YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5886
KARAR NO : 2022/7496
KARAR TARİHİ : 27.10.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
BİRLEŞEN DAVA : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2004/408 ESAS
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.10.2016 tarih ve 2014/268 E. – 2016/720 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.11.2020 tarih ve 2018/2289 E. – 2020/1175 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla duruşma için belirlenen 25.10.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Aybüke Aktay ile davalı … vekili Av. ….. dinlenildikten sonra duruşmalı
işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, …Kons. … A.Ş.’nin mali yapısındaki bozukluklar nedeniyle 1993 yılında talep edilen kredi önerilerine müvekkili banka tarafından onay verilmediğini, şubenin olumlu görüşü ile 27.05.1994 tarihli 16/685 sayılı yönetim kurulu kararı ile mevcut kredi limitleri arttırılarak toplam 31.250,00 TL kredi kullandırıldığını, firmanın kredilendirilmesinde gereken tedbir ve basiretin gösterilmediğini, bu bağlamda kredi artırım önerisinde bulunan Yenişehir Ankara Şubesi görevlilerinin 399 sayılı KHK’nın çalışanlara yüklediği sorumluluk ve basiretli davranışı göstermeyerek bankayı zarara uğrattıklarını, Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 1999/862 Esas ve 2001/2619 Karar sayılı kararıyla bu görevliler hakkında açılan davanın 5 yıl süre ile ertelenmesine karar verildiğini, davalı banka yöneticilerinin banka zararından sorumlu olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 378.114,23 TL ve 1.015,00 TL’lik teminat mektubu kredi bedelinin, kredinin ödendiği tarihten itibaren en yüksek faiziyle, 24.486,00 USD’nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalılar …, … ve Hayri … vekili, dava konusu kredinin 27.05.1994 tarihli yönetim kurulu kararıyla kullandırıldığını, zaman aşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, bu kredi kullandırım işlemiyle ilgili davacı bankanın bir zarara uğramadığını, banka alacağının tahsil edilmiş olması dolayısıyla bir zarardan söz etmenin mümkün bulunmadığını, bankanın bizzat kendi beyanına göre firmadan herhangi bir alacağının kalmaması sebebiyle istenebilir bir zararının da olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Asıl davada davalı … vekili, davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu kredinin 27.05.1994 tarihli yönetim kurulu kararıyla kullandırıldığını, kredinin tamamının firmadan tahsil edildiğini ve kredi verilirken alınan teminatların halen paraya çevrilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Asıl davada davalı …, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi, olmadığı takdirde esastan reddini istemiştir.
Asıl davada davalı …, kullandırılan kredi nedeniyle kusurlu olduğundan söz edilemeyeceğini, firmadan tahsilatların yapıldığını, dolayısıyla bir zararın olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Asıl davada davalı …, kredinin yasa ve mevzuat çerçevesinde kullandırıldığını, mali sorumluluk için öngörülen yasal koşulların oluşmadığını ve borcun tahsil edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … kendisine usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen herhangi bir cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında kendini vekille temsil ettirmiş, adı geçen davalı vekili, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …’nın dava açılmadan önce vefat ettiği tespit edilmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davada davalı …’nın dava açılmadan önce vefat ettiğinin anlaşılması nedeniyle ölü davalı … mirasçılarına bu davanın yöneltildiğini belirterek tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 378.114,23 TL ve 1.015,00 TL teminat mektubu kredi bedelinin, kredinin ödendiği tarihten itibaren en yüksek faiziyle, 24.486,00 USD’nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, dava konusu zarara ilişkin yönetim kurulu kararının 27.05.1994 tarihli olduğu, davanın 03.12.2002 tarihinde açıldığı, zamanaşımı süresinin davadan önce dolmuş olduğu, esas davada davalılar …, … ve birleşen davada davalılar ölü … mirasçıları … ve …’nın zaman aşımı definde bulunmadıkları, usulsüz olarak verildiği iddia edilen kredinin tamamen tahsil edildiği, zarar unsurunun ortadan kalktığı, davalı …’nın dava açılmadan önce vefat ettiği gerekçesiyle asıl davada davalı … hakkındaki davanın ölü kişiye karşı dava açılamayacağından reddine, davacı tarafından davalılar …, …, …, … terekesi, … ve Aydın Ayaydın’a karşı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacı tarafından davalılar … ve …’e karşı açılan davanın esastan reddine, birleşen davanın esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dava konusu zarara ilişkin yönetim kurulu kararının 27.05.1994 tarihli olduğu, davanın 03.12.2002 tarihinde açıldığı, cezaya ilişkin uzamış zamanaşımı süresi de dahil olmak üzere zaman aşımı süresinin davadan önce dolmuş olduğu, bu sebeple zaman aşımı def’inde bulunan davalılar hakkında bu sebeple red kararı verilmesinin isabetli olduğu, düzenlenen raporlarda ve bankanın yazısında anapara borcunun kalmadığı anlaşıldığından, artık zarardan söz edilemeyeceği, dolayısıyla zarar olmaması nedeniyle davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceği, asıl davada zamanaşımı definde bulunmamış olan davalılar hakkındaki davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl davada davalı …’na verilmesine, davacı Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş. Harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.