve defaten 1.075.000 DM’yi ödeyeceğinin, bu durumda davacının da söz konusu temlikleri davalıya iade edeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmakta olup, 4.4.1995 tarihli ek protokolle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin değişik ifadelerle ancak daha ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir. Davacı, temlik konusu alacakla kredi borcunun takasına ilişkin talebinin banka tarafından kabul edilmediğini, bu hususta açtığı menfi tespit davasının da reddedilip aleyhine kesinleştiğini ileri sürerek, her iki protokoldeki ilgili hükümler gereğince davalı …’ye devredilen arsaların bakiye bedelleri olan 1.075.000 DM’nin tahsili için eldeki davayı açmış, davalılar ise, arsaların satışının kendilerine yapılmadığını, bu nedenle protokoller gereğince davacıya karşı borçlu olmadıklarını, kaldı ki kredi borcunun ödenmesi ile ilgili kesinleşmiş bir eda davasının da mevcut bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir. Görüldüğü üzere taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, sözü edilen protokoller gereğince davalıdan “bakiye bedelin ödenmesi” konusundaki karşı edimin ifasını talep eden davacının, öncelikle kendi edimini yerine getirip getirmediğinin, bundan sonraki aşamada ise dava konusu edimin ifasının talep edilmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığının irdelenmesi gereklidir.
Davacının, protokoller gereğince 3 ve 4 no’lu arsaların davalıya devredilmesine ilişkin edimini yerine getirip getirmediğinin incelenmesinde;
Davacının protokollere göre davalı …’ye satışını temin etmekle yükümlü olduğu, eşinin kız kardeşi dava dışı … … adına kayıtlı olan 3 ve 4 no’lu arsaların, … …’a vekaleten vekili … tarafından 13.4.1995 tarihinde tapuda yapılan resmi senetle dava dışı …’ya devredildiği sabittir. Davacı, davalı …’nin talimatı ile arsaların adı geçen kişiye devredildiğini ileri sürerken, davalılar ise, …’nun üçüncü bir kişi olduğunu, nakit ödeme karşılığında arsaları satın aldığını, dolayısıyla davacının bu konudaki edimini yerine getirmediğini savunmaktadırlar. Arsaların …’ya devrinin, 4.4.1995 tarihli protokolden kısa bir süre sonra olan 13.4.1995 tarihinde yapıldığı, davalı … tarafından bu tarihten sonra da protokollerin gereklerinin yerine getirilmeye devam edildiği, 4.4.1995 tarihli protokolün 3.maddesinde yer … “…… …, kredi borcu kendisinden tekrar istenmesi halinde, durumu derhal …’ye haber verecek. … yasal girişimleri … … namına her türlü masraflar kendisine ait olmak üzere üstlenecek.” Hükmüne uygun olarak gerek davacı tarafından müflis bankaya karşı açılan gerekse banka tarafından davacı aleyhine açılan davalarda davacının, …’nin eldeki davada da vekili olan avukat … tarafından temsil edildiği, son olarak da 30.12.1999 tarihli ihtarda davacının, 4.4.1995 tarihli protokolün 3.maddesindeki taahhütten bahsettikten sonra “size arsaların satışı yapılmıştır.” şeklindeki açıklaması üzerine davalı …’nin bizzat kendi adı ve imzası ile göndermiş olduğu 5.1.2000 tarihli “cevabi ihtar”da, “arsa devrinin kendisine değil, üçüncü kişiye yapıldığı” yönünde herhangi bir itirazının bulunmadığı, aksine kendisinin “protokolün gereğini fazlasıyla yerine getirmekte olduğunu, yasal her türlü girişimlerin davacı adına yapıldığını, iflas eden bir bankaya kesinleşmiş bir karar olmadan paranın ödenmesinin mümkün olmadığını” belirtmesi ve ayrıca tapuda alıcı görünen …’nun davalılardan …’nin kız kardeşi, diğer davalı …’nin ise kızı olup, … grubunun ticaret şirketlerinin de yönetim kurulu üyesi olması karşısında, söz konusu arsaların dava dışı …’ya davalı …’nin talimatı ile devredildiğinin, dolayısıyla davacının da bu husustaki edimini yerine getirdiğinin kabulü gerekir.
