YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6256
KARAR NO : 2022/6572
KARAR TARİHİ : 10.10.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine ilişkin verilen kararın Dairece düzeltilerek onanması üzerine, süresi içinde birleştirilen dava davacısı Hazine vekili ve davalı … mirasçıları vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla; karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı …; dava konusu 7101 ada 4 sayılı parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı … adına tespit ve tescil edildiğini, ancak taşınmazın kök muris …’den kaldığını ve mirasçılar arasında yapılan rızai taksim sonucunda taşınmazın annesi …’e düştüğünü, annesi …’ün de 1986 yılında taşınmazı kendisine sattığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının ölümü üzerine mirasçıları davayı takip etmişlerdir.
2. Birleştirilen davada davacı …; dava konusu taşınmaz kadastro çalışmaları sonucunda davalı … adına tespit ve tescil edilmişse de davalı lehine iktisap koşullarının bulunmadığını, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı …; dava konusu taşınmazın kök muris …’den kalmadığını, taşınmazın kendisine ait olduğuna ilişkin eski tapu kaydı ve mahkeme kararı bulunduğunu, taşınmazın rızai taksimde davacının annesi …’e kaldığının da doğru olmadığını, bahsedilen satış senedinin başka bir taşınmaza ait olabileceğini belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında davalının ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05/07/2012 tarihli ve 2011/439 E., 2012/284 K. sayılı kararıyla; iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16/12/2013 tarihli ve 2013/612 E., 2013/19169 K. sayılı ilamıyla; “…Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Öncelikle 7101 ada 4 parselin 1986 tarihli satış senedi kapsamında kalıp kalmadığının keşfen belirlenmesi zorunludur. Dava konusu taşınmazın tarafların annesi…’nin babası …’den kaldığı yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğinden …’ün terekesinin tüm mirasçılarının katılımıyla usulüne uygun olarak taksim edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması, taksim sonucu murisin kızı …’e düşmüş ise,…’nin de 1986 yılında oğlu…’a satışının miras payının devri (TMK 677) niteliğinde olduğunun kabulüyle şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi düşünülmelidir…O halde mahkemece yapılacak iş; yerel bilirkişilerin mahkemece belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tarafların bildirdiği tanıkların HMK’nın 243. ve 244. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu taktirde HMK’nın 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, dava konusu 7101 ada 4 parselin 1986 tarihli satış senedi kapsamında kalıp kalmadığının yerel bilirkişi ve tanıklara sorular yöneltilmek suretiyle saptanması, muris …’ün terekesinin tüm mirasçılarının katılımıyla usulüne uygun olarak taksim edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması, ondan sonra istek konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır….” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 20/11/2020 tarihli ve 2014/132 E., 2020/619 K. sayılı kararıyla; dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile kök muris …’ün terekesinin mirasçıları arasında taksim edildiği ve dava konusu taşınmazın davacının annesi …’e düştüğü, taşınmazın 1986 tarihli satış senedi kapsamında kaldığı ve bu tarihinden itibaren davacı … tarafından kullanıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; davacı … tarafından açılan birleştirilen davanın ise ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı … mirasçıları vekili, birleştirilen davada davacı … vekili ve asıl ve birleştirilen davada davalı … mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Onama Kararı
Daire’nin 29/03/2022 tarihli ve 2021/8734 E., 2022/2563 K. sayılı ilamıyla; hükmün yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
6. Onama Sonrası Karar Düzeltme Başvuranlar
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davada davacı … vekili ve asıl ve birleştirilen davada davalı … mirasçıları vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
7. Karar Düzeltme Nedenleri
7.1. Davalı … mirasçıları vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın davalı …’e ait olduğunu ve uzun yıllardır Necdet tarafından kullanıldığını, iddiaların gerçek olmadığını, dosyaya sunulan tapu kaydı ve Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/604 E., 1973/697 K. sayılı kararı ile taşınmazın davalıya ait olduğunun açık olduğunu, ancak mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmadığını, eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, bozma kararının gereklerinin de yerine getirilmediğini, taşınmazın …’den geldiğine ve taksim yapıldığına dair belge bulunmadığını, ayrıca Kahramanmaraş Kadastro Mahkemesinin 2011/40 E. sayılı dava dosyası kesinleşmeden karar verildiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
7.2. Birleştirilen davada davacı … vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın 1956, 1988. 2002 tarihli gizli memleket haritaları ve 1952, 1985 ve 1999 tarihli hava fotoğraflarında taşınmaz üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet olmadığının ve hali vaziyette arazi olduğunun belirtildiğini, mahkemece eksik inceleme sonucunda usul ve yasaya aykırı olarak asıl davanın kabulüne karar verildiğini, oysa asıl davada davacı lehine iktisap koşullarının oluşmadığını, taşınmaz üzerinde davacının zilyetliğinin bulunmadığını, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda da taşınmazın hali vaziyette olduğunun belirtildiğini, teknik raporlar incelenmeden karar verildiğini belirterek, kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
8. Gerekçe
8.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
8.2. İlgili Hukuk
8.2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
8.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
8.2.3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi, “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.” hükümlerini içermektedir.
