YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2605
KARAR NO : 2022/6863
KARAR TARİHİ : 11.10.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05.12.2017 tarih ve 2017/1 E- 2017/258 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.02.2021 tarih ve 2018/430 E- 2021/226 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından TPMK nezdinde 24. sınıfta 2012/32293 ve 2015/104128 no ile tescil ettirilmiş olan LORİLANT ibareli markaların, davacının tescilli ve tanınmış BRILLANT ve BRILLANT esas unsurlu seri markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğundan tüketiciler nezdinde iltibas yaratma ihtimali bulunduğunu, davalının söz konusu başvuruları iktisadi ve ekonomik kazanç temin etmek maksadıyla kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek, markaların hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin, hükümsüzlüğünü talep ettiği marka başvurularına tescil süreci içinde itiraz etmediğini, bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunun iddia edilemeyeceğini, davalının geçen zaman içinde başarılı olması nedeniyle davacının dikkatini çektiğini, davacının 2015/05292 nolu markasının endüstriyel tül perde üzerinde kullanılan marka olduğunu, eteğe yazım karakterinin tescilli olmadığını, davalının tül eteğine işlendiği şekilde markasını tescil ettirdiğini, markanın asıl unsurunun LANT olduğunu, BRİL ve LORİ ibarelerinin markaya ayırt edicilik kattığını, tüketicinin Lorilant ile Brilant arasında iltibasa düşmeyeceklerini, Lorilant markalı ürünlerin tercih edilmesinin nedeninin fiyatlardaki uygunluk ve yüksek kalite olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 24. sınıfta yer alan “Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar, Ev tekstil ürünleri (bayraklar, flamalar, mendiller dahil)” için 2012/32293 ve 2015/104128 no ile tescil edilmiş olan LORİLANT markalarının, davacının toplumda tanınmış 24, 26 ve 35. sınıflarda tescilli BRİLLANT ve BRlLLANT esas unsurlu markalı ürünler ve ambalajlar üzerinde piyasaya sunularak kullanılması halinde 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, davacının tescilli markası ile davalı markaları arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil olmak üzere her iki markanın iltibas teşkil edecek şekilde tüketicileri yanıltabileceği, davalının, davacı markasının piyasadaki haklı ününden yararlanmak amacıyla kötü niyetle davaya konu marka tescillerini oluşturduğu, söz konusu tescilin, davalının, davacının itibarından haksız kazanç sağlamasına ve davacıya ait markanın ayırt edici karakterinin zarar görmesine sebep olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı adına 24. sınıfta BRİLLANT unsurlu tescilli markalar bulunduğu, davalının aynı sınıfta tescil ettirdiği, LORILANT markasının, görsel ve işitsel olarak davacı markasına benzer olduğu, her iki markanın da kavramsal olarak anlamının bulunmadığı, davalı markasında tek “L” harfi bulunmasının ya da davalı markasının başlangıç harflerinin farklı olmasının benzerliği ortadan kaldırmadığı, markalardaki “RILANT” ve “RİLLANT” ibarelerinin benzer olduğu, görsel ve sesçil olarak seri marka izlenimi yarattığı, davalının 2015/104128 başvuru numaralı “LORİLANT+ şekil” markasının yazılış tarzı itibarıyla davacı markasına yakınlaştırıldığı, davacı markasının sektörel bilinirliğinin iltibas ihtimalini arttırdığı ve taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunduğundan ilk derece mahkemesince davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak davanın 03/01/2017 tarihinde açıldığı, dava tarihinde 6769 sayılı SMK’nın yürürlükte olmadığı, davanın 556 sayılı KHK hükümlerine göre yürütülerek sonuçlandırılması gerektiğinden kararın gerekçesi düzeltilmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, (davacının usuli kazanılmış hakkı korunarak) davalının markalarının kötüniyetli tescil ve 556 sayılı KHK 8/1-b ve 42/1-b maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.