Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/415 E. 2009/1097 K. 02.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/415
KARAR NO : 2009/1097
KARAR TARİHİ : 02.02.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 05.05.2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı … oğlu …, dava konusu … köyü 178 ada 34 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “… oğlu … …” yazılı kaydının düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmazın kadastro tutanağında anlaşıldığı üzere dava konusu taşınmaza dayanak 1936 yılı 151 nolu “harabe civarı” mevki vergi kaydının getirtilmediği gibi, kadastro tutanağının “edinme sebebi” sütununda özetle “…taşınmazın vergi kaydı ile … … adına kayıtlı olduğu, …. kayıt malikinin 1980 yılında taşınmazını bila bedelle … oğlu … …’e satarak zilyetliğini devrettiği…” yazılıdır. Edinme sütununda kayıt malikinin taşınmazı 1980 yılında satın aldığı anlaşıldığından, mahkemenin kabulüne göre 01.08.1972 doğumlu olan davacının taşınmazı 8 yaşında satın aldığı şeklinde
hayatın olağan akışına uygun düşmeyen bir durum ortaya çıkmaktadır. Ayrıca 15.10.2008 tarihli oturumda dinlenilen davacı tanığı … beyanında, davacı …’in babasının dedesinin adının … olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece; … köyü 178 ada 34 parsel sayılı taşınmazın dayanak vergi kaydı ile davacının muris babası …’in baba ve dedesini gösterir nüfus aile kaydı getirtilmeden ayrıca davacının 01.08.1972 olan doğum tarihi göz önüne alınarak kadastro tutanağında kayıt malikinin taşınmazı 1980 yılında aldığına dair çelişkili durum giderilmeden mülkiyet nakline yol açabilecek şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılan nedenlerle, davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.