Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/2354 E. 2007/6568 K. 10.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2354
KARAR NO : 2007/6568
KARAR TARİHİ : 10.05.2007

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı …’ın davalı banka ile imzaladığı kredi kartı sözleşmesine kefil olduğunu, kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine hakkında başlatılan icra takibinden haberdar olmaması üzerine haciz ve ceza baskısı altında 7.250.000.000 TL ödemek zorunda kaldığını, oysa kefil olması nedeniyle kefalet limiti ile sorumlu olması gerektiğini ileri sürerek davalı bankadan sözleşmenin celbi ile sorumlu olduğu limitin belirlenmesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak şimdilik fazladan ödediği 1.000.000.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dava dışı şahsın aldığı kredi kartı sözleşmesini garantör olarak imzalamış ise de aslında bunun bir kefalet sözleşmesi olduğu, kefilin kefalet limiti ile sorumlu olması gerektiği, sözleşmede kefalet limiti yazmıyor ise de kart limiti olarak belirlenen miktarın kefalet limiti olarak kabulü gerektiği kabul ederek bilirkişi raporu ilefazla ödendiği belirlenen 227.250.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı banka, kullandığı kredi borcunu ödemeyen dava dışı borçlu ile davalı kefil aleyhinde, alacağın tahsili için icra takibinde bulunmuş, davacı kefil ise kefil olduğu miktarın tespiti talebi ve fazla tahsilat iddiası ile eldeki davayı açmıştır. Davacının, dava dışı …’ın davalı Banka ile düzenlendiği kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzaladığı uyuşmazlık konusu değildir. BK. 484 maddesi uyarınca kefilin sorumluluğu, kredi sözleşmesinde belirlenen kefalet limiti ile kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından ibarettir. 4.7.2001 tarihli kredi sözleşmesinde davacının garantör olarak imzası bulunmakta ise de sözleşmede her hangi bir şekilde kefalet limiti ve kredi limiti gösterilmemiştir. Esasen bu yön taraflar arasında ihtilafsız olduğu gibi mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece 22.6.2002 tarihli Jest kredi kartı formu başlıklı belgede borçluya verilen kredi kartı limitinin 2.000.000.000 TL olarak gösterilmiş olması nedeniyle davacı kefilin bu miktar için kefil olduğu kabul edilmiş ise de söz konusu belgede borçlu ve kefillerin imzası bulunmayıp bankanın … taraflı olarak düzenlediği bu belgede yazılı miktarın kefalet limiti olarak kabul edilmesi ve davacı kefilin bu miktardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Yasanın aradığı anlamda geçerli bir kefalet sözleşmesinin varlığından bahsedilemez. Geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığına göre mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 10.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.