YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14286
KARAR NO : 2007/2625
KARAR TARİHİ : 26.02.2007
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı …’in kullandığı bireysel kredi sözleşmesine diğer davalı …’nın müteselsil kefil olduğunu, kat ihtarına rağmen , kredinin taksitlerini ödemediklerinden aleyhlerinde icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek itirazlarının iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı … davanın reddini dilemiş, diğe davalı … ise duruşmaya gelmemiş, cevap da vermemiştir.
Mahkemece, kısmen itirazın iptaline, takip tarihinden % 90 temerrüt faizi uygulanmasına, karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı …’in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 4822 Sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10/F maddesi gereğince, gecikme faizi akdi faiz oranının %30’unu geçemez, akdi faiz oranı % 48,6 olduğuna göre, temerrüt faizinin de % 78,6 oranında olması gerekirken, % 90 oranında temerrüt faizi uygulanarak hesap yapılması ve takip tarihinden itibaren bu oran üzerinden devamına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Davalı … ‘nın temyiz itirazlarının incelenmesinde; 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinin son 3. fıkrasının son cümlesi “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.” hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte bir hükümdür. Bu hükümle yasa koyucu alacaklının asıl borçluya başvurmadan kefile başvuramayacağını amaçlamıştır. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Somut olayımızda davalı … sözleşmeyi kefil olarak imzalamıştır. Davacı banka asıl borçlu ile birlikte, asıl borçlunun kefili olan Hamza hakkında icra takibi yapmış, itiraz üzerinede itirazın iptali talebiyle bu davayı açmıştır. Halbuki davacının davalı kefilden henüz alacağını talep etme hakkı doğmamıştır. Mahkemece, açıklanan bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı …, 3. bent gereğince davalı … yararına BOZULMASINA, 26.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.