YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/188
KARAR NO : 2009/1074
KARAR TARİHİ : 02.02.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.08.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarının iptali ve davacı Kooperatif adına tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Kooperatif vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddolunmuştur.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
Mahkemece, karar gerekçesinde “…dava konusu taşınmazların o zaman Bünyan Belediye Başkanı … …’ın aynı zamanda davacı kooperatifin de başkanı olması nedeniyle fiili birlik içinde bulunan davacı kooperatif tarafından
yapılacak konutların inşası amacıyla kamulaştırıldığı, kamulaştırmanın tüm masraflarının davacı kooperatif tarafından bu konuda alınan Belediye Encümen Kararlarına istinaden ödendiği ve Belediye adına açılan banka hesaplarına yapılan bu ödemelerin Belediye tarafından kamulaştırmanın finansmanında kullanıldığı anlaşılmıştır…” denilmek suretiyle yanlar arasındaki ilişkinin bir inanç ilişkisi olduğu kabul edilmiş, bu gerekçe davalı Belediyenin hükmü temyiz etmemesi nedeniyle davacı yararına kazanılmış hak oluşturmuştur.
Yapılan bu saptamaya göre mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin inanç ilişkisi olduğu gözetilmek suretiyle iddia ve savunma değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm kurulması yerine istek somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle reddolunduğundan karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.