YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16316
KARAR NO : 2007/6640
KARAR TARİHİ : 11.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit ve itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı …’ün açtığı menfi tespit davasının kabulüne …’ün açtığı menfi tespit davasının reddine … tarafından açılan itirazın iptali davasında, … hakkındaki davanın reddine, … hakkındaki davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı … avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı …’un 6.10.2000 vadeli 3.000.000.000 Tl bedelli bonoya dayanarak aleyhlerine icra takibi yaptığını, senetteki imzanın kendilerine ait olmadığını, bu hususta ceza soruşturması olduğunu belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, bu dava dosyası ile birleştirilen davalı … tarafından açılan itirazın iptali davasının ise reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yapılan icra takibi itirazla durduğu için, davacıların itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı olmadığından menfi tespit davasının reddine, birleştirilen davada … ve … aleyhine yaptığı icra takibine haksız olarak itiraz edildiğinden itirazın iptali ile inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, …’ün açtığı menfi tespit davasının kabulüne, …’ün açtığı menfi tesbit davasının reddine, … tarafından açılan itirazın iptali davasında, … hakkındaki davanın reddine … hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, … tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlusu … kefili … olan 6.10.200 vadeli 3.000.000.000 Tl. bedelli bonoya dayanarak lehdar …’un 16.10.2000 tarihinde borçlu ve kefil aleyhine icra takibi yaptığı, borçluların borca ve imzaya itiraz ettiği …’un şikayeti üzerine … ve … aleyhine kamu davası açıldığı, yapılan yargılamada adli Tıp
Kurumu ve Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis laboratuvarınca düzenlenen raporlarda; senetteki imzaların …’e ait olmadığı … tarafından atıldığı iddia olunmuş imzanın ise bu şahsın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği ve müsnet suçun unsurları da oluşmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatına karar verildiği ve hükmün kesinleştiği dosya içeriği ile sabittir.
Yukarıda belirtildiği üzere, senet borçlusu … ve Kefil … dava konusu bonodaki imzaların kendilerine ait olmadığını iddia etmektedir. Amasya Ağır Ceza Mahkemesin de yapılan yargılama sonucu verilen kararda senetteki imzanın …’e ait olmadığı saptanmış ve bu husus kesinleşmiştir. Kaldı ki, temyize konu kararda da senetteki borçlu sıfatı ile … tarafından atılan imzanın bu kişiye ait olmadığı kabul edilmiş, karar … tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. … için yapılan incelemede ise tanık ifadeleri esas alınarak senedin … tarafından imzalandığı kanaati ile, …’ün açtığı menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir. MK. 6. maddesi ve HUMK. 298 ve devamı maddeleri gereğince alacaklı … uyuşmazlığın miktarı itibariyle iddiasını kesin delillerle kanıtlamalıdır. Uyuşmazlığın miktarına göre açık bir muvafakat olmadıkça tanık dinlenemez. Davacılar vekilide 29.11.2005 tarihli celsede tanık dinlenmesine muavafakatı olmadığını bildirmiştir. Her ne kadar davacı … 12.7.2005 tarihli celsede “tanık dinlenmesine bir diyeceğim yoktur” demişse de kesin delille ispatı gereken bir uyuşmazlıkta tanık dinlenebilmesi için hakimin karşı tarafa hukuki işlemin kesin delille ispatı gerektiği, ancak muvafakat verirse tanık dinlenebileceğini hatırlattıktan sonra muvafakat edip etmediğini sorması ve bundan sonra tanık dinlemeye karar vermesi gerekir. Bu prösedür uygulanmadan dinlenen tanık beyanlarına itibar olunamaz ve bu tanıkların bayanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.
Somut uyuşmazlıkta; karar senet alacaklısı tarafından temyiz edilmediğinden bonodaki imzanın keşideci …’e ait olmadığı hususu kesinleşmiştir. Bonoda kefil olarak …’e ait imzanın aidiyeti konusunda kesin bir tesbit yapılamamış ise de, …’ün keşideciye kefaleten bonoyu imzaladığı görülmektedir. Bonodaki imzanın …’e ait olduğu sabit olsa dahi, keşideciye kefaleten imzalandığı sabit olduğuna göre asıl borçlunun imzası mevcut olmadığından …’ün kefil veya aval veren olarak sorumlu tutulması mümkün değildir. Senet lehdarı … toplanan delillerle … hakkındaki davasını kanıtlayamamıştır. Ancak açtığı itirazın iptali davasında açıkça yemin deliline dayanmıştır. Mahkemece …’a …’e yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ayrıca, icra inkar tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekirken işlemiş faizde dahil edilerek %40 inkar tazminatına hükmedilmesi kabul şekli bakımından doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle …’ün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün … lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.