YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4496
KARAR NO : 2008/9082
KARAR TARİHİ : 30.06.2008
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı şirket tarafından inşa edilecek olan “… Konakları” adlı sitenin (C) Blok (1) no’lu bağımsız bölümünü 28.7.2006 tarihli sözleşme ile satın aldığını, tapunun da 9.8.2006 tarihinde devredildiğini, davalı şirketin, daireyi 30.10.2006 tarihinde teslim etmeyi, aksi halde bu tarihi aşan her … için aylık 3.000,00 YTL ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, ancak taahhüdünü yerine getirmediğini, dairenin halen de tamamlanarak teslim edilmediğini ileri sürerek, iki aylık cezai şart miktarı olan 6.000,00 YTL’nin tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, davacının talep ettiği ek imalatlar nedeniyle teslimin geciktiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taşınmaz satışına ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğundan, cezai şartın da geçersiz olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Tapuda kayıtlı taşınmazların satışının, MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri gereğince resmi şekilde yapılması zorunlu olup, haricen düzenlenen satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir. Ancak müteahhitin, arsa sahibi ile imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince
2008/4496-9082
kendisine düşen daireleri, resmi olmayan ancak yazılı bir sözleşme ile üçüncü kişiye satması halinde ise, alacağın temliki söz konusu olduğundan, buna göre yapılan taşınmaz satış sözleşmelerinin de geçerli olduğu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilmektedir. Ne var ki dava konusu olayda davalı müteahhitle arsa sahibi arasında yapılmış bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi olup olmadığı, dolayısıyla da taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Ancak sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilse dahi, davacıya 9.8.2006 tarihinde tapu devri yapılmakla sözleşme geçerli hale geldiğinden, satışa konu olan dairenin süresinde teslim edilmemesi ile ilgili, 28.7.2006 tarihli sözleşmedeki cezai şarta ilişkin kararlaştırmanın, davalıyı bağladığının kabulü gerekir. Mahkemece bu ilkeler ışığında işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğundan bahisle cezai şartın da geçersiz olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 30.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.