Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/731 E. 2009/1177 K. 03.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/731
KARAR NO : 2009/1177
KARAR TARİHİ : 03.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 09.07.2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu 110 ada 283 ve 600 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında “…” yazılı ismin “Bahattin” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın esası hakkında beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, davanın tapuda isim düzeltilmesi olarak görülmesinin mümkün bulunmadığı, davacının ölmüş de olsa nüfusta “…” isimli bir kardeşinin bulunması ve bu nedenle davanın tapu iptali ve tescil davası olarak görülmesi gerektiği gerekçesiyle husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik yada hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Dosyada mevcut nüfus kayıtlarına göre; davacı “… oğlu 01.03.1972 doğumlu …”dir. Davacının 01.06.1965 tarihinde doğmuş ve aynı gün öldüğü anlaşılan “… …” isimli kardeşi de
bulunmaktadır. Dava konusu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının edinme sebebi bölümünde her iki taşınmazın da senetsizden zilyetliğe dayalı olarak … oğlu … …’nin ceddinden intikalen verese arasında taksimen gelme malı olup, 20 yılı aşkın bir zamandan beri çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufu altında bulunduğu gerekçesi ile … oğlu 01.06.1955 doğumlu … … adına tespitinin ve tescilinin yapıldığı görülmektedir.
Davacının babası … … 07.02.1994 tarihinde ölmüştür. Mirasçıları arasında taşınmaz taksiminin de bu tarihten sonra yapılması gerektiği açıktır. Davacının köyde ve halk arasında “…” ismi ile bilindiği ve bu şekilde çağrıldığı da tanık beyanları ile sabittir. 01.06.1965 tarihinde doğup, aynı gün ölen davacı kardeşi … …’nin taşınmazların muristen intikali sonrasında yapılan taksimin sırasında hayatta olmadığı ve böyle bir taksim işlemine katılmasının da mümkün bulunmadığı açıktır. Kaldı ki, kadastro tutanaklarında yazılı olduğu şekliyle davacının 01.06.1955 doğum tarihli … isimli bir kardeşi de bulunmamaktadır.
Açıklanan tüm bu hususlar gözetilerek taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle taşınmazı iyi bilen mahalli bilirkişi ve tanıklar, tespit bilirkişileri ve gerektiği takdirde davacının kardeşleri de dinlenmek suretiyle taşınmazın gerçekten davacıya ait olup olmadığı saptanmalı, davacıya ait olduğu saptandığı takdirde davacının “…” ismi ile bilindiği de dikkate alınarak davanın kabulü yönüne gidilmelidir.
Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.