Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/11622 E. 2007/14790 K. 07.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11622
KARAR NO : 2007/14790
KARAR TARİHİ : 07.12.2007

… vekili avukat … ile … vekili avukat … davalı yanında Müdahil …, birleşen dosyada dahili davalılar 1- … 2-… ve 28 arkadaşı aralarındaki dava hakkında … 1 Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.7.2006 tarih ve 739-327 sayılı hükmün Dairenin 18.6.2007 tarih ve 3437-8528 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacı, davalı … ve … ile birlikte satın almış oldukları … Merkez 2. bölge 1339 ada 26 parsel ve 1340 ada 30 parselde kayıtlı arsalar üzerinde yapı ortaklığı kurarak inşaat yapmaya başladıklarını, arsaların üç ortak adına tescil edilmesi gerekirken sadece davalı … adına tescil edildiğini belirterek, davalı adına kayıtlı olan parsellerin kendi adına da tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 8.2.2006 tarihli dilekçe ile, davasını alacak davasına dönüştürmek suretiyle, taşınmazlardaki kendisine ait hisse değerinin tesbit edilerek, dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, birleştirilen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2003/808 E., 2006/151 K. sayılı dava ile de, yukarda sözü edilen 26 ve 30 parsel sayılı arsaları üç ortak olarak bedelini ödeyerek satın aldıklarını, arsaların 2/4 hissesinin davalıya, 1/4’er hissesinin de kendisine ve diğer ortak …’a ait olduğunu, arsalar üzerinde kurulan yapı ortaklığına üye kayıtları yaparak üyelerden aidatlar topladıklarını, yapılacak inşaatla ilgili her türlü harcamalardan oluşacak maliyet üzerinden müteahhit ortaklara %10 müteahhitlik ücreti verileceğinin kararlaştırılmasına rağmen, kendisine şimdiye kadar müteahhitlik ücreti ödenmediğini, yapılan inşaatın toplam maliyetinin %10’unun 70.000 Dolar civarında olup, bu miktarın Türk Lirası karşılığının dava tarihi itibariyle 102.480.000.000 TL olması nedeniyle 34.160.000.000 TL müteahhitlik ücreti alacağının bulunduğunu, arsa bedeli olarak üyelerden alınan 120.000 DM’ın 1/4’i olan 30.000 DM’ın kendisine ait olduğunu, bu miktarın da dava tarihi itibariyle karşılığının 26.453.070.000 TL olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla söz konusu alacak kalemlerinin
toplamı olan 60.613.070.000 TL’nin ticari faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, 7.4.2000 tarihinde satın almış olduğu arsalar üzerinde inşaat yapımına ilişkin olarak davacı ve … ile birlikte 22.12.2000 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi imzaladıklarını, her iki parsel üzerinde yapılan binalarla ilgili olarak borçlarını yerine getiren üyelere bağımsız bölümlerin tapuda devredildiğini, davacının ortaklıktan ayrıldığı 30.6.2002 tarihine kadar … … ve Etibank şubelerinden 263.300 DM ve 50.544.385.500 TL para çektiğini, ortaklıktan ayrılma nedeninin de zımmetinde görünen bu paralarla ilgili hesap verememesi olduğunu, ortaklık hesabından çektiği paraları inşaata harcadığını ispat edemeyen davacının kar payı talep edemeyeceğini, davacının herhangi bir alacağının tesbiti halinde ise takas ve mahsubun gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş, tescile ilişkin davada davaya müdahale talebinde bulunan ve birleştirilen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2003/808 E., 2006/151 K. sayılı davada da davaya dahil edilen müteahhit ortaklardan … ise, adına tapuda kayıtlı taşınmaz bulunmaması nedeniyle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, arsa bedelinin büyük bir kısmının davalı … tarafından, küçük bir kısmının ise yapı ortaklığı üye aidatları ile ödendiğini, davacının ortaklıktan ayrıldığı tarihe kadar ortaklık hesabından yaklaşık olarak 250.000.000.000 TL çektiğini, davacının zımmetindeki bu paranın hesabını verememesi nedeniyle 30.6.2003 tarihinde ortaklıktan çıkarıldığını, davacıya borcu bulunmadığını savunmuş, davaya dahil edilen yapı ortaklığı üyelerinden bir kısmı, uyuşmazlığın müteahhit ortaklar arasında olduğunu, davada kendilerini ilgilendiren bir husus bulunmadığını belirtmişler, diğer bir kısmı ise, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, 20.3.2006 tarihli bilirkişi raporu benimsenerek, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, takas talebinin reddine, 55.073,50 YTL’nin davalılar … ve …’… alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; davacı ve davalılar … ve … tarafından temyiz edilen hüküm Dairemizce onanmış, adı geçen davalılar kez karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.
