YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/185
KARAR NO : 2009/1154
KARAR TARİHİ : 03.02.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı (k.davalı) … vekili tarafından, davalı (k.davacı) aleyhine 26.04.2006 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni, kal, davalı tarafından 01.06.2006 tarihinde savunma olarak temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; müdahalenin meni ve kal talebin reddine, temliken tescil talebinin kabulüne dair verilen 25.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal savunma yoluyla ileri sürülen karşı dava Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayanan taşkın yapı nedeniyle tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, çapa dayalı elatmanın önlenmesi ve kal istemi reddolunmuş, savunma yoluyla ileri sürülen karşı davadaki tescil istemi kabul edilerek, 04.06.2007 tarihli bilirkişi rapor ve krokisine 1+2+3A rakam ve harfleriyle gösterilen toplam 42,658 m2.lik kısmın 3905 ada 3 parselden iptali ile 3905 ada 4 parsele ilavesi suretiyle karşı davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, kayıt maliki davacı … vekili ile karşı davacı (davalı) … vekili temyiz etmiştir.
Yasal ayrıcalıklar dışında, Türk Medeni Kanununun 684 /1 ve 718/2. (önceki Medeni Kanununun 618, 644/2) maddelerine göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bu ayrıcalıklardan birisi de Türk Medeni Kanununun 725. (önceki medeni kanununun 651.) maddesinde düzenlenmiş olup, madde hükmü;
“Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşınmazı öğrendiği tarihten başlayarak on beş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşularda haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılğında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir” şeklindedir.
Böylece, arazi ile muhdesat arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde bina sahibine ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için;
Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olması gerekir.
Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arsa malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arsanın her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olurlar.
Bu inşaatı kendi malzemesiyle yapan kişinin iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 05.07.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi, mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir.
14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca iyiniyetin ispatı taşkın yapı malikine ait ise de, iyiniyet savunması def’i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır.
Görülüyor ki, Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayalı taşkın yapıdan ötürü tescil davalarının kabulünde aranan en önemli koşullardan birisi taşkın yapı ile taşınmazın bütünleşmesi, başka bir ifade ile taşan
kısmın taşınmazın ayrılmaz parçası haline gelmesidir.
Somut uyuşmazlıkta; tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarına göre bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşmuş değildir. Yine yukarıda sözü edildiği üzere temliken tescil davalarında Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayanan davacının bu maddedeki haklardan yararlanabilmesi için iyiniyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu veya mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancı ile hareket etmesi gereklidir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmaları 1963 yılında yapılmış ve taşınmazın çapa bağlanmıştır. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile karşı davacı …’nın 01.06.2006 günlü beyanından dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının 2000 yılında yapıldığı, dosyadaki aplikasyon krokisine göre yapının iki katlı iken, yapılan keşifte üçüncü katın ilave edildiği belirlenmiş olup, halen inşaatın devam ettiğinin saptanmış olması karşısında; inşaatın taşınmazlar çapa bağlandıktan sonra yapıldığından kuşku duymamak gerekir. Kural olarak çaplı taşınmazda iyiniyet iddiası dinlenemeyeceğinden ve 3 parsel üzerindeki yapıların taşınmazların kadastro çapına bağlanmasından sonra yapıldığı anlaşıldığından temliken tescil davasının iyiniyet koşulu yokluğu nedeniyle reddi gerekir. Mahkemece bu olgular gözden kaçırılarak tescil talebinin kabul edilmesi doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; savunma yoluyla temliken tescil talebinde bulunulduğunda tescil kararı verilebilmesi için bu istemi içerir cevap dilekçesinin harçlandırılması gerekli olduğu halde 01.06.2006 günlü cevap dilekçesi harçlandırılmamıştır. Diğer yandan zemin bedeli arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmeden istem hüküm altına alınmıştır. Karşı davacının (davalı) temyiz isteği bakımından da, davalı (karşı davacı) lehine hüküm kurulduğu halde harç, yargılama giderleri ve ücreti vekalet bakımından davalının (karşı davacı) sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı (k.davalı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.