Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/9790 E. 2006/13739 K. 17.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9790
KARAR NO : 2006/13739
KARAR TARİHİ : 17.10.2006

1-… 2-… 3-… … 4-Barış Kuleli vekili avukat … ile … vekili avukat … arasındaki dava hakkında … Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 2.6.2005 tarih ve 403-154 sayılı hükmün Dairenin 13.3.2006 tarih ve 2005/17522 2006/3467 sayılı ilamiyle Bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murislerinin tarlalarını davalıya yarıcı olarak kiraya verdiğini, 15.12.1984 tarihli sözleşme gereğince davalının elde ettiği ürünün yarısını kendilerine vermesi gerekirken vermediğini, 273 ve 338 parsel numaralı taşınmazlar yönünden sözleşme ilişkisinin devam ettiğini, 436 parsel numaralı taşınmazın ise kendilerine icraen teslim edilmesine rağmen bu yeride davalının işgal ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle şimdilik 273 ve 338 parsel numaralı taşınmazlar yönünden 2001 ve 2002 yılları için 125 ‘er YTL net gelir bedelinin 436 parsel yönünden de 2001 ve 2002 yılları için 125’er YTL ecrimisil olarak tahsilini istemiş; 12.5.2004 gününde verdiği ıslah dilekçesi ile yine fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 5.913.656.250 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; davalının temyizi üzerine dairemizce bozulmuş; bu kez davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında usulün 440 maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun bulunmayan davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece, bilirkişi raporu da esas alınmak suretiyle bu davaya konu edilen her üç taşınmaz yönünden de talep edilen yıllara ilişkin olarak taleple bağlı kalınmak suretiyle ürün bedeline hükmedilmiş olup, davalının temyizi üzerine de Dairemizin 13.3.2006 tarihli bozma ilanının (2) no’lu bendinde davacıların murislerinin anılan taşınmazlarda 336/1920 oranında hissedar bulunduğu ve davacıların bu nispette talepte bulunabilecekleri, anılan taşınmazların 2006/9790-13739
tamamı üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuş ise de, davacının dava dilekçesindeki beyanından, toplanan delillerden ve özellikle taraflar arasında görülüp kesinleşen … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/421 esas sayılı dosyası kapsamından davaya konu 436 parsel yönünden davaya konu edilen dönemden önce taraflar arasında sözleşme ilişkisinin sona erip, bu yerin icraen davacılara teslim edilmesine rağmen davalının anılan yere ekim yapmak suretiyle müdahalede bulunduğu ve bu nedenle davacıların anılan taşınmaz için ecrimisil talebinde bulunduğu, ancak 273 ve 338 parsel numaralı taşınmazlar yönünden taraflar arasında sözleşme ilişkisinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacıların murisleri ile davalı arasında yapılan 15.12.1984 tarihli sözleşmede bu iki parsel yönünden bu yerlerin murisin tapudaki hissesi oranında kiraya verildiğine ilişkin bir hüküm bulunmayıp, aksine anılan taşınmzaların murise ait olduğu yazılıdır. Bir taşınmazın kiraya verilebilmesi için o taşınmazın mutlaka maliki olunacağına ilişkin herhangi bir yasal düzenleme yoktur. O nedenle 273 ve 338 parsel no’lu taşınmazlar yönünden davalı, davacılara karşı sözleşmede kararlaştırıldığı oranda ve şekilde kiralananların tamamı yönünden sorumludur. Ancak 436 parsel yönünden anılan yerin davaya konu edilen dönemden önce davacılara teslim edilmesine rağmen davalının müdahalesini sürdürüp yeniden ekim yaptığına göre ancak bu taşınmaz yönünden davacılar murislerinin hissesiyle sınırlı olarak talepte bulunabilirler. Mahkeme kararı bu gerekçe ile bozulacak iken tüm taşınmazlar yönünden davacıların murislerinin tapudaki hissesi oranında talepte bulunabileceği gerekçesiyle bozulduğu yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından davacıların bu yöndeki karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemiz bozma kararı kaldırılıp, mahkeme kararı yukarıda açıklanan şekilde yeniden bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, davacının diğer karar düzeltme taleplerinin reddine ikinci bentte belirtilen nedenle Dairemizin 13.3.2006 … ve 17522-3467 sayılı bozma kararının (2) numaralı bendinin kaldırılmasına mahkeme kararının açıklanan şekilde yeniden BOZULMASINA, 17.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.