Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/10288 E. 2007/14789 K. 07.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10288
KARAR NO : 2007/14789
KARAR TARİHİ : 07.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın davalı … Yönünden reddine diğer davalılar-karşı davacılar yönünden kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar karşı davacılar … ve … avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde Davalılar … ve … gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … ili Sürsürü Mahallesi 1339 ve 1340 ada 26 ve 30 no’lu parseller üzerine davalılar tarafından yapılacak olan inşaat için kurulan yapı ortaklığına, arsa paylarını peşin ödemek suretiyle ortak olduğunu, bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, 7 bloktan oluşan 56 dairenin, sözleşmede öngörülen şekilde yapılarak üyelere teslim edileceğinin kararlaştırılmasına rağmen, davalıların edimlerini yerine getirmediklerini, üyelerden sözleşmeye aykırı şekilde fazla miktarda aidat istediklerini, sadece 3 bloğun kısmen tamamlanıp, diğer 4 bloğun ise bodrum kat seviyesinde bırakıldığını, 3 bloktaki 16 dairenin tapusunun kat mülkiyetine çevrilerek üyelere dağıtıldığını, ancak davalıların üyelerden topladıkları paralarla almış oldukları taşınmazın diğer bağımsız bölümlerini kendi adlarına tapuya tescil ettirdiklerini, kendisi adına tapuda tescil işlemi yapılmadığı gibi … olduğu aidatların da iade edilmediğini ileri sürerek, yaptığı tüm ödemeler, sözleşmeye aykırılıktan dolayı uğramış olduğu zarar ve bedelini … olduğu arsa payının bugünkü değeri hesaplanarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000.000.000
TL’nin ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, 16.4.2007 tarihli ıslah talebi ile de alacak miktarını 35.000.000.000 TL daha artırmış, aynı nedenlerle, yönetici ortak olduğunu bildirdiği … hakkında açmış olduğu ve bu dava ile birleştirilen … 3. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2007/96 E. sayılı dava ile de, 60.000 YTL’nin faiziyle birlikte ödetilmesini talep etmiştir.
Davalılardan …, her ne kadar yapı ortaklığı kurulmuş ise de, tapuda davalılardan … adına kayıtlı olan taşınmazın tapusunun davacıya devretme yetki ve sorumluluğunun da bu kişiye ait olduğunu, aynı şekilde inşaatı yürütme, aidatları toplama ve harcama yetkisinin de diğer davalılara ait olduğunu, diğer davalılarla aralarında mevcut olan ortaklığın tasfiyesine yönelik davanın devam ettiğini, arsayı üç ortak olarak birlikte satın aldıklarını, sözleşmeye aykırı hareket etmediğini, aksine davacının kendi edimlerini yerine getirmediğini, kaldı ki diğer davalılar tarafından alınan bir kararla ortaklıktan çıkarıldığını, bu aşamadan sonra ortaklık nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun da kalmadığını savunmuş, diğer davalılar ise, davacının bir daire sahibi olmak amacıyla kendileri ile sözleşme imzaladığını, yapı ortaklığının davacı ile değil, kendileri ile diğer davalı … arasında kurulduğunu, sözleşme hükümlerine uyarak maliyet artı kar payını düzenli şekilde ödeyen üyelere daire tapularının verildiğini, üçüncü ortak olan Reşat’ın zimmetinde görünen paraların hesabını veremediği için 30.6.2002 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını, haksız para talebinde bulunmadıklarını, davacının sözleşme gereğince yapması gereken ödemeleri yapmadığını, inşaatın halen devam ettiğini, davacıya borçları bulunmadığını savunmuşlar, bu dava ile birleştirilen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesine ait olan 2004/294 E. sayılı dava ile de, asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalısı olan …’ın sözleşme gereğince eksik ödeme yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, alacakları olan 25.034.640.000 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmişlerdir.
