Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/589 E. 2009/1391 K. 06.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/589
KARAR NO : 2009/1391
KARAR TARİHİ : 06.02.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.4.2007 ve 15.5.2008 gününde verilen dilekçeler ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.7.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 1/5 paydaşı bulunduğu 229 parsel sayılı taşınmazın davalı …’a ait 232 parsel sayılı taşınmazda bulunan arktan sulandığını, davalının arkı kapattığını ileri sürerek davalıya ait taşınmazdan mecra hakkı kurulmasını istemiş, birleşen dosya ile de davayı 231 parsel maliki …’a da yöneltmiştir.
Davalı … davanın reddini savunmuş, davalı … bir diyeceği bulunmadığını söylemiş, davalı … vekili de doğalgaz boru hatlarına zarar vermeden çalışma yapılmasını istemiştir.
Mahkemece, 229 parsel yararına 231 ve 232 parsel sayılı taşınmazlardan mecra hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü, 232 parsel maliki davalı … temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2-Dava, Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca “Her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
Somut olayda, davacının paydaşı olduğu 229 parsel sayılı taşınmazın sulama ihtiyacı içinde bulunduğu sabittir. Mahkemenin hükme esas aldığı 10.01.2008 tarihli fen bilirkişi raporunda 229 parsel yararına 231 ve 232 parsel sayılı taşınmazların güney sınırından 1 metre genişliğinde mecra hakkı kurulmuştur. Ancak, hüküm fıkrasında mecranın nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği gösterilmemiştir. Bu nedenle, infazda duraksamaya neden olacak biçimde mecranın nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği belirlenmeden istemin hüküm altına alınması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 06.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi