Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/10029 E. 2006/16271 K. 12.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10029
KARAR NO : 2006/16271
KARAR TARİHİ : 12.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, tarla vasfındaki taşınmazının 37.294 metrekarelik kısmının kil malzemesi çıkarılmak üzere davalı tarafından kiralandığını, ancak, sözleşme dönemi sonunda taşınmazın aynen iadesi gerekirken iki metreyi aşan çukurlaşmış vaziyette terk edildiğini ileri sürerek, taşınmazın bu bölümüne ait değerden şimdilik 31.946.306.791 liranın tahsilini istemiştir.
Davalı, kiralama sözleşmesi ile davacıya tüm zarar kalemlerinin ödendiğini, taşınmazın düzeltilerek iade edildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davadaki isteğin kamulaştırmasız el atma bedeline ilişkin olup, taşınmazın tapulu olmadığı için bu nedenle bir takipte bulunamayacağı, sözleşmeye göre davalının eski hale getirme yükümlülüğünün bulunmadığı, taktir edilen kira bedeline de davacının bir itirazı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, sözleşme gereği işgal edilen ve içinde kil malzemesi alınan taşınmazın eski hale getirilmemesi nedeniyle tazminata ilişkindir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, uyuşmazlıkla ilgili doğru çözüme ulaşabilmek için uyuşmazlığın doğru olarak tavsif edilmesi zorunlu olup, HUMK.nun 76. maddesi hükmü gereğince taraflarca ileri sürülen vakıalarla ilgili hukuki tavsifi yapmak hakime aittir. Davalı idarenin 26.9.2001 tarihli yazısı ekinde haritaya bağlanan 37296 metre karelik alanın zilyetliğin davacıya ait olduğu ve davalı tarafından bu yerden kil malzemesi alındığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Her ne kadar davacı dava dilekçesinde, davalının taşınmazına kamulaştırmasız el attığını açıklayarak tazminat talebinde bulunmuş ise de, 21.2.2000 tarihli ıslah dilekçesi ile, taşınmaza hasar ve zarar verilmesi nedenine dayalı olarak tazminat talep ettiğini açıklamıştır. Zilyetliğin korunması ve sözleşmeye aykırılık iddiası ile böyle bir tazminat istenmesini engelleyen hukuki düzenleme yoktur. Kil malzemesi alınan 37 296 metrekarelik taşınmazın davacıya ait olmadığı yönünde bir çekişme yaratılmamıştır. Davalı savunmasında, davacıya tüm zarar kalemlerinin ödendiğini, taşınmazın düzeltilerek davacıya teslim edildiğini savunmuştur. Dosya kapsamından, davcıya ait taşınmazın baraj inşaatında kullanılmak üzere kil malzemesi temin etmek üzere ve 18 Şubat 1331 tarihli Efrada Ait arazi ile Taş Ocaklarının Muvakkaten sureti hakkında kanuna dayanılarak işgal edildiği ve davacı ile sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır. 5.5.1998-1998/61 tarih ve sayılı Muvakkat İşgal Kıymet taktir Raporu ile davacıya iki yıl süre ile taşınmazını kullanamamaktan dolayı kira bedeli olarak 559.440.000 lira üzerindeki mahsul bedeli olarak da 880.185.000 lira olmak üzere toplam 1.439.625.000 lira tazminat ödendiği sabittir. Oysa, anılan 18 Şubat 1331 tarihli kanunun 10. maddesinde, taşınmazın işgal öncesi haline getirilmesi gereken tazminat miktarının da belirlenip hesaplanması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Taşınmazın eski hale getirilmesi ile ilgili olarak davacıya bir tazminat ödenmediğine göre, davalının taşınmazın eski hale getirilmesi ile ilgili yükümlülüğünün bulunduğu kabul edilmelidir. Sözleşmenin altına … taraflı olarak dava dışı yüklenici firma tarafından düşülen şerh de davalıyı sorumluluktan kurtarmaz. Bu durumda mahkemece, kil malzemesi alındıktan sonra taşınmazın eski hale getirilmemesi nedeniyle doğan zarardan davalının sorumlu olduğu kabul edilerek işin esasının incelenmesi, davacının bu yönde yaptırdığı tespit sonrası düzenlenen 24.08.2001 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamaya da itiraz etmediği gözden kaçırılmadan hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.