YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5424
KARAR NO : 2009/6477
KARAR TARİHİ : 28.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.08.2007 gününde verilen dilekçe ile ürün sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 19.03.2007 tarihinde düzenlenen sözleşme ile davalıya ait araziyi pancar üretimi yapmak üzere kiraladığını ancak davalının sözleşme hükümleri ve şifahi olarak yaptıkları anlaşma gereğince edimlerini yerine getirmediğinden üretim yapamadığını belirterek sözleşme nedeniyle yaptığı masraflar ile yoksun kaldığı kar karşılığı olmak üzere 8.932.00 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, sözleşmede trafo ile ilgili bir yükümlülük bulunmadığını, kuyu açılması konusunda da DSİ’nin izin vermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde keşif avansının yatırılmadığı ve keşif yapılmaksızın istemin hüküm altına alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, ürün kira sözleşmesinden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir.
HUMK’ nun 159. maddesinde açıkça belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Aynı yasanın 163. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süre henüz dolmadan kısaltıp uzatamaz.. Buna karşılık, aynı yasanın 163. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak
uzatılabileceği gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidilebilir. Bu takdirde HUMK, usulü işlemlerin belirli zaman kesitleri içerisinde yapılması gereğini düzenlemiştir.
Süreler, kanun tarafından (kanuni süreler) tespit edildiği gibi hakim tarafından da tayin edilir.(HUMK m.159) Kanuni süreler, (örneğin cevap süresi, temyiz süresi gibi) kesindir ve hakim tarafından bu süreler kısaltılıp uzatılamaz. Ancak, hakimin tayin ettiği süreler kesin değildir. Yargılama hukukunda egemen olan ilkelerden usul ekonomisi ilkesi gereğince, hakim bir davayı, makul süre içinde ve en az giderle sonuçlandırmak zorunda olduğundan bazen taraflara yapacakları işlemlerin mahiyeti gereği kesin süre verebilir. (HUMK m.163/3)
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-Yapılacak … veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Somut olayda; mahkemece keşif kararı ve HUMK’nun 414. maddesi hükmüne göre keşif giderlerinin yatırılması için de aynı kanunun 163. maddesi uyarınca, ilgili tarafa kesin süre verilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca; keşif için kesin süre verildiğinde de ara kararında yapılması gereken işlerin neler olduğunun tam bir açıklıkla belirtilmesi, sürenin yeterli ve elverişli olması, keşif giderlerinin (hakim ve mahkeme personelinin yol tazminatını, taşıt giderlerini, tanık ve bilirkişi ücretlerini ve bunlara çıkarılacak davetiye giderlerini kapsayacak biçimde) ayrıntılı olarak saptanması, kesin sürenin sonuçlarının açıklanması gerekli iken bu yönler gözetilmeden usulüne uygun olarak verilmeyen kesin süreye ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Ancak, az yukarıda açıklandığı üzere yapılacak … veya işlemleri birer birer varsa masraflarının da miktarlarıyla birlikte açıkça gösterilmesi gerekli olup, mahkemece keşif için verilen ara kararında, bilirkişi ücretleri ve mahkeme heyeti yolluğu belirtilmiş ise de bilirkişilere keşif gününün bildirilmesi için gerekli tebligat gideri açıkça belirtilmemiş olup verilen kesin süre usul ve yasaya aykırıdır.
Belirtilen nedenle, mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 28.05.2009 gününde oYbirliği ile karar verildi.