Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/2471 E. 2022/6479 K. 06.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2471
KARAR NO : 2022/6479
KARAR TARİHİ : 06.10.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonucunda; Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi;
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları…’ın yaşlı ve hasta oluşundan faydalanan davalı oğlu …’ın 928 ada 1 ve 12 ile 935 ada 1 parsel sayılı taşınmazları baskı ile devraldığını, mirasbırakanın sağlığında davalı aleyhine çekişmeli taşınmazlarla ilgili tapu iptali ve tescil davası açtığını, ancak yine davalının baskısı ile davadan vazgeçtiğini, …’ın taşınmazı kayınbiraderi davalı …’e devrettiğini ileri sürerek, davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar, iddiaların doğru olmadığını, mirasbırakanın Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/308 Esas – 2012/777 Karar sayılı kararı ile aynı konuları içeren dava açtığını ve bu davadan feragat etmesi nedeniyle davanın reddedildiğini, eldeki davada da dava şartının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15/03/2016 tarihli ve 2015/453 E., 2016/132 K. sayılı kararıyla; mirasbırakan tarafından çekişmeli taşınmazın temlikinin irade bozukluğu ile geçersiz olduğu iddiasıyla açılan tapu iptal tescil davasından feragat edildiği, feragat nedeniyle reddedilen dava ile eldeki davada dayanılan hukuki sebebin ve konunun aynı olduklarının anlaşılması üzerine, kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 18/06/2020 tarihli ve 2017/3771 E., 2020/2831 K. sayılı kararıyla; “…Hemen belirtmek gerekir ki; bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren BK. nin 246. TBK. nin 297. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur. Öte yandan, TBK’nun 297. maddesine göre; bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir. Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler. Bağışlayan sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler. Hâl böyle olunca, yukarıdaki ilke ve açıklamalar gözetilerek öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenmesi, süresinde açılmışsa işin esası incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15/12/2021 tarihli ve 2020/854 E., 2021/788 K. sayılı kararıyla; mirasbırakan…’ın oğlu …’ın açmış olduğu bağıştan rücu davasından 28/12/2012 tarihinde feragat ettiği, mirasbırakanın öldüğü 10/11/2014 tarihine kadar herhangi bir irade beyanında bulunmadığı, dosya kapsamından bakım akdinin davalı … tarafından ifa edildiği, davalı kayıt maliki Salih’in kötüniyetinin ispat edilemediği, mirasbırakanın 28/12/2012 tarihli feragat beyanından itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin 29/12/2013 tarihinde dolduğu, mirasbırakanın 05/03/2014 tarihli Savcılık beyanında kendisine davalı oğlu …’ın baktığını beyan ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili, mirasbırakanın sağlıklı karar veremediğini, çocuklarının yönlendirmeleriyle taşınmazlarını devrettiğini, davalı …’ın taşınmazları başkasına devretmesinin işlemin hukuka aykırı olduğunu bildiğinin göstergesi olduğunu, davalı …’ın da davacılar Fatmana ve Yurdakul aleyhine muris muvazaasına dayalı dava açtığını, davaların birleştirilerek görülmesinin daha sıhhatli olacağını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mirasbırakana teb’an açılan bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Bilindiği üzere, bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürürlü (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece 818. sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 241. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 291. maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de BK. nin 244/3. TBK. nin 295. maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir.
Hemen belirtmek gerekir ki; bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren BK. nin 246. TBK. nin 297. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur.
Öte yandan, TBK’nun 297. maddesine göre; bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir.
Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler. Bağışlayan sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.
6.3. Değerlendirme
Hükmüne uyulan (IV/2) numaralı paragraftaki bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak (IV/3.) numaralı paragrafta gösterilen şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
V. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.