Mahkemece, aynı ortaklıkla ilgili başka bir ortağın açmış olduğu emsal nitelikteki … 2. Asliye Hukuk Mahkemesine ait olan 2004/216 E. 2004/132 K. sayılı davanın temyizi üzerine Dairemizce verilen 27.6.2006 tarihli 2006/7949 E. 2006/10481 K. sayılı bozma kararında belirlenen hususlar dikkate alınarak, davacının alması gereken dairenin arsa payı ile birlikte dava tarihindeki rayiç bedeline hükmedilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle, öte yandan adi ortaklığa ait 30.6.2002 tarihli kararla adi ortaklıktan çıkarılan davalı …’ın ortaklıkla ilişkisinin kalmadığı kabul edilerek, birleştirilen … 2. Asliye Hukuk
2007/10288-14789
Mahkemesine ait 2004/294 E. sayılı davanın reddine, asıl dava ve birleştirilen … 3. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2007/96 E. sayılı davalar yönünden ise de, davalılardan … hakkında açılan davanın reddine, 60.000 YTL’nin yasal faizi ile birlikte diğer davalılar … ve …’… faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, asıl davanın davalıları, birleşen 2004/294 E. sayılı davanın davacıları olan … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların (birleşen davanın davacılarının) aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-22.12.2000 tarihli … … ve Ortakları Şirketi Ana Sözleşmesi gereğince davalılar arasında “inşaat taahhüt işleri” konusunda adi ortaklık kurulduğu, ortaklık tarafından 1339 ada 26 parselde 56 konutluk bir site yapılacağının belirtildiği, yapı ortaklığına üye olan kişilerle ortaklık adına M…. ile … tarafından imzalanan “Taç Yapı Ortaklığı … Sitesi” başlıklı tarihsiz sözleşmelerle de ortaklığa üye kaydedildiği, “ödeme planı”na göre aidat ödemelerinin şubat 2000 tarihinden başlamak üzere her altı ayda bir %25 artırılarak belirleneceği, inşaatla ilgili her türlü harcamalardan oluşan maliyet üzerinden her … konut yapımcılarının %10 müteahhitlik ücreti alacakları, aidatların her ayın 15-20’si arasında ödeneceği, inşaatın 3. inşaat sezonu sonunda bitirilmeye çalışılacağı, davacının da söz konusu bu sözleşmeyi imzalamak ve peşinatı ödemek suretiyle yapı ortaklığına üye olduğu, inşaatların yapımı aşamasında Taç Yapı Ortaklığına ait karar defterinde 30.6.2002 tarihli kararla, ortaklıktan kaynaklanan tüm sorumlulukları devam etmek kayıt ve şartıyla, ortak …’ın bankadan çektiği paraların zimmetinde bulunması nedeniyle ortaklıkla ilgili işlem yapmasına müsaade edilmeyeceği yönünde diğer ortaklar … ve … tarafından karar alındığı, Harput Vergi Dairesi Müdürlüğünce düzenlenen 8.3.2004 tarihli yoklama fişinde de davalı …’ın aynı tarihte ortaklıktan ayrıldığının belirtildiği, … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/283 sayılı dosyası ile yapılan tesbit ve 12.8.2005 tarihli bilirkişi raporu gereğince de bloklardaki imalat yüzdelerinin sırasıyla, %78, %86, %65, %7, %5, %5 ve %3 olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında düzenlenen tarihsiz sözleşme ile davacının Taç Konut Yapı Ortaklığına hissedar olduğu ve bu ortaklık adına ödemeler yaptığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, yapı ortaklığında kendilerine karşı idareci ortak konumunda olan davalıların haksız para talep etmeleri ve
