Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/13093 E. 2007/1634 K. 12.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13093
KARAR NO : 2007/1634
KARAR TARİHİ : 12.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile yapmış oldukları 23.5.2000 tarihli sözleşme ile kendisine ait arsa ile davalıya ait meskenin takas edildiğini, davalıya ait dairenin, kendisine ait arsanın ½ değerinde olduğunu, arsanın kalan ½ değeri karşılığında da davalı ile ortaklık kurmaları konusunda anlaştıklarını, davalıdan takasla satın aldığı dairenin iskan ruhsatı ile elektrik ve su aboneliklerinin olmadığını, bu nedenle 28.000.000.000 TL değerinde olan daireyi ancak 21.000.000.000 TL’ye üçüncü kişiye satabildiğini, 7.000.000.000 TL zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 7.000.000.000 TL’nin satış tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiş, 24.2.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile de, ortaklığın gerçekleşmemesi nedeniyle davalıya devretmiş olduğu arsanın ½ değeri kadar zarara uğradığını belirterek, bu miktar alacağının da faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, tapuda satış işlemlerinin tamamlandığını, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine, ıslah dilekçesinde talep edilen miktar açıklanmadığından, harç da ikmal edilmediğinden, ıslahla ilgili talebin de reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2006/13093-2007/1634
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında bulunan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava dilekçesinde, davalıdan takasla satın aldığı meskeni, değerinden daha düşük bedelle satmak zorunda kalması nedeniyle 7.000.000.000 TL tazminatın ödetilmesini talep etmiş, 24.2.2006 tarihli ıslah dilekçesiyle de, davalı ile ortaklık kurmak amacıyla kendisine ait arsanın ½’ sini davalıya devrettiğini, ancak ortaklığın kurulmaması nedeniyle arsanın ½ değeri kadar daha zarara uğradığını belirterek, uğramış olduğu bu zararın da tahsilini talep etmiş, aynı tarihte 175.000.000.000 TL harcı da yatırmıştır. Mahkemece, ıslah dilekçesinde, ortaklığın kurulmaması nedeniyle talep edilen tazminat miktarının açıklanmadığı, sadece dava dilekçesinde talep edilen 7.000.000.000 TL’lik istemin tekrarlandığı, davalının da ıslah talebini kabul etmemesi gerekçeleriyle ıslah istemi reddedilmiştir. Oysa ki, HUMK’nun 83. ve devamı maddeleri gereğince kısmi davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olan davacının, dilerse ek dava açmak yerine saklı tuttuğu alacak bölümü için o dava içinde ıslah yoluyla talepte bulunması mümkündür. HUMK.nun 87. maddesinin “Müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez” şeklindeki son cümlesi, Anayasa Mahkemesinin 7.11.2001 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 20.7.1999 tarihli kararıyla iptal edilmiş olduğundan davadaki talep sonucunun kısmi ıslah yoluyla artırılması usulen olanaklı hale gelmiştir. Somut olayda da davacı, saklı tuttuğu alacak bölümü için 24.2.2006 tarihli dilekçe ile ıslah talebinde bulunmuş, aynı tarihte 175.000.000 TL harcı da yatırmıştır. Humk’nun 75. maddesinin 2.fıkrası gereğince talep sonucunun ve müddeabihin açık olmaması halinde hakimin davacıya bu hususlarda açıklama yaptırma yetkisi ve görevi bulunmaktadır. Kaldı ki davacının ıslah dilekçesiyle, davalıya devredilen arsanın ½ değeri kadar talep sonucunu artırdığı da anlaşılmaktadır. O halde mahkemece ıslah konusu olan talep hakkında, HUMK’nun az yukarda açıklanan 75 ile 83 ve devamı maddeleri gereğince işlem yapılarak, gerektiğinde eksik harç tamamlattırılmak suretiyle, davacının delilleri ve karşı delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, HUMK’nun ilgili hükümleri ile somut olayın özelliğine, dava ve usul ekonomisine uygun düşmeyen gerekçelerle ıslah talebinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 12.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.