Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2008/15464 E. 2009/5421 K. 20.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15464
KARAR NO : 2009/5421
KARAR TARİHİ : 20.04.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1989 yılında …’dan zorunlu olarak göç ettiğini, 1990 yılında Devlet Bakanlığının başlattığı bir proje sonucu …’da göçmen evleri yapılacağının taahhüt edildiğini, yapılan duyurular üzerine 1991 yılında … Bankasına 2.500.000 TL değerindeki katkı payını yatırıp gerekli formları doldurarak Bakanlığa göndermesine rağmen bugüne kadar kendisine konut tahsis edilmediğini, ödediği paranın büyük değer kaybına uğradığını, o tarihte bu parayla bir ev sahibi olabileceğini, müspet ve menfi zararlara uğradığını ileri sürerek, ödediği 2.500.000 TL ile 1991 yılında alınabilecek bir arsanın ve dava dışı bir kısım göçmenlere taahhüt edilip teslim edilen dairelerin dava tarihindeki rayiç değerlerinin ve kira mahrumiyeti zararlarının tespiti ile 5.100.000.000 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren en yüksek faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesi istenmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 5543 sayılı yasanın geçici 1. maddesi uyarınca davanın kısmen kabulüne, 2.500.000 TL’nin ödeme tarihi olan 8.10.1991 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı …’dan 1989 yılında göçmen olarak geldiğini, davalının 1990 yılında başlattığı proje kapsamında göçmenlere konut yapmayı taahhüt ettiğini, bu taahhüt nedeniyle davalı hesabına 2.500.000 TL. para yatırdığını, konutların teslim edilmediğini ileri sürerek talepte bulunmuş, davalı ise bu konuda broşür yayımlandığını kabul etmekle birlikte her başvuru sahibine konut vermeyi taahhüt etmediklerini, sınırlı sayıda konut üretildiğini, broşür ve yönergede gösterilen şartlar dahilinde puantaj usulüne ve öncelik sırasına göre konut dağıtımının gerçekleştirildiğini, 13.5.1992 tarihinde çıkarılan genelge ile de hak sahibi olamayanlara yatırdıkları paralarını almaları için duyuruda bulunduklarını savunarak davanın reddini dilemiştir. Dosyadaki delillerden davacının 8.10.1991 tarihinde davalının duyurusu üzerine konut sahibi olmak amacıyla davalı hesabına 2.500.000 TL para yatırdığı, davalının çıkardığı yönerge ve broşürde gösterilen konut dağıtımına ilişkin sıra tahsisi ve puanlarının yetersiz kalması nedeniyle kendilerine konut tahsis edilemediği, bu icap ve kabule göre de taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınmaz satışından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece 5543 sayılı yasanın geçici 1.maddesi gereğince davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, 5.12.2008 tarihli 27075 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 27.11.2008 tarihli, “İskan Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 5819 sayılı Kanun”un 1. maddesinde, 19.9.2006 tarihli 5543 sayılı İskan Kanununun geçici 1. maddesinin beşinci fıkrasının değiştirilerek maddeye aşağıdaki fıkranın eklendiği belirtilmiş olup, anılan fıkrada, “…’dan zorunlu göçe tabi tutulup, Türkiye’ye gelerek yerleşmek isteyen Türk soylu kişilere yaptırılan konutlardan almak üzere müracaat ederek para yatıranlardan konut sahibi olamayanların, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde müracaat etmeleri halinde yatırmış oldukları bedel, yatırıldığı tarihten ödeneceği tarihe kadar Tüketici Fiyat Endeksi esas alınmak suretiyle hesaplanarak Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından göçmen konutları hesabından ödenir….Süresi içinde müracaat etmeyen soydaşların yatırmış oldukları bedel, göçmen konutları hesabına gelir kaydedilerek toplanmış bulunan paralar bu şekilde tasfiye edilir.” Hükmü bulunmaktadır. Buna göre, para yatırmalarına rağmen konut sahibi olamayan göçmenlerin, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde müracaat etmeleri halinde, yatırmış oldukları bedelin yatırıldığı tarihten ödeneceği tarihe kadar Tüketici Fiyat Endeksi esas alınmak suretiyle belirlenecek miktarın ödeneceği belirtilmiş olup, davacının bu amaçla açmış olduğu eldeki dava nedeniyle yasadan yararlanmanın ön şartı olarak gösterilen “bir yıl içinde müracaat etme” koşulunu da yerine getirdiği kabul edilerek, mahkemece ödenen paranın, yatırıldığı tarihten itibaren dava tarihi itibariyle tüketici fiyat endeksi oranında artırılarak bulunacak miktarın dava tarihinden itibaren Tüketici fiyat endeksi oranında faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.