Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/6497 E. 2007/12382 K. 25.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6497
KARAR NO : 2007/12382
KARAR TARİHİ : 25.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … eczanesinin sahibi olduğunu, davalı kurum ile aralarındaki anlaşmanın 17.2.2000 tarihli yazı ile 7 yıl süreyle feshedildiğinin bildirildiğini, dava dışı …’un da sözleşmesini askıya aldığını, hakkında Ağır Ceza Mahkemesinde dolandırıcılık suçundan dava açılmış ise de mahkemece beraatına karar verildiğini, beraat kararından sonra davalıya yeniden sözleşme yapmak için başvurmasına rağmen talebinin reddedildiğini, bu süre içinde çalışamamaktan dolayı zarara uğradığını, ileri sürerek haksız fesih kararının iptaline 17.2.2000 tarihinden itibaren oluşan kar kaybına mahsuben şimdilik 2.000.000.000 TL tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı, eczanede yapılan denetimde kurum sigortalarına ait 11 adet … karnesinin bulunduğunu, bunun üzerine başlatılan soruşturma sonunda davacının emeklilere ait … karnelerini çeşitli bahanelerle eczanede alıkoyarak … Ocağında görevli doktor …’a karne sahiplerinin bilgisi dışında ilaç yazdırarak düzenlenen reçeteleri kuruma fatura etmek suretiyle haksız kazanç sağlayıp kurumu zarara uğrattığının anlaşıldığını, protokolün 3/1-j bendi gereğince feshin haklı ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda suç işlemediğine ilişkin kararının bağlayıcı olduğu, feshin haksız olduğunun kabulü gerekeceği ve istenilen tazminat miktarının makul bulunduğu gerekçeleriyle feshin haksız olduğunun tespitine, davacı
2007/6497-12382
zararı olan 2.000,00 YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş, hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Davacıya ait eczanede, 8.10.1998 tarihinde yapılan denetimde davalı … sigortalılarına ait 11 adet, dava dışı …’a ait 15 adet … karnesinin bulunması üzerine başlatılan soruşturma sonucu davacı eczacı ile bulunan karnelere ilaç yazan doktor hakkında Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılarak davacı eczacının sözleşmesinin 17.2.2000 tarihinde 7 yol süre ile feshine karar verildiği anlaşılmaktadır. Feshe dayanak yapılan taraflar arasında düzenlenen protokolun “sözleşmenin feshini gerektiren hususlar” başlıklı lll/1-j bendinde “daha önce gerek resmi gerekse … kurum ve kuruluşlarda yapılan tedavilerde kullanılan ilaçların toplanan fiyat kupürlerinin reçetelere eklenmek, yapıştırılmak vb. şekilde fatura edilmesi halinde sözleşmenin 7 yıl süreyle feshedileceği” yazılıdır. Davalı kurum yapılan soruşturma sırasında karne sahiplerinin bilgisi dışında daha önce başka şahıslarca eczaneden alınarak kullanılan ilaçlara ait kupürlerin karne sahipleri adına reçete tanzim ettirilmek suretiyle kuruma fatura edildiğinin tespit edildiğini gerekçe göstererek fesih kararı almıştır. Soruşturma konusu reçeteler incelendiğinde, reçete arkasına yapıştırılan ilaç kupürlerinin karne sahibi dışında 3. kişilere verilen ilaçlara ait olduğu yönünde açıklamalar bulunduğu görülmektedir. Örneğin 29.4.1998 tarihli reçete … adına düzenlenmiş olmasına rağmen reçete muhteviyatında bulunan ilaçlardan birine ait kupürün arkasında “iskanlılar % alınmadı”, bir diğer kupürün arkasında “gümüş % alınmadı” yazılarının bulunduğu, yine İmran Taşçı adına düzenlenen 19.2.1998 tarihli reçetedeki ilaçlardan birinin arkasında “kedici amca %alınmadı” 13.5.1998 tarihli reçetedeki ilaç kupürünün arkasında “Belediye … … %alınmadı” yazılarının bulunduğu, bir çok reçeteye karne sahibi olmadığı anlaşılan kişilere ait ilaç kupürlerinin yapıştırılarak kuruma fatura edildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan durum taraflar açısından bağlayıcı olan protokolün 3/1-j bendine aykırılık teşkil etmekte olup bu durumda sözleşmenin feshinin haklı olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece davacının Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılanması sonucu suç unsurları oluşmadığından beraatına karar verildiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararı delil yetersizliğinden verilmiş olup hukuk hakimini bağlamaz. Kaldı suç oluşmadığı gerekçesiyle verilen bir beraat kararı dahi sözleşmeye aykırılık bulunmadığını göstermez. Bir fiil suç oluşturmamakla birlikte sözleşmeye aykırılık teşkil edebilir. Dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının karne sahipleri dışında 3. kişilere verdiği ilaçlara ait kupürleri karne sahipleri adına düzenlenen reçetelere ilave ettirmek suretiyle sözleşmeye aykırı davrandığı ve feshin haklı olduğu anlaşılmakla davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken delillerin yanlış değerlendirilmesi suretiyle yazılı şekilde kısmen kabul karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 25.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.