Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/1634 E. 2006/4341 K. 23.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1634
KARAR NO : 2006/4341
KARAR TARİHİ : 23.03.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulü kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı şirket , kendi adına Belediyeden irtifak … tesis ettirilmesi ile ilgili işlemleri takip etmek üzere dava dışı … ile yaptığı sözleşme gereğince, … bedeli olarak ödenmesi kararlaştırılan ücretten mahsup edilmek üzere avans mahiyetinde 10.000 doları davalıya ödediklerini, davalının 17.12.2002 tarihli makbuz ile 30.1.2003 tarihine kadar irtifak … tesisi yapılmadığı takdirde aldığı parayı iade etmeyi taahhüt ettiğini, belirtilen sürede işin gerçekleşmemesi üzerine taraflar arasında bir fesihname düzenlendiğini, ancak davalının aldığı parayı iade etmediğini ileri sürerek alacağının tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı, dava dışı … … adına vekaleten aldığı parayı … …’a teslim ettiğini, …’nin de düzenlenen fesihname ile bu parayı iade etmeyi taahhüt ettiğini, vekil sıfatıyla aldığı paradan sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de Dairemizce bu kararın bozulması üzerine yapılan yargılama sonunda itirazın iptaline, takibin aynen devamına, davalının kötü niyeti olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın … miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu asıl alacak değerlendirildiğinde likit olup asıl alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki açıklanan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmedi- ğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın “hüküm” başlıklı kısmının 2 nolu bendinde yazılı “davacının icra inkar talebinin reddine” sözlerinin tamamen karardan çıkartılmasına, yerine “hükmedilen asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanacak %40 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” söz ve rakamlarının karara yazılmasına, hükmün bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.