22.12.2000 tarihli … ve Ortakları Şirketi Ana Sözleşmesinde, davacı … ve davalılar … ve … arasında “inşaat taahhüt işleri” konusunda eşit sermayeli bir adi ortaklık kurulduğu, ortaklık tarafından 1339 ada 26 parselde 56 konutluk apartman yapılacağının belirtildiği, yapı
ortaklığına üye olan kişilerle ortaklık adına … ile … tarafından imzalanan “… Yapı Ortaklığı … Sitesi” başlıklı tarihsiz sözleşmelerle de ortaklığa üye kaydedildiği, “ödeme planı”na göre aidat ödemelerinin şubat 2000 tarihinden başlamak üzere her altı ayda bir %25 artırılarak belirleneceği, inşaatla ilgili her türlü harcamalardan oluşan maliyet üzerinden her … konut yapımcılarının %10 müteahhitlik ücreti alacakları kararlaştırılmış olup, üzerinde yapı ortaklığı kurulan parsellerin müteahhit ortaklar tarafından dava dışı … Temiz’den birlikte satın alındığı, (davacının dava dilekçesindeki kabulüne göre 1/2 hisse bedelinin davalı …, 1/4 ’er hisse bedellerinin de davacı ve davalı … tarafından ödenmek suretiyle) dosyada mevcut olan sözleşmeler, kambiyo senetleri ve satıcıya yapılan ödemelerden anlaşılmakta olup, inşaatların yapımı aşamasında … Yapı Ortaklığına ait karar defterinde yazılı olduğu üzere, … ve … imzalı 30.6.2002 tarihli kararla, bankadan çektiği paraların zımmetinde bulunması nedeniyle ortaklıktan kaynaklanan tüm sorumlulukları devam etmek kayıt ve şartıyla davacı hakkında ortaklıkla ilgili işlem yapmasına müsaade edilmeyeceği yönünde karar alındığı, Harput Vergi Dairesi Müdürlüğünce düzenlenen ve davacının imzasının bulunduğu 8.3.2004 tarihli yoklama fişinde de davacının aynı tarihte ortaklıktan ayrıldığının belirtildiği görülmektedir.
Borçlar Kanununun 520. ve devamı maddelerine göre, adi ortaklıkla ortakların birbirlerini ortaklıktan çıkarma hakları bulunmadığından, davalılar … ve … tarafından yukarda sözü edilen 30.6.2002 tarihli, davacının adi ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak verilen kararın geçersiz olduğu, sözü geçen kararın sadece davacının ortaklığa ilişkin idarecilik yetkilerinin, diğer iki ortak tarafından alınması şeklinde yorumlanabileceği, ortaklığın mahkeme kararı ile fesih ve tasfiyesinin yapılacağı tarihe kadar adi ortaklıktan doğan hak ve yükümlülüklerin devam edeceği, daha önce ortaklığın fesih ve tasfiye edildiği de ispat edilemediğinden, davacının talebi gereğince … bu davada ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakta olup, mahkemece de ortaklığın tasfiyesine karar verilmekle birlikte, hükme esas alınan 20.3.2006 tarihli bilirkişi raporunda ortaklığın basit usulde defter tuttuğundan bahisle faturalardan sorumluluk tesbitinin mümkün olmadığı belirtilerek, davacının bankadan çektiği ortaklığa ait paraların inşaata harcandığı kabul edilmiş, arsalar satın alınırken yaptığı ödeme miktarına göre davacının taşınmazdaki 1/4 hisse miktarı olan 33.865.057.137
TL ile dava tarihi itibariyle ortaklığın aktifi ile pasifi arasındaki farka göre net aktif miktarı olan 201.981.388.264 TL’nin 56 yapı ortağı üyesi ile birlikte toplam 59 kişi olan ortaklar sayısına bölünmesiyle bulunan 3.423.413.360 tasfiye payı, ayrıca davacının imalatın %10’u üzerinden alması gereken 17.785.027.864 TL de müteahhitlik alacağı toplamı üzerinden belirlenen 55.073,50 YTL’nin tahsili gerektiği belirtilmiş, mahkemece de bu miktarın davalılar … ve …’… tahsiline karar verilmiştir. Ne var ki bu şekildeki bir tasfiyenin, Borçlar Kanununun 538.ve devamı maddelerine uygun bir tasfiye şekli olduğundan söz edilemez. