Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/790 E. 2007/5914 K. 30.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/790
KARAR NO : 2007/5914
KARAR TARİHİ : 30.04.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacılar, davalı avukatın Nizip Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/356 sayılı davasında kendilerini vekil olarak temsil ettiğini, davalının kendilerine yanlış bilgi verdiğini ve davanın kaybedileceğini bildirdiğini, davalının yönlendirmesi sonucu davalı avukat ve davadaki dava dışı diğer avukatın istifa ettiğini, ancak istifa edildiğinin kendilerine bildirilmemesi ve davanın takipsiz bırakılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, açtıkları sonraki davanında zamanaşımı nedeniyle reddedildiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 6000 YTL’nın tahsilini istemişlerdir.
Davalı, Avukatlık Kanununun 40. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacılar bakımından oluştuğu iddia edilen zararın 1985/232 sayılı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği 30.3.1999 tarihinde gerçekleştiği, zaranın doğduğu tarihten itibaren Avukatlık Kanunun 40. maddesindeki zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının, dava dışı avukatlarla birlikte davacılar vekili olarak Nizip Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/356 sayılı davasını takip ettiği ve bu davanın 1985/232
sayılı davayla birleştiği, davalı ve dava dışı avukatın 5.9.1997 tarihli dilekçeyle davacıların vekilliklerinden istifa ettikleri ve 30.9.1999 tarihinde davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Hemen belirtmek gerekirki davacıların davalıyı azletmedikleri, davalının kendiliğinden istifa ettiği, davalının istifa dilekçesinin davacılara tebliğ edilmediği ve 1985/232 sayılı davadaki mahkeme kararının henüz taraflara tebliğ edilmediği anlaşılmış olup, bu itibarla davacılarla davalı arasındaki vekalet ilişkisinin dava tarihine kadar devam ettiğinin kabulü gerekir. Davalı, davacıların istifa olayından haberdar olduklarını yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin devam etmesi nedeniylede zamanaşımı süresinin henüz başlamadığının kabulü zorunludur. Mahkemece davalının zamanaşımı def’i red edilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanışımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usül ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektiri.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 30.4.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.