YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12598
KARAR NO : 2006/16344
KARAR TARİHİ : 14.12.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıların murisi olan … ile 20.4.1976 tarihinde düzenlenen harici senetle, …’ye murisinden intikal edecek taşınmazlardaki miras hak ve hisselerini 75.000 TL bedelle satın ve teslim aldığını, …’nin tapuyu devredemeden vefat ettiğini, davalı mirasçıların da tapuyu devretmeye yanaşmadıklarını ileri sürerek … adına kayıtlı olan taşınmaz hisselerinin adına tesciline, olmadığı takdirde 20.4.1976 tarihinde satış bedeli olarak ödediği 75.000 TL’nin sebepsiz zenginleşme ve denkleştirici adalet ilkeleri gereğince ulaştığı değerin tespiti ile davalılardan yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, harici sözleşmedeki imzanın murisleri …’ye ait olmadığını, olsa bile sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğunu, tapu devrinin istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 20.4.1976 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğu, tarafların aldıklarını sebepsiz zenginleşme ilkeleri gereğince iade etmeleri gerektiği, ödenen satış bedelinin dava tarihi itibariyle ulaşacağı alım gücü olarak belirlenen 15.195.93 YTL ‘nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın davalıların murisleri ve hissedarları adına tapuda kayıtlı
olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (MK.634, Yeni MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Ne var ki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tespitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve … bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir.
Bu güne kadar uygulanan kurallara göre geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, … hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları, … hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini korur. O nedenle hukuk kuralları, görevli organlarca değiştirilince bu konuda yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden … hayata çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanmalıdırlar. Bu görevin ise yargıya ait olduğunda duraksamaya yer yoktur. Nitekim gerek Yargıtay kararlarında ve gerekçe öğretide bu görüşe paralel düşünceler bulunmaktadır.
Akit öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz sözleşmelerde de uygulanması gerektiği, geçersiz sözleşmelerden dolayı olumsuz zararın istenebileceği, bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da bulunduğu, olumsuz zararın bazı … durumlarda olumlu zarar kadar dahi olabileceği, M.K.nun 2. maddesine göre akdin geçersizliğinin
ileri sürülemeyeceği hallerdeki zarar kavramları, hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve uygulamalardır. Yargının asıl görevi toplumun huzurunu sağlamaktır. Bunun için uygulanması gereken kurallar, mevcut yasaların ışığında bu yasa hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmalıdır.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Somut olayda, davacı satıma konu taşınmaz için ödediği satış bedelinin dava tarihi itibariyle ulaşacağı alım gücünün tespiti ile tahsilini istemiştir. Kural olarak geçersiz sözleşmelerde denkleştirici adalet ilkelerinin uygulanması mahkemenin de kabulünde olduğu gibi doğrudur. Ancak satış sözleşmesi geçerli olsa idi davacı sözleşmenin ifa edilmemesi halinde taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç değerini isteyebilecekti.
Dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle rayiç bedelleri toplamı 11.464 YTL olarak belirlenmiştir. Bu durumda geçersiz sözleşme nedeni ile davacının isteyebileceği iade tutarı, geçerli sözleşme ile elde edeceği menfaatten fazla olamaz. Mahkemece açıklanan bu hususlar göz ardı edilerek ödenen paranın, rayiç değeri aşacak şekilde dava tarihi itibariyle ulaşacağı değer üzerinden davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 14.12.2006 oybirliği ile karar verildi.