Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/1762 E. 2007/7043 K. 21.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1762
KARAR NO : 2007/7043
KARAR TARİHİ : 21.05.2007

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, oğlunun okul taksitlerini kredi kartı vasıtasıyla ödeyebilmesi için davalı tarafından kendisine kredi kartı verildiğini, ancak ekonomik kriz nedeniyle taksitleri ödeyemediğini ve bu nedenle davalı banka tarafından aleyhine icra takibi yapıldığı, 4822 sayılı yasadan yararlanmak için açtığı davanın lehine sonuçlandığını, ancak borcunu yine ödeyemediğini, akabinde 5464 sayılı yasadan yararlanmak için davalı bankaya müracaat ettiğini, banka tarafından hazırlanan ödeme planının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek borcunun 5464 uyarınca yeniden tesbitini istemişti.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının daha önce 4822 sayılı yasadan yararlanmak için açtığı davada verilen kararın kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, aleyhinde yapılan icra takibi nedeniyle 4822 sayılı yasa uyarınca kredi kartı borcunun tesbiti için 5.5.2003 tarihinde açtığı dava sonunda borcunun 4822 sayılı yasa uyarınca belirlendiği, 7.10.2003 tarihli kararın temyiz incelemesinden geçerek 6.12.2004 tarihinde kesinleştiği, mahkeme kararı ile belirlenen borcu yinede ödeyemeyen davacının 5464 sayılı yasa uyarınca borcunun yeniden belirlenmesi için davalı bankaya müracaat ettiği ve davalı banka tarafından 12.4.2006 tarihli ödeme planının hazırlandığı, bu ödeme planının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacının bu kez eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekirki kesin hükmün varlığından bahsedebilmek için her iki davanında konusunun, sebebinin ve taraflarının aynı olması gerekir. Davacı ilk davasında borcunun 4822 sayılı yasa uyarınca belirlenmesini istemiş olup, eldeki dava sonradan yürürlüğe giren 5464 sayılı yasadan yararlanmak için açılmıştır. Her iki davanın tarafları aynı isede, iki davanın sebeplerinin birbirinden farklı olduğu izahtan varestedir.Bu itibarla 4822 sayılı yasa uygulanarak verilen kararın eldeki dava için kesin hüküm oluşturduğunu kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 21.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.