YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7155
KARAR NO : 2007/9247
KARAR TARİHİ : 28.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 1085 parsel nolu taşınmazdaki davalı hisselerini haricen satın aldığını, satış bedeline karşılık çeşitli vade ve tarihlerde bonolar tanzim ederek davalılara verdiğini, ayrıca bu bonoların ödenmesine teminat olmak üzere kendisine ait taşınmaz üzerine davalılar lehine 16.6.1988 tarihinde ipotek tesis edildiğini, bono bedellerini davalılara ödeyerek borcunu bitirdiği halde teminat mahiyetinde olan ipoteğin kaldırılmaması sebebiyle açtığı ipoteğin fekki davasını kazandığını, davalıların haricen kendisine sattıkları taşınmazdaki hisselerini dava dışı 3. kişiye noterde yapılan satış vaadi sözleşmesi ile satmaları üzerine bu şahsın açtığı tapu iptal ve tescil davasının kabul edilerek taşınmazın 3. şahıs adına tesciline karar verildiğini, aralarındaki harici satış geçersiz olsa bile davalıların tahsil ettiği bedeli iade borcu bulunduğunu, ileri sürerek satışa konu hisselerin dava tarihi itibariyle değerinin tespiti ile şimdilik 400.000.000.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, 16.6.1988 tarihinden itibaren hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini savunmuş, esas yönünden de davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının 16.6.1988 tarihli ipotek belgesine dayanarak alacak isteminde bulunduğu, dava tarihine kadar BK’da düzenlenen 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HMUK. 76 maddesine göre maddi olguları bildirmek
2007/7155-9247
taraflara, bunların hukuki niteliklerini saptamak ise hakime aittir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının 16.6.1988 tarihli harici taşınmaz satım sözleşmesi gereğince davalı yana ödediği miktar nedeniyle davalıların sebepsiz zenginleşmesine dayalı olarak tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlendiği iddia edilen tapulu taşınmazın satışına yönelik 16.6.1988 tarihli, harici sözleşme, Borçlar kanunu 213, Tapu Kanunu 26-27, Medeni kanun 705, Noterlik Kanunu 44 maddeleri uyarınca resmi biçimde yapılmadığı için geçersizdir. 7.6.1939 tarih ve 1936/31 esas, 1939/47 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, geçersiz şekilde düzenlenen taşınmaz mal satışları 10 yıllık genel zamanaşımı hükümlerine bağlı olup zamanaşımı süresinin başlangıcı tapuda ferağ verilmeyeceğinin anlaşıldığı tarihtir. Öte yandan bu gibi sözleşmelerde satıma konu taşınmazın zilyetliği alıcı yana devredilmiş ise zamanaşımı süresi işlemez. Somut olayda, davalıların dava konusu taşınmazı 3. kişiye noter satış vaadi sözleşmesi ile satmalarından sonra bu kişinin açtığı tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarih olan 14.6.2002 tarihi itibariyle ifanın imkansız hale geldiği anlaşıldığına göre ancak bu tarih itibariyle zamanaşımı süresi işlemeye başlar ve dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmamıştır. Mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davanın hukuki tavsifinin yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.