Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/2706 E. 2007/8983 K. 26.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2706
KARAR NO : 2007/8983
KARAR TARİHİ : 26.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı davalı avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat … …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu Almanyanın Solingen kentinde Türk ailelerinin evinin kundaklanıp 5 kişinin hayatını kaybetmesi olayında, Türk Büyükelçisinin talimatı doğrultusunda Alman mahkemelerinde Türk ailelerini temsil ettiğini, davayı başarı ile sonuçlandırıp, sanıkların cezalandırılmalarını sağladığını, Alman avukata ücret ödenmesine rağmen kendisinin ücretini alamadığını, 200.000 YTL vekalet ücretinin hükmün sonuçlandığı 13.10.2005 gününden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, hükmün sonuçlandığı tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, B.K. 126 maddesinde vekalet sözleşmesi için öngörülen 5 yıllık zamanışımı süresinin dolduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2007/2706-8983
1-Davacı bu davasında davalının dava dışı Türk Ailelerinin vekili olarak Alman mahkemesinde açılan davayı takip etmesi konusunda davalı yan yetkililerince kendisine talimat verildiğini, verilen bu talimat doğrultusunda vekillik görevini layıkıyla yerine getirmiş olmasına rağmen davalı yanca ücretinin ödenmediğinden bahisle talepte bulunmuş; mahkeme kararında da davacının … mahkemesinde dava dışı müdahilleri temsil etmek amacıyla aldığı vekaletnameye dayanarak görevini sonuna kadar devam ettirdiği, Türk Büyükelçiliğininde davacının vekalet ücretini üstlendiğine açıkça vurgu yapılmıştır. Mahkeme bu yönü bu şekilde açıkladıktan sonra davalının vekalet ilişkisinin garantörü olduğundan bahisle B.K 126/4 maddesinde vekalet sözleşmesi için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın reddine karar vermiştir. Oysa ki taraflar arasındaki hukuki ilişki B.K 111 maddesi anlamında üçüncü kişi yararına borç sözleşmesi niteliğindedir. Bu husus az yukarıda açıklanan kararda da açıklanmaya çalışılmış ise de vekalet ücretinin garantörlüğünden bahsedilmesi doğru değildir. Bilindiği gibi üçüncü kişi kavramı bir hukuki işlemin kurulması söz konusu olduğu durumlarda o hukuki işlemin meydana gelmesine katılmayan şahısları ifade eder. İşlemi kuranlar “taraf”, işlemin kurulmasına katılmayanlar ise “üçüncü şahıstır” Bu tür sözleşme ile davacı avukat üçüncü şahıs durumundaki Türk ailelerine edim yapılmasına, yani onların davalarının takip edilmesini taahhüt etmekte, davalı Bakanlık yetkilileri de Türk ailelerine yapılacak edimin karşılığını davacıya ödemeyi borçlanmaktadır. Davacı, işi özenle takip yönünden hem davalıya hemde üçüncü şahıs durumundaki Türk ailelerine karşı sorumlu ise de, hukuki yardım karşılıında ödenecek parayı yalnızca davalıdan isteyecektir. Bu niteliği itibariyle bu tür tam üçüncü şahıs yararına sözleşmeler, temsilden ve garantörlükten ayrılmaktadır. Üçüncü kişi yararına yapılan borç sözleşmeleri asıl sözleşmeden bağımsız bir sözleşme olup, üçüncü kişi konumundaki borçludün edimini istemek konusunda bağımsız bir talep hakkı verir. Başka bir anlatımla asıl sözleşmeden bağımsız olarak taahhüt edenle lehine taahhüt edilen arasında yeni bir borç ilişkisi doğurur. Hal böyle olunca da bu yeni sözleşmede vekalet sözleşmesi için B.K 126. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi değil, aynı yasanın 125. maddesinde öngörülen, 10 yıllık zamanışımı süresi uygulanır. İşin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2007/2706-8983
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 500,00 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 26.6.2007 gününde çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerekir. Bu nedenle … çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.