YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5677
KARAR NO : 2007/9243
KARAR TARİHİ : 28.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıların murisleri olan … ’e mirasen intikal eden 17 ada 10 parsel sayılı taşınmazın taksim sonucu murise isabet eden 794 metrekarelik kısmını, 19.11.1980 tarihli tarla satış senedi ile davalıların murisi …’dan 70.000 liraya satın aldığını, zilyetliğinin kendisine devredildiğini, muris …’ın tapu veremeden vefat etmesi üzerine mirasçıları olan davalıların taşınmazdaki paylarını dava dışı 3. kişiye 13.5.2003 ve 18.5.2003 tarihlerinde sattıklarını ileri sürerek taşınmazın satış ve rayiç bedeli olan 5.955.000.000 TL’nin 13.5.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın satış tarihi itibariyle rayiç değerinin talepten fazla olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 5.955.000.000 TL ‘nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hükmün, davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 9.2.2006 tarih ve 2005/15891 esas, 2006/1511 karar sayılı ilamı ile özetle, taraflar arasındaki tapuda kayıtlı taşınmazın haricen satışına dair sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmelerde tarafların birbirlerinden aldıklarını aynı anda sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iade etmeleri gerektiği, geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesinin, … hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı
2007/5677-9243
var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olacağı, bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesinin uygun olacağı, somut olayda, davacı satıma konu taşınmazın rayiç bedelini istemiş olmakla çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince davacının, davalılar murisine satım bedeli olarak 19.11.1980 tarihinde ödediği 70.000 TL’nin, ifanın imkansız hale geldiği, taşınmazın 3.kişiye satış tarihi itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile ulaşacağı alım gücünün, açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, Hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmesi, bu yolla belirlenecek miktara, taleple bağlı kalmak kaydıyla hükmedilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmiş; mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın şumulu dışında kalarak kesinleşmiş olan cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşur. Mahkemece bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmesi gerekir. Hükmüne uyulan bozma ilamında 19.11.1980 tarihinde ödenen 70.000 TL’nin, ifanın imkansız hale geldiği, taşınmazın 3.kişiye satış tarihi itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile ulaşacağı alım gücünün, tespiti gereğine değinilmiş olup, sayılan ekonomik göstergeler resmi kurum ve kuruluşlardan temin edilebilecek veriler olup taşınmazın rayiç değerindeki artışın bulunacak ortalamaya dahil edilmesinde isabet bulunmamıştır. Dairemizin sapma göstermeyen içtihatları da bu yöndedir. Kaldı ki bilirkişi raporunda dolar, asgari ücret, tefe ve altın fiyatlarındaki artışın ortalamasına göre ödenen paranın ulaşacağı değer bulunduktan sonra bulunan ortalama değer ile taşınmazın rayiç değerinin toplanarak bundan sonra ikiye bölünmek suretiyle tespit edilen bedele hükmedilmesi de hesap tarzı bakımından doğru olmamıştır. Mahkemece bilirkişi raporunda bildirilen 1.865.781.408 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2007/5677-9243
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 28.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.