Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3385 E. 2022/7479 K. 27.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3385
KARAR NO : 2022/7479
KARAR TARİHİ : 27.10.2022

MAHKEMESİ : TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Espiye Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28.01.2020 tarih ve 2017/339 E. – 2020/55 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.03.2021 tarih ve 2021/275 E. – 2021/374 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı ile dava dışı Espiye Kon. İnş. Gıda Nakl. Ltd. Şti. arasında 15.01.2016 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesini müvekkillerinin 150.000,00 TL limitle müteselsil kefaleti sıfatıyla imzaladığını, davacılardan …’un 29.11.2011-12.12.2016 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin ortağı olduğunu, davacı …’un 12.12.2016 tarihinde şirket hissesini dava dışı Mehmet Öztürk’e devrettiğini, devir sonrasında kefaletin sonlandırıldığının davalıya bildirildiğini, 15.01.2016 tarihli kredi sözleşmesine ilişkin herhangi bir borcun bulunmadığını, bu olaylar sonrasında davalının şirket yöneticisi Mehmet Öztürk ile yeni bir kredi sözleşmesi imzalayarak bu sözleşme uyarınca dava dışı şirkete yeni krediler kullandırdığını, yeni kredi sözleşmesinde davacıların imzalarının bulunmadığını, buna rağmen davalı banka tarafından müvekkillerine gönderilen hesap kat ihtarı ile 198.648,73 TL kredi borcunun ödenmesinin istendiğini ileri sürerek, davacıların borçlu olunmadığının tespitine, davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 15.01.2016 tarihli kredi sözleşmesine konu borç davacı kefil tarafından ödendiğinden davanın konusu kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davaya konu borcun 193.312,96 TL’sinin icra baskısı altında ihtirazi kayıtla 06/11/2017 tarihinde ödendiği, davacıların 15/01/2016 tarihinde düzenlenen genel kredi sözleşmesi sebebiyle dava tarihi itibariyle borçlarının 150.000,00 TL asıl alacak, 2.408,33 TL işlemiş faiz ve 120,42 TL BSMV olmak üzere toplam 152.528,75 TL olduğu gerekçesiyle davacıların menfi tespit talebi yönünden davanın kabulü ile davacıların 15/01/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi nedeniyle 06/11/2017 tarihli ödeme dışında davalı bankaya 5.336,13 TL borçlu olmadığının tespitine, davacıların istirdat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile davacıların 15/01/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi nedeniyle fazla yatırılan 40.784,21 TL’nin ödeme tarihi olan 06/11/2017 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin 152.528,75 TL talebin reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu borcun 17.02.2017 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca 26.05.2017 ila 07.09.2017 tarihleri arasında kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, her ne kadar bilirkişi raporunda 17.02.2017 tarihli sözleşme metninde bu sözleşmenin 15.01.2016 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğuna ilişkin hüküm bulunduğundan hareketle davacıların sorumluluğuna gidilmiş ise de 17.02.2017 tarihli sözleşmenin kefalete ilişkin bölümünün (f) bendi uyarınca yapılan değerlendirmelerden bahsi geçen hükmün davacıların sorumluluğunu doğurmayacağı, daha sonradan imzalanan sözleşme uyarınca verilen teminatların önceki kredilerden kaynaklı borcun da teminatı sayılmasına ilişkin olduğu sonucuna varıldığı, davacıların imzası bulunan sözleşme uyarınca ödenmemiş borcun bulunmadığı, talep edilen alacağın davacıların imzası olmayan daha sonraki tarihli sözleşmeden kaynaklandığı, davacıların icra tehdidi altında yapılan ödemenin istirdadını istemekte haklı oldukları gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere; davacıların davasının kabulü ile davacıların 17.02.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 11.10.2017 tarihli hesap kat ihtarı uyarınca davalıya borçlu olmadıklarının tespitiyle dava sonrasında icra tehdidi altında 06.11.2017 tarihinde davalıya ödenen 193.312.96.- TL’nin ödeme tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacı …’a verilmesine, davacıların tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 9.812,79 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 27/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.