Bu tespitten sonra, dava konusu edimin ifasının talep edilmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığının incelenmesine gelince;
Davacının, “temlik olunan alacakların kredi borcu ile yapılan takas işlemi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti” talebine yönelik olarak, Müflis … Bankası A.Ş. İflas İdaresi aleyhine 25.9.1998 tarihinde … Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu 1998/2022 E. 1999/767 K. sayılı menfi tespit davası, 13.7.1999 tarihli kararla “temliklerin, bankanın faaliyetinin durdurulması tarihinden sonra yapılmış olması nedeniyle, takas işleminin geçersiz olduğu ve davalıyı bağlamayacağı” gerekçesiyle reddedilmiş, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 17.4.2003 tarihli kararı ile “…ve özellikle bankacılık işlemleri yapma ve mevduatı kabul etme izni 20.4.1994 tarihinde kaldırılan … A.Ş. aciz halinde bulunduğundan, 26.12.1994 tarihli temlikname ile temlik edilen alacakla borcun takasına yönelik talebin İİK’nun 201.maddesi uyarınca geçersiz kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre” açıklaması ile hüküm onanmış, karar düzeltme istemi de, 9.4.2004 tarihinde reddedilmiştir. Yine Müflis … A.Ş. İflas İdaresinin, “26.12.1994 tarihinde takas bildiriminde bulunan … …’ın takas talebinin İİK’nun 201. maddesi gereğince geçersiz olduğundan bahisle 1.696.345 DM ve 127.464.418 TL’nin tahsili” talebine ilişkin olarak … Asliye Ticaret Mahkemesinde, 24.12.1999 tarihinde açmış olduğu 1999/1483 E. sayılı dava, daha önce reddedilmiş, davacının temyizi üzerine Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2006/1239 E. 2006/5158 K. sayılı ilamı ile “Somut olayda takasa itirazın koşullarının gerçekleştiği, aynı takas nedeniyle açılan menfi tespit davasında mahkemece takas iddiası kabul edilmeyerek dava reddedildiğine göre aynı takas iddiasına dayanan savunmanın kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacı banka iflas masasının talepte haklı olduğu miktar saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” açıklaması ile 11.5.2006 tarihinde bozulmuş, 1.5.2007 tarihinde de davalı …’ın karar düzeltme talebi reddedilmiş olup, karar henüz kesinleşmemiştir. Bu arada davaya konu olan taşınmazlar üzerinde 24.7.1989 tarihinde tesis edilen 2.400.000.000 TL ve 22.13.1993 tarihinde tesis edilen 7.600.000.000 TL miktarındaki ipotekler de, banka tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip üzerine, taşınmazların tapuda maliki görünen … adına 23.10.1998 tarihinde toplam 10.000.000.000 TL ödenmek suretiyle kaldırılmıştır.
Taraflar arasındaki 26.12.1994 tarihli protokolün 5.maddesinde bulunan “Takas işlemlerinin yapılmaması veya ileride iptal edilmesi halinde …, …’a nakden ve defaten 1.075.000 DM ödeyecektir. Bu takdirde … üzerindeki temliki, …’ye iade edecektir. Bu bedelden ipotek ödenmiş ise bedeli düşülecektir.” ve 4.4.1995 tarihli protokolün 3.maddesinde bulunan “…… …’ın … banktaki … kredi borcunun kendisinden tekrar istenmesi….halinde … yasal girişmleri … … namına üstlenecek, sonuçta paranın ödenmesi kesinleşirse, 1.075.000 DM ve bu miktara tekabül eden faiz ve masrafları ile birlikte bankaya nakden ödemeyi … ve … müteselsilen taahhüt ederler.” Hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, az yukarda açıklanan … Asliye Ticaret Mahkemesinde davacının açmış olduğu 1998/2022 E. 1999/767 K. sayılı menfi tespit davasının reddedilerek kesinleşmesi ve banka tarafından, “takasın iptali ve alacağın tahsiline” ilişkin … Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 1999/1483 E. sayılı davanın ise henüz kesinleşmese de, kesin hüküm halini … menfi tespit davasına atıfta bulunulmak suretiyle, aynı doğrultuda karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş olması nedeniyle protokollerde sözü edilen “…sonuçta paranın ödenmesi kesinleşirse” şartının da oluştuğunun kabulü gerekir. O halde 26.12.1994 tarihli protokolün 5. ve 4.4.1995 tarihli protokolün 3.maddeleri gereğince, davacının bakiye alacağı olan 1.075.000 DM’nin, ödenen ipotek bedellerinin mahsubundan sonra kalan miktarından, davalıların sorumlu olduklarının kabulü ile buna göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, davacının arsaların devri konusundaki edimini yerine getirmediğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.