Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/3136 E. 2012/14976 K. 29.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3136
KARAR NO : 2012/14976
KARAR TARİHİ : 29.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının söz konusu fiilerinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesinde düzenlenen “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık” sebebiyle haklı fesih nedeni de oluşturduğunu, bankanın zararı doğmamış olsa dahi davacının iş sözleşmesinin bankacılık işlemlerine aykırı biçimde işverenin güvenini sarsıcı davranışlarda bulunması sebebiyle haklı nedenle bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının müşterinin hesabından müşteriye ödenmek üzere parayı çektiğini ve 2 gün beklettikten sonra müşterinin gelmemesi sebebi ile parayı müşterinin hesabına iade ettiğini kabul ettiği, soruşturma başlamadan çok öncesinde paranın müşterinin hesabına iade edilmiş olduğu, paranın miktarı ve iade edildiği süre , davalı bankanın haberdar olmadan paranın iade edilmiş olması göz önüne alındığında, davacının temellük kastı ile hareket etmediği, bankanın veya müşterisinin bir zararının bulunmadığı, davacının bu şekilde bir kabulü olmadığı taktirde davacının bu işleminin kanıtlanamayacağı dikkate alındığında feshin son çare olma ilkesine uygun hareket edilmediği ve davacının iş akdinin haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık iş akdinin işverence haklı nedene dayalı olarak feshedilip feshedilmediği noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II . maddesinde, “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu … sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi. e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.” hallerinde iş akdinin işverence haklı nedene dayalı olarak feshedilebileceği düzenlenmiştir.
Dosya içeriğinden, davacının 1998-18.02.2011 tarihleri arasında gişe görevlisi olarak çalıştığı,iş sözleşmesinin 18.02.2010 tarihli fesih bildirimi ile, davacının müşteri …’in vadesiz hesabından 08.02.2006 tarihinde 400,00 TL’nı fişle usulsüz olarak çekerek zimmetine geçirdiği,bu mal edindiği tutarı 10.02.2006 tarihinde müşterinin hesabına iade ettiği belirtilerek, disiplin yönetmeliğinin 9/a maddesi gereğince, 16.12.2010 tarihli disiplin kurulu kararı ve 18.02.2011 tarihli Genel Müdürlük makam onayı ile zimmet iddiasıyla haklı nedenle feshedildiği,08.02.2010 tarihinde 13.57′ de müşteri …’ in hesabından 400,00 TL çekildiği, 08.02.2006 tarihinde 17:01’de davacının hesabına 500,00 TL yatırıldığı, 10.02.2006 tarihinde davacının hesabından 16:25’de 450,00 TL çekildiği, 10.02.2006 tarihinde …’ in hesabına 10:26′ da 400,00 TL yatırıldığı, 10.02.2006 tarihinde …’e 11:47’de başka bir banka görevlisi tarafından 400,00 TL hesabından ödeme yapıldığı, 21,09.2010 tarihli müfettiş raporunda, davacının müşteri …’in hesabından bilgisi dışında 08.02.2006 tarihinde 400,00 TL çektiği, bu miktarı 10.02.2006 tarihinde yeniden müşterinin hesabına yatırdığı tesbit edilerek, davacının disiplin yönetmeliğinin 9/a maddesince –bankaya ait olan veya bankaya emaneten bırakılmış veya rehin edilmiş, mal veya kıymetleri zimmetine geçirmek fiili nedeniyle işten çıkarma cezası ile cezalandırılması ve hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, davacının savunmasında, banka personeli Serdar Kaya’nın kendisine gelerek akrabası olduğunu söylediği …’in ödemesinin eksik yapıldığını, hesap sahibinin parayı almak için bankaya gelceğini söylediğini, bunun üzerine müşterinin kalan parasını çektiğini, müşteriyi beklediğini, parayı Serdar Kaya’ya vermek istemediğini, müşteri gelmeyince de 10.02.2006 tarihinde parayı yeniden müşterinin hesabına yatırdığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının her ne sebeple olursa olsun müşterinin hesabından haberi olmadan para çekmesi ve 2 gün sonra yeniden iade etmesine yönelik usulsüz eyleminin, zimmet kastı bulunmasa ve banka ve müşteri zarar etmemiş olsa da işçinin, işverenin
güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmak fiilini oluşturduğu, davacının, müşterilerin haberi olmadan nakit işlemleri, para transferleri gibi işlemlerin yapılmasında müşteriyi görme, kimlik kontrolü yapma gibi gerekli kontrolleri yapmayarak savunmasına göre başka bir banka görevlisinin beyanına dayanarak işini dikkatli ve özenli yapma görevini ihmal ettiği, tecrübeli bir banka çalışanı olması dikkate alındığında ihmalinin ağır olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış olup, Bankacılık sektöründe güven ve itibarın çok önemli olduğu, banka çalışanlarının da piyasada işverenlerine duyulan güveni veya kazanılmış itibarı olumsuz anlamda sarsıcı ve zarar verici davranışlarda bulunmaktan kaçınması gerektiği, bankanın ekonomik zararı yanında, bizzat çalışanlarının eylem ve ihmalleri ile müşterilerinin bankaya olan güvenin sarsılması ve itibarının zarar görmesi hallerinde buna neden olan çalışanlarının eylemlerinden sorumlu tutulmalarının doğru olacağı, davacının işverenin güvenini sarsacak nitelikteki eylemi sonucu işverence davacıya artık güven duyulması iş ilişkisini sürdürmesi beklenmeyeceğinden iş akdinin 4857 sayılı Kanun’un 25/II-e maddesince haklı nedene dayalı olarak yapıldığının kabulü yerine iş akdinin feshinin geçersizliğine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 40,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 29.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.