YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1540
KARAR NO : 2022/12468
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/01/2016 tarihli ve 2015/353 esas, 2016/14 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/01/2022 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında, 14/05/2014 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, tarihsiz ve 2014/16949 soruşturma, 2014/5 sayılı karar ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanunun 191/3. maddesi uyarınca erteleme süresi içerisinde bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, mercii ve itiraz süresinin gösterildiği, kararın 30/09/2014 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, kesinleşmesinden sonra 10/11/2014 tarihinde infazı için Konya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- Konya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 11/11/2014 tarihli ve 2014/2201 DS sayılı çağrı yazısının şüpheliye tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurduğu, 01/12/2014 tarihinde Uyulması Gereken Kurallar Formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, Konya Araştırma ve Eğitim Hastanesinin 02/12/2014 tarihli raporunda, başkasına ait idrar örneği vermeye çalışması nedeniyle takip ve tedavi programının sonlandırıldığının belirtilmesi üzerine uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısının müdürlükte 17/12/2014 tarihinde elden tebliğ edilerek aynı tarihte yeniden hastaneye sevkedildiği, hastanenin 28/01/2015 tarihli raporunda tedavisine gerek olmadığının bildirilmesi üzerine Denetim Planı hazırlandığı, denetim planına göre 11/03/2015, 02/04/2015 ve 22/04/2015 tarihli vaka sorumlusu görüşmelerine katıldığı, 11/05/2015 tarihli SAMBA grup çalışmasına katılmaması nedeniyle yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 14/05/2015 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 15/05/2015 tarihinde Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3- Erteleme kararının kaldırılarak Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 21/05/2015 tarihli ve 2014/16949 soruşturma, 2015/4182 esas, 2015/3505 sayılı iddianamesi ile Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 19/01/2016 tarihli ve 2015/353 esas, 2016/14 sayılı kararı ile, sanığın 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen tarihsiz ve 2014/16949 soruşturma, 2014/5 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve sanık hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uygun davranmadığından bahisle Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/05/2015 tarihli ve 2014/16949 soruşturma, 2015/4182 esas, 2015/3505 sayılı iddianame ile kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/01/2016 tarihli ve 2015/353 esas ve 2016/14 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre; suç tarihi olan 14/05/2014 tarihi itibari ile yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, anılan Kanunun 7/2. maddesi uyarınca suç tarihi itibari ile sonuç ceza yönünden sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğu, bu nedenle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibari ile sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesinde yer alan ceza miktarına göre temel cezanın “2 yıl hapis” olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/01/2016 tarihli ve 2015/353 esas , 2016/14 sayılı kararının kanun yararına bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında sanığın isminin “…” yerine “…” olarak yazılması maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede;
Şüpheli … hakkında 14/05/2014 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, tarihsiz ve 2014/16949 soruşturma, 2014/5 sayılı karar ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanunun 191/3. maddesi uyarınca erteleme süresi içerisinde bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra infaz işlmelerine başlandığı, yükümlülükleirne uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 21/05/2015 tarihli ve 2014/16949 soruşturma, 2015/4182 esas, 2015/3505 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılması üzerine, Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/01/2016 tarihli ve 2015/353 esas, 2016/14 sayılı kararı ile sanığın 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
1- Dosya kapsamına göre; kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın 30/09/2014 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek itiraz edilmeden kesinleşmesinden sonra Konya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
Konya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 11/11/2014 tarihli ve 2014/2201 DS sayılı çağrı yazısının şüpheliye tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurduğu, 01/12/2014 tarihinde Uyulması Gereken Kurallar Formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, Konya Araştırma ve Eğitim Hastanesinin 02/12/2014 tarihli raporunda, başkasına ait idrar örneği
vermeye çalışması nedeniyle takip ve tedavi programının sonlandırıldığının belirtilmesi üzerine uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısının müdürlükte 17/12/2014 tarihinde elden tebliğ edilerek aynı tarihte yeniden hastaneye sevkedildiği, hastanenin 28/01/2015 tarihli raporunda tedavisine gerek olmadığının bildirilmesi üzerine Denetim Planı hazırlandığı, denetim planına göre 11/03/2015 , 02/04/2015 ve 22/04/2015 tarihli vaka sorumlusu görüşmelerine katıldığı, 11/05/2015 tarihli SAMBA grup çalışmasına katılmaması nedeniyle yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 14/05/2015 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 15/05/2015 tarihinde Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği dikkate alındığında; şüphelinin uyarılmasından sonra 11/03/2015 , 02/04/2015 ve 22/04/2015 tarihli 3 ayrı vaka sorumlusu görüşmesine katıldığı, uyarılmasından sonra birkaç kez yükümlülüklerini yerine getirip 11/05/2015 tarihli SAMBA grup çalışmasına katılmaması nedeniyle dosyanın kapatıldığı, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa “ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı veya yeniden yükümlülük ihlalinde bulunduğu takdirde ısrar şartının gerçekleşeceğinin anlaşılması karşısında ısrar şartının gerçekleşmediği, mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilerek denetimli serbestlik tedbirinin infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır.
Ancak;
Sanığın 14/05/2014 tarihli eylemi nedeniyle, tarihsiz (UYAP kaydı 18/09/2014 olan) kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun yasa yolu bildirimi yapıldığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 30/09/2014 tarihinde sanığa usulüne uygun tebliğ edildiği, itiraz süresi ve kararın kesinleşmesi beklenerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Konya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, bir önceki paragrafta açıklanan nedenlerle kovuşturma şartı olan ısrar şartının sağlanmadığı anlaşılmakla;
5237 sayılı TCK’nın 191/4-b ve 191/4-c bendinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla TCK’nın 191/5. fıkrasında yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü kapsamında ihlal nedeni sayılacak eylem bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu 04/05/2015 tarihli suç tarihinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 27/06/2015 tarihinden itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da TCK’nın 191/6. maddesi gereği doğrudan açılan davaların bulunup bulunmadığının araştırılarak,
a) Var ise; Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağan ve olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi,
b)Yok ise; kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK’nın 223/8-2. cümlesi
uyarınca kamu davasının durmasına ve erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmekte ise de; dosya inceleme tarihi itibariyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 16/10/2014 tarihinden itibaren TCK’nın 191/2. maddesinde öngörülen 5 yıllık erteleme süresinin dolduğu ve CMK’nın 223/8-1. cümlesinde yer verilen “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. ” hükmü uyarınca erteleme süresinin dolması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği dikkate alınarak düşme kararı verilmesi gerektiği,
2- Kabule göre de;
Suç tarihi olan 14/05/2014 tarihi itibari ile yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, anılan Kanunun 7/2. maddesi uyarınca suç tarihi itibari ile sonuç ceza yönünden sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanmasının yasal zorunluluk olduğu, bu nedenle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibari ile sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/1. maddesinde yer alan ceza miktarına göre temel cezanın “2 yıl hapis” olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi, de kanuna aykırıdır.
Sonuç olarak yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtilen nedenlerle, sanığın mahkumiyetine dair karar kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
D-)Karar:
Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle; sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/01/2016 tarihli ve 2015/353 esas, 2016/14 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
29/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.