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması, ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ortaklık defterlerinin basit usulde tutulduğu, bu nedenle sorumluluk tesbitinin mümkün olmadığı belirtilerek, davacının ortaklık hesabından çektiği paraların inşaata harcandığı kabul edilmişse de, davalıların temyiz dilekçesine eklemiş oldukları 17.7.2007 tarihli Vergi Dairesi Müdürlüğü yazısında söz konusu adi ortaklığın … usulde faaliyet gösterdiği, yine “… Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası” nın aynı tarihli yazısında da, adi ortaklığa ait defterlerin … usulde tutulduğu belirtilmiş olup, mahkemece bu konuda yeterli araştırma, inceleme ve denetleme yapılmamıştır. Adi ortaklıkta yönetici ortak veya ortaklardan hesap listesi istenmesi, tayin edilecek süre içinde hesap listesinin verilmemesi halinde yönetici ortakların hesap vermekten kaçınmış sayılacağı kabul edilerek, buna göre tasfiye işlemlerinin yapılması gerekirken, dava konusu olayda böyle bir usulün izlenmemiş olduğu, öte yandan yapı ortaklığı sözleşmesine göre inşaatın maliyet bedeli üzerinden karlaştırılan %10 müteahhitlik ücretinin tüm müteahhit ortaklara ait olduğunun kabul edilmiş olmasına, davacının da dava dilekçesinde %10 müteahhitlik ücretinin hissesine isabet eden 1/3’ini talep etmiş olmasına rağmen, bilirkişi raporunda imalat bedelinin %10’una isabet eden miktarın tümüyle davacıya ait olduğunun kabulü ile hesap yapılmış olduğu, keza adi ortaklık hükümleri gereğince tasfiyenin karar tarihine en yakın tarih itibariyle yapılmasının gerekli olmasına karşın, tasfiye hesabının karar tarihinden yaklaşık üç yıl önceki tarih olan dava tarihi esas alınarak yapılmış olduğu görülmekte olup, tüm bu hesap ve yöntemler, gerek taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesi hükümlerine, gerekse BK’nun adi ortaklığa ilişkin hüküm ve düzenlemelerine aykırı olup, anılan rapora göre adi
ortaklığın tasfiyesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. … ve Ortakları Adi Şirketi ile sonradan ortak üyelerin alındığı … Yapı Ortaklığı, iç içe girmiş iki adi ortaklık görünümünde olup, mahkemece yapılacak tasfiyede, bu şekildeki bir yapı ortaklığının kendine özgü hukuki yapısı gereğince, bir daire sahibi olmak amacıyla yapı ortaklığına üye olan diğer ortakların zarar görmemesi sağlanmalı, kendilerine karşı idareci ortak konumunda bulunan müteahhit ortaklar nezdindeki hukuki menfaatleri korunmalıdır. Bu nedenle yapı ortaklarına, müteahhit ortaklar tarafından verilmesi taahhüt edilip de verilemeyen dairelerin bedellerinin ödetilmesi amacıyla bir kısım yapı ortakları tarafından açıldığı anlaşılan davaların da tasfiyede esas alınması zorunlu olup, bu davalar sonunda müteahhit ortaklar aleyhine hükmedilecek miktarlar, yapılacak tasfiyede ortaklığın borçları olarak hesap edilmelidir. Somut olayda, müteahhit ortaklardan her birinin ortaklık adına harcamalar yapabildiği, ortaklığa ilişkin banka hesaplarından para çekebildiği, dolayısıyla tüm ortakların idareci ortak gibi hareket ettiği anlaşıldığına göre, ortakların yapmış oldukları tüm harcama ve işlemler nedeniyle, diğer ortakların vekili sıfatıyla hareket ettikleri ve birbirlerine karşı hesap verme yükümlülüğü altında oldukları kabul edilmelidir. Bu kabulden hareketle öncelikle belirtilmelidir ki, davalılardan …, dava konusu ortaklığa ait tüm taşınmazların adına kayıtlı bulunması, bunlardan bir kısmını yapı ortaklığı üyeleri adına tapuda devretmesi, bir kısmını da üçüncü kişilere satması ve diğer yapmış olduğu tüm işlem, harcama, aidat toplama vs. işler nedeniyle diğer müteahhit ortaklara karşı sorumlu olup, hesap verme mükellefiyetiyle yükümlü olduğu gibi, davacı da, 17.5.2004 tarihli … A.