inşaatı yarım bırakmaları nedeniyle uğramış olduğu zararın ödetilmesini istemiştir. Ortaklık nedeniyle davacıya daire ya da tapuda arsa payı verilmediği anlaşıldığına ve davacı da ortaklıktan ayrılma yönündeki iradesini açıkladığına göre BK 535 ve devamı maddeleri gereğince, yapı ortaklığının … hukuki yapısı, gözardı edilmeden ve davada taraf olmayan diğer ortaklar arasındaki menfaat dengelerinin korunması suretiyle davacının talep edebileceği miktarın hasaplanması gerekir. Ne var ki davalılar da, davacının edimlerini yerine getirmediğini, ödemeleri eksik yaptığını belirtmişler, birleştirilen davada da alacakları olan 25.034.640.000 TL’nin tahsilini talep etmişlerse de, mahkemece tüm bu hususlarda yeterli inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Dosyada mevcut olan tarihsiz ek bilirkişi raporunda, davacının ortaklık süresince toplam olarak yaptığı ödeme miktarının 18.261,75 YTL olduğu hesaplanmış olup, davalılar … ve … tarafından verilen temyiz dilekçesinde de, davacı ile aynı durumda olan ve bağımsız bölüm tapusunu … ortakların ortalama olarak 55.000 YTL ödedikleri belirtilmiştir. Gerçekten davacının, yapı ortaklığı sözleşmesi ve inşaatların mevcut seviyesine göre ödenmesi gerekli olan toplam miktarı ödememiş olması halinde, uğramış olduğu zararının yaptığı ödemelere oranla karşılanması zorunludur. Bu nedenle mahkemece öncelikle yapı ortaklığı sözleşmesine, ödenmesi gereken aylık aidat miktarlarına, ödemelerin süresine ve inşaatların seviyesine göre davacının ödemekle yükümlü olduğu toplam aidat miktarları belirlenmeli, gerçekte … olduğu toplam aidat miktarının, bu miktara oranı bulunmalı, inşaatların mevcut seviyesine ve yapılan ödemelere orantılı olarak rayiç değere hükmedilmelidir. Davacının, ortaklık sözleşmesi gereğince edimlerini tam olarak yerine getirip getirmediği araştırılıp değerlendirilmeden, yaptığı ödeme oranında zararının karşılanması gerektiği gözardı edilerek, yazılı şekilde davacının alması gereken dairenin dava tarihindeki rayiç bedeli üzerinden hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Borçlar Kanununun 520. ve devamı maddelerine göre, adi ortaklıkta, ortakların birbirlerini ortaklıktan çıkarma hakları bulunmadığından, davalılar … ve … tarafından yukarda sözü edilen 30.6.2002 tarihli, diğer davalı …’ın adi ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak verilen kararın geçersiz olduğu, sözü geçen kararın sadece davalı ortak Reşat’ın ortaklığa ilişkin idarecilik yetkilerinin, diğer iki ortak tarafından alınması şeklinde yorumlanabileceği, ortaklığın mahkeme kararı ile fesih ve tasfiyesinin yapılacağı tarihe kadar adi ortaklıktan doğan hak ve yükümlülüklerin devam edeceği kabul edilmelidir.
Nitekim davalı müteahhit ortaklardan … tarafından diğer müteahhit ortaklara karşı açılmış olan … 1. Asliye Hukuk Mahkemesine ait olan 2003/739 E. sayılı davada ortaklığın tasfiyesi talep edilmiş olup, davanın halen derdest olduğu, dolayısıyla tasfiyenin gerçekleşmemiş olması nedeniyle de adi ortaklıktan doğan sorumlulukların tüm ortaklar yönünden devam ettiği anlaşılmaktadır. O halde davalılardan …, ortaklıktan ayrıldığını savunmuşsa da, BK.nun 538. maddesinde öngörüldüğü üzere adi ortaklar arasındaki bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirildiği, malların paylaşıldığı, sonuç olarak ortaklığın tasfiye edildiği ispat edilemediğinden, davalı … da diğer müteahhit ortaklarla birlikte davacıya karşı sorumlu olmasına rağmen, mahkemece adı geçen davalı yönünden ortaklıktan ayrıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalıların (birleşen davanın davacılarının) diğer temyiz itirazlarının reddine 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davalılar (birleşen davanın davacıları) yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.