YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25699
KARAR NO : 2012/25703
KARAR TARİHİ : 16.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının ihbar olunan … İletişim Hizm. San. Tic. A. Ş. ‘de 06.10.2009 tarihinde müşteri temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, bu şirketin davalı … Telekom A. Ş. ‘den … merkezi operatörlük hizmetlerini ihale suretiyle almış olmasına rağmen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan şartlar gerçekleşmediğinden davacının davalı … Telekom A. Ş. ‘nin işçisi olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğunu, davacı … ile belirli süreli iş sözleşmesi imzalamış ise de bu zamana kadar davacının aynı işyerinde ara vermeksizin üç kere tekrarlanan aynı iş sözleşmesi ile çalıştığını, bu sebeple iş sözleşmesinin başlangıçtan beri belirsiz süreli olduğunu, davacının 03.01.2011 tarihinde iş yerinde amiri ile ufak bir tartışma yaşayıp akabinde kendisine uyarı kağıdı verildiğini, 01.02.2011 tarihinde de iş sözleşmesinin feshedildiğini, feshin geçerli ve haklı sebebe dayanmadığını, davacının savunmasının alınmadığını belirterek, feshin geçersizliği ile davacının asıl işveren olan Türk Telekom A. Ş. nezdinde işine iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Telekom vekili davacının davalı şirketin değil, dava dışı … İletişim A. Ş. ‘nın işçisi olduğunu, davalı şirket ile … İletişim A. Ş. arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulmadığını, dava dışı … İletişim A. Ş. ‘nin … merkezi operatörlük hizmetlerini dava şirketten ihale sureti ile aldığını, bağımsız bir işyerine sahip, kendi elemanlarını işe alan, eğitimini veren tüm özlük haklarından sorumlu olan firma olduğunu, davalı şirket ile … arasındaki ilişkinin Türk Telekom A. Ş. müşterilerine yeni tarife paketlerinin tanıtılmasından ibaret olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan … vekili müvekkili ile davalı … Telekom A. Ş. arasında 24.08.2009 tarihli outbound hizmet sözleşmesi imzalandığını, davacının da bu projede görevlendirilmek üzere belirli süreli iş sözleşmesi ile işe alındığını, davacının iş sözleşmesinin ara dinlenme sürelerini aştığı, çalışma saatlerine uyumsuzluk gösterdiği, yöneticilerine karşı saygısız ve olumsuz bir tutum takındığı, uyarılara karşı bu tutumunu terketmediği gerekçesiyle haklı sebeple feshedildiğini, davacının … A. Ş. bünyesinde çalışmasına rağmen davayı Türk Telekom A. Ş. ‘ye karşı açtığını, bu vakit itibariyle işe iade davası açmak için bir aylık hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğunu, bu sebeple müvekkili şirket aleyhine işe iade davası açılamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının davalı şirket ile değil ihbar olunan … İletişim A. Ş. ile hizmet ilişkisinin bulunduğu, her ne kadar davacı vekili hizmet ilişkisi … İletişim A. Ş. ile kurulmuş ise de ihbar olunan şirketin davalı şirketten … merkezi operatörlük hizmetlerini ihale suretiyle almış olmasına rağmen 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen şartlar gerçekleşmediğinden tüm dosya kapsamına göre davacının davalı şirket ile değil ihbar olunan … İletişim A. Ş. ile hizmet ilişkisinin bulunduğu, ihbar olunan … İletişim A. Ş. ‘nın dosyada mevcut sözleşmeden de anlaşılacağı üzere davalı şirketten dış arama … merkezi hizmetlerini ihale ile aldığı, sözleşmenin 3.1. maddesine göre bu hizmetin verilmesinde ihtiyaç duyulacak gerekli müşteri temsilcilerinin işe alınması, eğitimi ve diğer tüm özlük haklarının sağlanmasından yüklenici … İletişim A. Ş. ‘nin sorumlu olacağı, davalı şirketin bir defaya mahsus olmak üzere ve başlangıç mahiyetinde bilgilendirme yapacağı, aranacak müşteri listesinin davalı şirket tarafından sağlanacağı, diğer tüm hizmetin verilmesinde … İletişim A. Ş. ‘nin sorumlu olacağı, yine davacı ile ihbar olunan … İletişim A. Ş. arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde işverenin … İletişim Hizmetleri San. Ve Tic. A. Ş. olarak gösterildiği, davacının işverende hataya düşürülmesinin söz konusu olmadığı, davalı … Telekom A. Ş. ile ihbar olunan … İletişim A. Ş. arasındaki ihale sözleşmesinin muvazaalı olduğuna dair delil bulunmadığı, davacı ile davalı şirket arasında hizmet sözleşmesi olmadığı, işe iade davasında dahili dava suretiyle taraf oluşturulamayacağı, bu sebeple davacının işvereni … İletişim A. Ş. hakkında açılması gereken ancak davalı şirket aleyhine açılan işe iade davasına … İletişim A. Ş. ‘nin davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Alt işveren işçisi tarafından sadece asıl işveren aleyhine açılan davalarda asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesine bağlı olarak, davalı olarak gösterilen kişinin işçinin gerçek işvereni olmadığının belirlenmesi halinde taraf sıfatı sorunu ortaya çıkmaktadır. Davanın taraf sıfatı yokluğu sebebiyle reddedilmesi halinde gerçek işverene karşı açılacak davada işçi çoğunlukla işe iade davaları için öngörülen bir aylık dava açma süresini kaçırma tehlikesi ile karşılaşmaktadır. Böyle bir sonuç işçiyi mağdur edebileceği gibi bir aylık süre geçmemişse yeni bir dava açılmasını gerektirmesi sebebiyle usul ekonomisine de uygun düşmez. Gerek daha önce işe iade davalarına bakan Yargıtay 9. Hukuk Dairesince ve gerekse Dairemiz tarafından davacının temsilcide yanıldığı veya taraf sıfatında maddi hataya düştüğü kabul edilmek suretiyle taraf değişikliği konusunda mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun katı kuralları aşılarak sorun çözülmeye çalışılmıştır.
