Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/6134 E. 2009/7122 K. 08.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6134
KARAR NO : 2009/7122
KARAR TARİHİ : 08.06.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.01.2001 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.04.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile 02/01/2001 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
Davada, 25/07/1969 günlü biçimine uygun düzenlenmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılmıştır. Gerçekten, bu sözleşmede satışı vaat edilen dava konusu taşınmazların 10,00.TL değerinde olduğu yazılıdır. Yukarıda açıklandığı üzere, dava 02/01/2001 tarihinde açılmış ve mahkemeden hukuki himaye bu tarihte talep edilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi gereğince; müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK’nun 1.maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Diğer yandan, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı davalar münhasıran sulh mahkemelerinin görevini tayin eden 8.madde kapsamında da değildir. Bütün bunlar dışında gerek harç sorununun, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu
tartışmasızdır. Böyle olunca mahkemenin görevi belirlenirken sözleşmede yazılı değere bakmamak, eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu düşünülerek dava konusunun davanın açıldığı gündeki değerine göre görevli mahkemeyi tayin etmek ve sonucuna göre görevli mahkeme huzurunda davayı esastan karara bağlamak olmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.3.2006 günlü ve 2006/14-91-115 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Eldeki davada, mahkemece yapılan keşif neticesinde uzman bilirkişi heyeti tarafından verilen 16.10.2004 tarihli rapor ile taşınmazların dava tarihi itibari ile değerinin 1.333.600.000. TL olduğu bildirilmiştir. Bu miktar dava tarihi itibarı ile Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırı olan 400.000.000.TL’nin üzerinde olduğundan mahkemece görevsizlik kararı verilecek yerde davanın esasının incelenerek karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 08/06/2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.