Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/4793 E. 2009/5701 K. 07.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4793
KARAR NO : 2009/5701
KARAR TARİHİ : 07.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.04.2008 gününde verilen dilekçe ile ipotek şerhinin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davalı …mirasçıları, ipotek bedelinin ödenmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, bir kısım …mirasçıları temyiz etmiştir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasında bir anlaşma (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahhüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki rehnin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Somut olaya gelince;
10.10.1969 tarihli ipotek akit tablosundan ipoteğin 42.000 TL için 19.07.1972 tarihine kadar faizsiz aktedildiği görülmektedir. Aynı tarihli “Taahhüt ve Bayanname” başlıklı noterde düzenlenen senette ise, ipotek alacaklısının ipotek miktarı olan 42.000 TL’den 1.500 TL’sini aldığı, kalan 40.500 TL için kendisine muhtelif tarihli bonolar verildiği, verilen senet bedellerinin ödenmesi halinde ipoteğin kaldırılacağı taahhüdünde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 19.05.1979 tarihli ve 77/14-8372 Esas, 1979/4364 Karar sayılı ilamı ile Dairemizin 15.11.2007 tarihli ve 12545-14157 sayılı ilamlarında belirtildiği üzere senetle olan ödemelerin yapılmadığı savunulmuşsa ödemelerin varlığını ispat yükü senetle ödeme yapan tarafa düşer. Senede bağlı ödemelerin ispatı ise Türk Ticaret Kanununun 621. maddesi hükmü gereğince makbuzla (yazılı delille) yapılabilir.
Yapılan bu saptamaya göre mahkemece davacıdan 10.10.1969 tarihli taahhüt ve beyan senedinde yazılan ödemelere ilişkin delilleri istenmeli, yöntemine uygun kanıtlanırsa dava şimdiki gibi kabul edilmelidir. Aksi halde, ipotek akit tablosundaki alacağa 19.10.1972 tarihinden itibaren işlemiş faizin hesabı yaptırılmalı, asıl alacakla birlikte saptanacak faiz alacağı davalılara ödenmek üzere davacıya depo ettirilmeli, istem birlikte ifa kuralları doğrultusunda hüküm altına alınmalıdır.
Mahkemece, değinilen bu yönler bir yana bırakılarak ve ödemeyi ispat külfetinde yanılgıya düşülerek davanın eksik inceleme ve araştırmayla kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.05.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.