Ne var ki, işe iade davası asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açıldığında asıl işveren hakkında taraf sıfatı yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmezken sadece asıl işveren hakkında dava açılmışsa taraf sıfatının bulunmadığı ve taraf sıfatında yanılgı olduğunun kabulüne karar verilmesi sözü edilen çözümün çelişkisi olarak dikkat çekmiştir.
Öte yandan, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ve 124. maddesinde kabul edilebilir yanılgıya dayanan iradi taraf değişikliği taleplerinin mahkemece kabul edilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Ancak sözü edilen düzenlemede taraf değişikliğinin talep şartına bağlanması karşısında hakim tarafından bu hususta taraflara hatırlatmada bulunulması mümkün değildir. Bu sebeple talep olmadığı halde taraf sıfatında maddi hataya düşüldüğünden söz edilmek suretiyle mahkeme kararının bozulmasına yönelik uygulamaya devam edilmesinin kanunun belirtilen açık düzenlemesi karşısında mümkün olmadığı görülmektedir.
Hal böyle olunca dairemizde yukarıda belirtilen içtihadın yeniden gözden geçirilerek değerlendirilmesi ihtiyacı doğmuştur.
Mahkemece verilecek hükmün etkisi bakımından mecburi dava arkadaşlığı, maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ve şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte … sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi zorunlu hallerde söz konusu olur. Şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ise kanunun özel hükümleri ve davanını niteliğinden kaynaklanan, birden fazla kişiye karşı dava açılmasının ve yürütülmesinin zorunlu olduğu hallerde oluşan dava arkadaşlığına denir(… Hakan/… …/… Muhammed, Medeni Usul Hukuku 12. Bası, Ankara 2011, s.223). Şekli dava arkadaşlığı, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması ve taraflar arasındaki ilişkinin doğru karara bağlanmasını sağlamak için kabul edilmiştir. Bu durumda, dava konusu hukuki ilişki hakkında bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda karar verme zorunluluğu yoktur. Ayrıca dava arkadaşlarının yaptıkları usuli işlemler birbirinden bağımsızdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6-7. maddesine göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığına yönelik re’sen yapılması gereken yargısal denetim ilişkinin taraflarının, yani asıl işveren ve alt işverenin davada yer almalarını ve kendi hukuklarını koruyacak açıklama ve ispat haklarını zorunlu kılmaktadır. Aksine bir düşünce Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ve 6100 sayılı Kanun’un 27. maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil eder. Buna göre, işe iade davalarına özgü olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin sözkonusu olduğu davalarda davalı taraf yönünden bir çeşit şekil bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğu kabul edilmelidir.
Görüldüğü üzere bu çözüm tarzı hem işçi hem işveren yönünde hukuka uygun maddi ve usuli bakımdan her iki tarafın haklarının korunmasını sağlayan bir çözümdür.
Böyle olunca, işe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda mahkemece dava hemen reddedilmemeli, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmeli, verilen süre içinde diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmeli, aksi halde dava usulden reddedilmelidir.
Taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması halinde feshin geçersizliğine yönelik verilen karar gerçek işveren hakkında kurulmalı, geçersiz veya muvazaaya dayalı ilişkinin diğer tarafı hakkında sıfat yokluğu sebebiyle davanını reddine karar verilmelidir. Ancak, 6100 sayılı Kanun’un 327/2. madesi uyarınca taraf sıfatı olmadığı halde davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltarak kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği için davanın sıfat yokluğu nedeniyle hakkındaki davanın reddine karar verilen taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmemelidir.
Bu açıklamalardan sonra mahkemece alt işveren olduğu anlaşılan … İletişim Hizmetleri A. Ş. ‘nin davaya dahil edilmesi için davacıya gereken süre verilip teşmil ile taraf teşkili sağlandıktan ve … İletişim Hizmetleri A. Ş.’ nin sunacağı deliller toplandıktan sonra gerekirse teknik bilirkişi incelemesi de yapılmak suretiyle oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.