YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18066
KARAR NO : 2012/25779
KARAR TARİHİ : 19.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli nedene dayanmaksızın feshedildiğini belirterek davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdirildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ikale sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda; işverence yapılan teklif üzerine taraflar arasında ikale sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşme gereği davacıya 2,5 aylık ücret tutarında ek ödeme yapıldığı dosya içerisindeki ibraname ve ekindeki dekontlardan anlaşılmaktadır. Tek başına ihbar tazminatının ödenmiş olması sözleşmenin işverence feshedildiği şeklinde yorumlanamayacağı gibi davacı sosyal statüsü icabı imzaladığı sözleşmenin sonuçlarını bilebilecek bir kişi olup ikale sözleşmesinin imzalanmasında davacının iradesinin sakatlandığına dair de dosya kapsamında delil bulunmamaktadır. Bu tespitler karşısında iş sözleşmenin ikale suretiyle sona erdirildiğinin kabulü ile davanın reddine karar vermek yerine yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 40,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 19/11/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.