Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/244 E. 2009/1076 K. 02.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/244
KARAR NO : 2009/1076
KARAR TARİHİ : 02.02.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 26.09.2006 gününde verilen dilekçe ile müdahale ve muarazanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, paylı taşınmazda oluşan yararlanma hakkına öteki paydaşın elatmasının önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı …, çekişmeli yere elatmasının olmadığını, davalı … ise, çekişmeli yerin yapılan taksimde kendisine bırakıldığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların elatmalarının saptanmadığı nedeniyle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Kuşkusuz, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şuyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki,
taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir.
Somut olaya gelince; 226 parsel sayılı 8680 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapuda davanın tarafları ile birlikte dava dışı Şefika adına elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olarak kayıtlıdır. Yapılan uygulamada taşınmazdaki kullanma taksiminin kayıt maliklerinde Şefika dışındakilerin katılımı ile gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu tür bir kullanma taksiminin tarafların tamamını bağlamayacağı kuşkusuzdur. Diğer yandan, tarafların taşınmazda paylarına karşılık kullandıkları yerler olduğu da saptanmıştır. Davalının da kullanma taksimi geçersiz olduğundan taşınmazın tamamında yararlanma hakkı bulunmaktadır.
Mahkemece bu saptama gözetilerek davanın reddi yerine değişik bazı gerekçelerle istemin reddi doğru değil ise de, karar sonuçta davanın reddine ilişkin olduğundan karar gerekçesi yukarıda yazılı olduğu şekilde HUMK.nun 438/son maddesince düzeltilerek davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün GEREKÇESİ DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 02.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.