Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/8084 E. 2007/14967 K. 10.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8084
KARAR NO : 2007/14967
KARAR TARİHİ : 10.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 22.7.1996 harici sözleşme ile 7099 nolu parseldeki 8 nolu daireyi 1.425 YTL. bedelle satın aldığını ancak tapu devrinin verilmediğini ileri sürerek, daire bedeli 10.000 YTL.nin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya 1.200 YTL.bedelle daire sattığını, davacının bu daireye yerleştiğini, ancak … yapı olduğundan tapusunu veremediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 10.000 YTL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir (MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Somut olayda, davacı ile davalı arasında yapılan 22.7.1996 tarihli sözleşmede 8 nolu dairenin 1.425 YTL. bedelle satıldığı ve 1.325 YTL.nin peşin ve 100 YTL.sinin senet karşılığı olarak 1.9.1996 tarihinde ödeneceğinin yazılı olduğu, anlaşılmaktadır. Mahkemece geçersiz sözleşme nedeni ile herkesin aldığını iade ile yükümlü olduğu açıklandıktan sonra davacının daire bedeli olarak 10.000 YTL. ödediğini bildirdiğinden 10.000 YTL.nin tahsiline karar verilmiştir. Davalı tarafça satış bedeli olarak 1.200 YTL.nin ödendiği bildirildiğine göre, sözleşmede belirtilen peşinat dışındaki bedelin de ödenip ödenmediği araştırılarak toplam ödenen satış bedelinin çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle (azalan alım gücünün) (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle davacının taşınmazın tapusunun kendisine verilmeyeceğini öğrendiği, ifanın imkansız olduğu tarih itibariyle ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara istemle de bağlı kalınarak hükmedilmeli, buna karar verirken taşınmazın halen davacı elinde olduğu ileri sürüldüğüne göre, tarafların aldıklarını karşılıklı iade edeceği kuralı da gözetilmelidir.
Mahkemece inceleme yapılmaksızın yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.