Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/5058 E. 2009/6560 K. 28.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5058
KARAR NO : 2009/6560
KARAR TARİHİ : 28.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.01.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydındaki intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Hazine adına kayıtlı 618 parsel sayılı taşınmaz üzerine 12.10.1984 tarihinde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından davalı lehine intifa hakkı tesis edildiğini, Bakanlığın intifa hakkı tesis etme yetkisi bulunmadığını, ayrıca taşınmazın davalı tarafından … İletişim Hizmetleri A.Ş. ve … Mobil … Hizmetleri A.Ş.ye kiraya verilerek taşınmaz üzerine baz istasyonları kurulduğunu, intifa hakkından beklenen yararın kalmadığını ileri sürerek intifa hakkının terkini isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece intifa hakkının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tesis edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, intifa hakkının terkini isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanununun 794.maddesi gereğince intifa hakkı hak sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayan, tapu kütüğüne tescil ile kurulan tescil işlemi tamamlanınca da herkese karşı ileri sürülebilen, kişi ile sıkı sıkıya ilişkili haklardandır.
Türk Medeni Kanununun 795. maddesi uyarınca taşınmaz mallar üzerindeki intifa hakkı resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili, taşınırlar üzerinde eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesi, alacaklar üzerinde de hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle tesis edilir. Görülüyor ki;
taşınmaz mallar üzerindeki intifa hakkının kurulmasında yasa koyucu resmi senedin varlığını aramıştır. İntifa sözleşmesinin resmi biçim koşuluna uyularak yapılması geçerlilik (sıhhat) şartıdır.
İntifa hakkının sona ermesinin nedenleri Türk Medeni Kanununun 796.maddesinde sıralanmıştır. İntifa hakkı bir süre ile sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü ya da tüzel kişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünü ile harap olması sebebiyle artık ondan yararlanmanın mümkün bulunmaması durumlarında sona erer.
Kanuni intifa hakları hariç (TMK.m.495 vd.) intifa hakkı tesisi daima bir sözleşmeye dayanır. Taraflarına hak ve borçlar yükleyen bu sözleşmeyle intifa hakkı sahibi ile malik hakkın konusu olan şeydeki yararlanmanın nasıl sürdürüleceğini kararlaştırılabilir. Şayet intifa hakkının tesisine neden olan sözleşmedeki edimler yerine getirilmemiş, intifa hakkının devamı malike yüklediği külfete göre çok az yarar sağlar hale gelmişse veya yarar ortadan kalkmış ise malik bu hususları ileri sürerek hakimden sözleşmeye müdahale edilmesini, intifa hakkının süresinden önce sona erdirilmesini isteyebilir. Kaldı ki, bu gibi durumlarda intifa hakkı sahibinin hakkın sürdürülmesini istemesi hakkın kötüye kullanılmasıdır. Her ne kadar intifa hakkının sona erme sebeplerini sayan Türk Medeni Kanununun 796 vd. maddelerinde eşyaya bağlı irtifak haklarında olduğu gibi şahsi bir irtifak hakkı olan intifa hakkının sona erdirilmesini malikin talep edebileceğine ilişkin (TMK.m.785) bir hüküm yoksa da burada Türk Medeni Kanununun 785. maddesinin kıyasen uygulanması gerekir. Doktrindeki hakim görüş de bu doğrultudadır. (…, Eşya Hukuku, … 2002, s.591 vd).
Yukarıda değinilen intifa hakkının sona erme sebepleri ve bu sebepler söz konusu olmasa dahi hakkın malike yüklediği külfetin ağırlığı nedeniyle sona erdirilmesini isteme olanakları dışında, daha sözleşmenin kuruluşu aşamasındaki irade sakatlıkları, danışıklı işlem iddiası ya da ehliyetsizlik iddiası ile de kayıttaki intifa hakkının terkini istenebilir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı yan intifa hakkının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tesis edildiğini ileri sürerek ehliyetsizlik iddiasına dayanmış, ayrıca intifa hakkından beklenen yararın kalmadığını belirterek, Türk Medeni Kanununun 785. maddesi hükmü de gözetilerek kademeli hukuki nedenlere dayanarak terkin isteminde bulunmuştur. İntifa hakkının tesisine ilişkin resmi senet incelendiğinde; resmi senedin Hazine adına hareketle Malmüdürü ve davalı yanın temsilcisi tarafından düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının yetkisiz makam tarafından intifa hakkı tesis edildiği
iddiasının dinlenme olanağı yoktur.
Kademedeki hukuki nedene gelince de; taşınmaz üzerinde halen …Müdürlüğü binasının bulunduğu, ayrıca baz istasyonlarının olduğu keşfen saptanmıştır. Resmi senet içeriğinde, intifa hakkının süresine ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. … ilişkin bir kayıt bulunmaması intifa hakkının süresiz olduğu anlamına gelmez. Bu husus, Türk Medeni Kanununun 797/2. maddesinde süre belirtilmemesi halinde tüzel kişiliklerin intifa hakkının en çok 100 yıl devam edeceği şeklinde düzenlenmiştir. Süre dolmadan terkin nedenlerinin oluşması halinde daha önce terkin istenebileceğine yukarıda değinilmiştir. Davacı yan da, intifadan beklenen yararın kalmadığını ileri sürerek terkin istemiş ise de taşınmazın halen intifa hakkı sahibi tarafından kullanıldığı sabittir. İntifa hakkı sahibi, aksi kararlaştırılmadıkça taşınmazı fiilen kullanabileceği gibi bu hakkını üçüncü kişiler aracılığı ile de kullanabilir. Taşınmazın kısmen davalı tarafından üçüncü kişilere kiraya verilmiş olması intifa hakkından beklenen yararın ortadan kalktığını göstermeyeceği gibi kayıt maliki için çekilmezlik olgusunun kanıtı da değildir. Mahkemenin tüm bu yönleri gözeterek davayı reddetmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 28.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.