Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/2020 E. 2006/6855 K. 01.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2020
KARAR NO : 2006/6855
KARAR TARİHİ : 01.05.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, kredi kartı borcunu ödeyemedikleri için temerrüde düştüklerini, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için Bankaya yapmış oldukları müracaata cevap verilmediğini belirterek, anılan yasa hükümleri doğrultusunda kredi borcunun tesbitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, ihtara rağmen kredi kartı borcunu ödemeyen davacının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanma talebinde bulunduğunu, ancak çıkarılan ödeme planına uymadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, müracaat tarihi olan 11.4.2003 tarihi itibariyle toplam borcun 3.758,65 YTL olarak tesbitine ve 313,22 YTL’lik 12 eşit taksitlerle ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraf1arca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacıların davalı bankadan aldıkları kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememeleri nedeniyle 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince borcun tesbiti talebine ilişkindir.
Anılan Yasa gereğince borcun tesbiti için öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi gereklidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi, sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde
borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır.
Somut olayda davalı banka, son ödeme tarihi 20.12.2002 olan 10.12.2002 tarihli hesap ekstresi ile 2.700.502.743 TL’sının ödenmesini istemiştir. Davacılar bu hesap ekstresinde belirtilen borcu ödemedikleri gibi asgari ödenmesi gereken miktarı da ödememişler, bu tarihten sonra kredi kartını da kullanmamışlardır. Bu aşamadan sonra davalı bankanın hesabı kat edip borçluyu temerrüde düşürerek icra takibinde bulunma hakkı doğmuştur. Ne var ki davalı banka bu konuda uzun bir süre sessiz kalarak 6.5.2003 tarihli kat ihtarı ile davacıları temerrüde düşürmüş ve bu tarihe kadar akdi faiz yürütmüştür. Davacı borçluların temerrüde düşmesi için yasal koşullar oluşmasına rağmen bankanın uzun bir süre bekleyerek temerrüt tarihini davacıların aleyhine olarak ileri bir tarihe ertelemesi hakkın suistimali mahiyetindedir. Bu nedenle kredi kartının en son kullanıldığı ayın hesap ekstresinde belirtilen, son ödeme tarihi olan 20.12.2002 tarihinde davacıların temerrüde düştüklerinin kabulü hak ve nesafete uygun düşecektir. Bu durumda kredi kartı borçlusunun 20.12.2002 tarihindeki ana para borcu belirlenip bu miktara davacıların 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için müracaatta bulundukları 11.4.2003 tarihine kadar yıllık %50 gecikme faizi uygulanarak, bulunacak toplam alacak miktarı 12 eşit taksite bölünmek suretiyle, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun geçici 4. maddesinde, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle kendisine dönem sonu borcunu ödemesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra
takibi başlatılmış ya da 31.01.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçlularının altmış gün içerisinde kredi veren kuruluşa yasada öngörüldüğü şekilde müracaat ederek borçlarını taksitle ödemek istediklerini beyan etmeleri halinde düzenlenecek ödeme planını imzalamaları ve ilk taksidi peşin ödemeleri şartıyla son dönem borcu tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık %18 faiz oranı üzerinden hesaplanacak borç tutarını icra takip dava masraf ve harçları vekalet ücreti ile birlikte onsekiz eşit taksitte ödeme hakkına sahip olacağı düzenlenmiştir.
Daha önce yine kredi kartı borçları ile ilgili olarak, 4077 sayılı yasaya 4822 sayılı yasa ile eklenen geçici 2. maddeden faydalananların, 5464 sayılı yasanın geçici 4. maddesinden faydalanamayacağına dair, bu yasada bir hüküm ve düzenleme bulunmamaktadır. O nedenle 4822 sayılı yasa ile getirilen geçici 2. madde kapsamında kalsa dahi, henüz borç tamamen ödenerek kapanmayan veya yargılaması devam eden kredi kartı borçları hakkında da 5464 sayılı yasanın geçici 4. maddesinin şartları varsa uygulanmasının kabulü gerekir. Kredi kartı borçlusu olan davacının bu yasadan faydalanması, yasanın yayımlandığı tarihten itibaren 60 günlük süre içinde kredi kartı veren kuruluşa veya avukatına yazılı olarak müracaatına bağlı tutulmuştur. Bu durumda mahkemece kredi kartı borçlusunun yasada öngörülen sürede bankaya veya avukatına bir müracaatı olup olmadığı, davacılar ve davalı bankadan sorulup araştırılarak, şayet başvurusu var ise bu yasanın geçici 14. maddesine göre borcun belirlenip sonucuna uygun karar verilmesi için hükmün bozulması gerekir.
SONUÇ: (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün (2) ve (3) no’lu bentler gereğince BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.