YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23564
KARAR NO : 2012/23227
KARAR TARİHİ : 18.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili cevabında, işyerinde yönetim hakkı çerçevesinde organizasyonel değişikliği gidildiği davacının mali ve sosyal hakları saklı kalmak kaydıyla kıdemli müşteri ilişkileri uzmanı pozisyonuna atanmasının uygun bulunduğu hususu kendisine yazılı olarak bildirildiği halde davacının yapılmış olan bu değişikliği kabul etmediği, bu sebeple iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca sonlandırıldığını, davacının çalışma koşullarında herhangi bir değişikliğin yapılmadığını, aksine pozisyonun yükseltiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece fesih öncesi döneme ilişkin olarak sunulmuş olan organizasyon şemalarında kıdemli müşteri ilişkileri uzmanı şeklinde bir kadronun bulunmadığı, davacı işçinin yeni görevi ile ilgili gerekli şekilde bilgilendirilmediği, teklif edilen pozisyonun daha düşük statüde bir görev olduğu, davalı firmanın faaliyet alanı gözetildiğinde davacı işçinin yaptığı işin ortadan kalkmasının söz konusu olmadığı bu işlerin üç kişi yerine iki kişi tarafından yapılmasının uygun görüldüğü, pozisyonlarda bir daralmaya gidilmesi halinde öncelikle sahada görev yapan işçinin değil yönetici durumundaki çalışanların değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda kendi yaptığı iş ortadan kalkmamasına rağmen davacı işçiye alt pozisyonda başka bir işin önerilmesinin tutarlı bir uygulama olmadığı kanaati ile davanın kabulüne, davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma imkanlarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, 02.09.2009 tarihinden itibaren çalışan davacının iş sözleşmesinin 07.07.2011 tarihli yazılı fesih bildirimi ile sektörel dinamikler ile rekabet koşullarının şirket organizasyon yapısında değişikliğe gidilmesini zorunlu hale getirdiği, yönetim hakkı kapsamında alınan işletmesel karar çerçevesinde “KA Satışlar Sorumlusu” olarak sunmakta olduğu göreve ait tüm mali ve sosyal haklar saklı kalmak kaydı ile 01.07.2011 tarihi itibari ile “müşteri hizmetleri kıdemli uzmanı” olarak devam edilmesinin uygun görüldüğü, çalışma şartlarındaki bu değişik yazılı olarak tebliğ edildiği halde davacının bu değişikliği kabul etmemesi üzerine iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun’un 22. maddesine istinaden feshedildiği belirtilmiştir.
İşyerinde 16.06.2011 tarihli İcra Kurul Kararı yeni organizasyon değişikliğine gidildiği ve Endüstiryel Direktörlüğe bağlı Müşteri Hizmetleri İlişkileri ve Tedarik Zinciri Yönetimi departmanlarının kurulduğu, KA Satışları Yönetiminin sadeleştirilerek bu kapsamda KA Kıdemli Satış Uzmanı pozisyonun kaldırılarak bu görevde çalışanların 01.07.2011 den itibaren kıdemli Müşteri İlişkileri Uzmanı olarak atanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda davacıya 21.06.2011 tarihinde yazılı olarak yeni görevinin mevcut özlük ve mali haklarıyla doğrudan Müşteri İlişkileri Müdürüne bağlı olan “Kıdemli Müşteri Hizmetleri Uzmanlığı” teklifi bildirilmiş ve davacı esaslı değişiklik olarak değerlendirdiği bu durumu kabul etmediğini yazılı bildirmiştir.
Somut olayda işverenin yönetim hakkı kapsamında aldığı işletmesel karar ile zorunlu gördüğü sebeplerle organizasyon değişikliğine gittiği bu kapsamda davacıya özlük ve mali haklarında geriye gidiş olmayacak şekilde yeni kurulan Müşteri Hizmetleri Müdürülüğü kapsamında müdür pozisyonunun hemen altında yer alan kıdemli müşteri hizmetleri uzmanlığının teklif edildiği, davacının önceki işininde Zincir Mağazalar Müdürü pozisyonunun altındaki zincir mağaza satış uzmanı olduğu her iki pozisyonun sunulan organizasyon şemalarındaki konumlarına göre paralellik arz ettiği, yeni durumun davacının pozisyonunu daha geriye götürmediği özlük ve mali haklarının da korunduğu anlaşıldığından ve önceki pozisyonundaki üç olan kadronun sadeleştirilerek ikiye düşürüldüğü bu görevdeki davacıya eş konumlu yeni bir pozisyon önerildiği anlaşıldığına göre davacı aleyhine esaslı bir değişikliğe sebep olmayan işletmesel kararın tutarlı uygulanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi bozma sebebidir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yapmış olduğu 814,00 TL’nın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak oybirliğiyle 18.10.2012 tarihinde karar verildi