Ş. tarafından gönderilen yazıda belirtilen davalı …’la birlikte bankadan çekmiş olduğu 275.500 DM ve 47.906.750.000 TL nedeniyle diğer müteahhit ortaklara karşı hesap verme mükellefiyeti altındadır. Sonuç olarak adi ortaklığın tasfiyesi için mahkemece öncelikle kurulduğu tarihten itibaren ortaklığın tüm muhasebesi ile ilgili defterler ve bu defterlerin dayanağı olan belge ve faturaların ibrazı sağlanmalı, ortaklardan …’dan toplanan aidatlar, üçüncü kişilere yapılan bağımsız bölüm satışlarına ilişkin tarih ve satış bedelleri ile, varsa ortaklığa vermiş olduğu avanslar ve mahkemece gerekli görülecek diğer hususlar konusunda, davacı ortaktan da özellikle bankadan çekmiş olduğu paraların harcama kalemleri ile ilgili hesap listesi istenilmeli, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan ve az yukarda da değinildiği gibi müteahhit ortaklar aleyhine açılmış olan tüm davaların sonucuna göre ortaklık borçları belirleneceğinden, kesin olarak tasfiyenin
yapılabilmesi için, yapı ortakları tarafından müteahhit ortaklar aleyhine açılan söz konusu tüm davaların kesinleşmesi “bekletici sorun” yapılarak kesinleşen dava sonuçlarına göre ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla, ortaklarca verilecek olan hesap listelerinin, dosyadaki defter ve belgeler ile inşaata yapılan imalatlarla uyumlu olup olmadığı belirlenerek denetimi sağlanmalı, hesap listesi sunamayan ortağın hesap vermekten kaçındığı kabul edilmeli, HGK’nun 1991/13-76 esas, 1991/199 karar ve 10.4.1991 tarihli kararı gereğince ortaklardan birinin diğer ortağa, ortaklık konusu taşınmazın mülkiyetini geçirme borcu altına girmesi hukuken mümkün ve geçerli olduğundan, yapı ortaklığının gerçekleştirildiği arsa üzerinde tapuda … adına kayıtlı bulunan tüm bağımsız bölümlerin tasfiye hesabında her üç ortağa ait olduğu kabul edilmeli, …’ın üçüncü kişilere satmış olduğu bağımsız bölümlerin satış tarihlerindeki rayiç değerleri üzerinden ortaklığa karşı sorumlu olduğu benimsenmeli, tasfiyeye esas değerin, karar tarihine en yakın tarih olacağı gözden uzak tutulmamalı, ortaklığın yapı ortaklarına, varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmeli, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve vermiş oldukları sermaye iade edildikten sonra ortaklara paylaştırılması gereken miktar belirlenmeli, tasfiye bu şekilde gerçekleştirilmelidir. Açıklanan hususlar dikkate alınmadan yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce sehven onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalıların karar düzeltme taleplerinin kabulü ile Dairemize ait 18.6.2007 tarihli 2007/3437 E. 2007/8528 K. sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların karar düzeltme taleplerinin kabulüne, Dairemize ait 18.6.2007 tarihli 2007/3437 E. 2007/8528 K. sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA. peşin harcın istek halinde iadesine, 7.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.