YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8977
KARAR NO : 2009/10378
KARAR TARİHİ : 05.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.12.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 135 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 132, 133 ve 134 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar Halil ve … ile … ve … davanın reddini savunmuş, diğer davalılar cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davacı taşınmazı yararına, 132, 133 ve 134 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden 05.06.2007 tarihli bilirkişi raporunda kırmızı ile taralı olarak gösterilen yerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan aldığından, mahkemece uygun geçit yeri saptanırken, öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Eldeki davada, davacı taşınmazının mutlak geçit ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak mahkemece bu ihtiyacı karşılamak için üzerinde geçit kurulan 132, 133 ve 134 parsel sayılı taşınmazların kullanım bütünlüğü bozularak geçit hakkı tesis edilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle teknik bilirkişilere diğer geçit alternatifleri tespit ettirilmeli üzerinden geçit irtifakı kurulacak parsellere ait tapu kayıtlarından parsel malikleri belirlenerek, davada yer almayan bu parsel malikleri hakkında ayrı dava açılıp birleştirilerek davada yer almaları sağlanmak üzere davacıya imkan verilmeli, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda üzerinden geçtiği taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozmayacak şekilde geçit kurulmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiş, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.