8.2.4. 6100 sayılı HMK’nın 190/1. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Yine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
8.3. Değerlendirme
8.3.1. Dosyanın incelenmesinde, asıl ve birleştirilen davaya konu 7101 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında ırsen intikal, rızai taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 09/01/2010 tarihinde davalı … adına tespit ve tescil edildiği, kadastro tespitinin 21/01/2011 tarihinde kesinleştiği, asıl dava davacısı….’ün ırsen intikal, rızai taksim ve 1986 tarihli satış senedine dayandığı, birleştirilen dava davacısı Hazine’nin ise taşınmazda zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını ileri sürdüğü, bozma sonrası yapılan keşif üzerine hazırlanan ziraat bilirkişisi raporunda taşınmazın %2-4 eğimli 3. sınıf tarım arazisi olduğu belirtilmiş ise de aynı bilirkişi tarafından taşınmazın evveliyatına ilişkin olarak düzenlenen ek raporda taşınmazın keşif tarihinde hali arazi şeklinde, boş ve imar ihyası yapılmamış bir taşınmaz olduğunun belirtildiği, yine orman mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmaz üzerinde tarım olmadığının, yabani otlar ile yer yer keven bitkisinin bulunduğunun, zemininin işlenmediğinin, çevresinde aynı yapıda hali araziler bulunduğunun, taşınmazın %20 orta taşlı, yer yer %3-4 ye yer %5-8 eğime sahip olduğunun belirtildiği, 1956 ve 2016 yılları arasındaki çeşitli yıllara ilişkin olarak incelenen memleket haritaları, hava fotoğrafları ve uydu fotoğraflarında taşınmazın zemininin işlenmediğinin ve hali arazi olarak göründüğünün belirtildiği, bozma sonrası yapılan keşif sırasında dinlenen tanıkların taşınmazdın boş hali arazi şeklinde olduğu ve üzerinde hayvan otlatıldığı yönünde beyanda bulunduğu, taşınmaza komşu muhtelif parseller hakkında Hazine tarafından açılan kimi davaların kabul edilerek kesinleştiği, komşu parsellerin kadastro tutanak ve dayanakları ile bu parsellere ilişkin dava dosyalarının kesinleşmiş hükümlerinin dosya arasında bulunmadığı anlaşılmıştır.
8.3.2. Mahkemece birleştirilen dava davacısı Hazine iddialarının sübut bulmadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan hususlar nedeniyle birleştirilen davada ileri sürülen iddiaların Mahkemece yeterince araştırıldığını söylemek mümkün bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
8.3.3. Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle davaya konu taşınmaza komşu 7101 ada 1, 2, 3, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak ve dayanakları getirtilerek uygulanmalı ve komşu taşınmazların davaya konu taşınmazı ne okuduğu belirlenmeli, varsa bu taşınmazlar hakkında açılan dava dosyaları getirtilerek verilen hükümlerin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli ve bu dava dosyalarında yapılan tespitlerden takdiri delil olarak faydalanılmalı, birleştirilen dava davacısı Hazinenin iddialarının tam olarak aydınlatılması adına masrafı Hazine’den tahsil edilmek suretiyle jeodezi-fotogrametri mühendisi bilirkişisi, üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi ile tanıkların katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılmalı, dinlenecek tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı, ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli ve taşınmazın fotoğraflarını da içeren rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden taşınmazın niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; tanık ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
V. SONUÇ
Açıklanan hususlar; karar düzeltme isteği üzerine bu kez yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, karar düzeltme talebinin HUMK’nın 440. maddesi uyarınca kabulüne; Dairenin 29/03/2022 tarihli ve 2021/8734 E., 2022/2563 K. sayılı düzelterek onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Yerel Mahkemenin 20/11/2020 tarihli ve 2014/132 E., 2020/619 K. sayılı kararının HUMK’nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz ve karar düzeltme aşamasında alınan peşin harcın yatırana iadesine, 10/10/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.