YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1755
KARAR NO : 2007/6667
KARAR TARİHİ : 14.05.2007
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, noterde düzenlenen 10.9.1998 tarihli tahsis hakkı devir sözleşmesi ile, dava dışı …’tan, davalı idarece bu şahsa tahsis edilen … no’lu bağımsız bölümü devraldığını, davalı ile ayrıca sözleşme de yapıldığını, ancak başka taşınmazlarının varlığı nedeniyle dava konusu taşınmazın tapusunun kendisine devredilmediğini, açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının da reddedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, taşınmazın raiç bedeli üzerinden şimdilik, 30.000.000.000 TL’nin devir tarihi olan 10.9.1998 tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödetilmesine karara verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin 9.maddesi gereğince davacının ödediği bedelin iadesinden başka bir talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan 31.7.2006 tarihli bilirkişi raporu gereğince, taşınmazın devir tarihindeki raiç değerinin, tapu iptal tescil davasının kesinleştiği 5.4.2001 tarihi itibariyle ulaştığı alım gücü karşılığı olan 20.000.000.000 TL’nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dışı …’a davalı tarafından tahsis edilen bağımsız bölümün, 10.9.1998 tarihli devir protokolü ile davacıya devredildiği, aynı tarihte taraflar arasında ayrıca sözleşme düzenlendiği, ne var ki davacının başka taşınmazlarının varlığı nedeniyle 25.3.1999 tarihinde davalı tarafından sözleşmenin feshedildiği ve ödenen bedelin iade edileceği bildirilerek konutun tahliyesinin istendiği, 20.8.2000 tarihinde aynı talebin yinelendiği, davacı tarafından 9.4.1999 tarihinde açılan tapu iptal tescil davasının reddedilerek 5.4.2001 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı bu davada taşınmazın tapusunun verilmemesi nedeniyle raiç bedelinin ödetilmesini talep etmişse de, 10.0.1998 tarihli devir sözleşmesinin 9. maddesinde “Bu protokolün imzalandığı tarih itibariyle devir alanın kendisine, eşine veya velayeti altındaki çocuklarına ait bağımsız bir konutun ya da sözü edilen kişilerce ortaklaşa sahip olunan bir konutun bulunduğunun, veyahut bu kişilerce daha önce toplu konut kredisi kullanılmış olduğunun tesbit edilmesi halinde bu protokol başlangıcından geçersiz sayılır ve herhangi bir bildirime gerek olmaksızın devir … ile imzalanan satış sözleşmesi idare tarafından feshedilir.” Hükmü bulunmakta olup, aynı tarihli taraflar arasındaki satış sözleşmesinin “Sözleşmenin Feshedilmesi” başlığı altında düzenlenen 9-1 maddesinde de aynı düzenlemeye yer verildikten sonra 9-2 maddesinde de “Sözleşmenin idarece feshi halinde, idare fesih tarihine kadar alıcı tarafından yapılan ödemeleri emsal kira ve varsa tahribat karşılığını düşerek alıcıya iade eder. Alıcının sözleşmesinin feshi tarihine kadar yaptığı ödemeleri için faiz tahakkuk ettirilmez.” Hükmü düzenlenmiştir. Davacının, devir tarihinde tapuda adına kayıtlı taşınmazlarının bulunduğu, kesinleşen tapu iptal tescil davası ile sabit olduğuna, davalı tarafından da sözleşmenin bu gerekçeyle feshedilmiş olmasına göre, az yukarda açıklanan sözleşme hükümleri gereğince bu durumda davacı sadece ödediği bedelin iadesini talep edebileceğinden, mahkemece sözleşmenin açık hükmü gözardı edilerek yazılı şekilde, taşınmazın devir tarihindeki raiç değerinin, tapu iptal tescil davasının kesinleştiği 5.4.2001 tarihi itibariyle ulaştığı alım gücü karşılığının ödetilmesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.