Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/11242 E. 2006/15884 K. 04.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11242
KARAR NO : 2006/15884
KARAR TARİHİ : 04.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı (karşı davacı) avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … ve vekili avukta … gelmiş, davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, 4/12 hissesinin sahibi olduğu taşınmazın diğer hisselerinin pay sahiplerince üçüncü kişiye satılması üzerine davalı oğlu ile dava dışı oğlu … ’nun isteği ile şuf’a davası açması için avukat olan davalıya vekaletname verdiğini, kurulması planlanan şirket nedeniyle hisselerinin torunlarına devri amacıyla gitmiş olduğu noterde, davalının, yaşlılığından, hulus ve saffetinden yararlanarak 5.5.2004 tarihli sözleşmeyi imzalattığını, oysa ki taşınmazının davalıya satışının vaadi yönünde bir iradesinin bulunmadığını, kendisine herhangi bir paranın da ödenmediğini ileri sürerek, hata, hile sonucu düzenlenen 5.5.2004 tarihli düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya vekaleten açılan şuf’a davasında şuf’a depo bedelleriyle tüm mahkeme harç ve masraflarının tarafından ödenmesi yükümlülüğü ile davacı tarafından sözleşme konusu taşınmazın kendisine satışının vaad edildiğini, şuf’a bedellerini ilgili yerlere depo ettiğini, olayda hata, hile bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, açmış olduğu karşı dava ile de, satış vaadi 2006/11242-15884
sözleşmesinin (C) bendinin konusu olan ve davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 4/12 hissenin tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının yaşı gereğince kandırılmaya müsait olduğu, tanık beyanlarının da bunu doğruladığı belirtilerek sözleşmenin davacının hulus ve saffetinden yararlanılarak yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, sözleşmenin iptaline, karşı davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı anne ile davalı oğlu arasında … 5. Noterliğinde düzenlenen 5.5.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesinin (A) bendinde, “ Bu taşınmazdaki önceki 4/12 hisse maliki paydaşım olan Mualla Yurter uhdesinde iken satın … üçüncü kişi … …’e satması üzerine tarafımdan açılan … 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/532 E. sayılı şuf’a davası için bu mahkemeye 90.000.000.000 TL satış bedeli ile 4.455.000.000 TL tapu harç ve masraflarının tutarı ceman 94.455.000.000 TL’sını davalısına ödenmek üzere benim adıma ilgili mahkemesinde depo ederek ödeyen ve bu hissenin mahkeme kararı ile adıma tapuya tescil ettirecek olan alıcı …’na satmayı kabul vaad ve taahhüt ile” (B) bendinde, “ Bu taşınmazdaki önceki 4/12 hisse maliki paydaşlarım olan …….’in hisselerini 3. kişi … …’e satması üzerine tarafımdan açılan … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/273 E. sayılı şuf’a davası için bu mahkeme davalısına 90.000.000.000 TL satış bedeli ile 4.455.000.000 TL tapu harç ve masraflarının tutarı ceman 94.455.000.000 TL.sını benim adıma davalısına ödenmek üzere ilgili mahkemesine depo ederek ödeyen ve bu hissenin mahkeme kararıyla adıma tapuya tescilini sağlayan alıcı …’na satmayı kabul vaad ve taahhüt ile” (C) bendinde ise, “Halen aynı taşınmazda adıma kayıtlı bulunan 4/12 uhdemde kayıtlı olan hissem karşılığında da kendisinden 36.090.000.000 TL.sı bedelini nakden ve peşinen tahsil etmek suretiyle satmayı kabul vaad taahhüt ile; … merkez…kayıtlı iki katlı ahşap binanın 12/12 hissesinin tamamını kira gelirlerinin 1/3’ünün kaydı hayat şartı ile tarafımdan tahsil edilmesi kayıt ve şartı ile yukarda belirtilen hisse ödemeleri ile ceman 12/12 hisse karşılığı olan 225.000.000.000 TL ödenmiş bedeli üzerinden …’na satmayı kabul vaad ve taahhüt ettiğimi” sözleri bulunmakta olup, sözleşmede belirtilen şufa bedellerinin davalı tarafından ilgili mahkeme veznelerine depo edildikten sonra davacının, 29.6.2004 tarihinde davalıyı azlettiği, 30.6.2004 tarihinde şuf’a davalarından feragat ettiği, depo edilen şufa bedellerinin de kendisine iadesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacının, … 5.Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu 2002/532 E. sayılı şuf’a davasından feragatı üzerine, 5.5.2004 tarihli sözleşme gereğince dava sonucuna bağlı olarak davalı … adına tescil edilecek hisse yönünden taraflar arasındaki akdin ifası imkansız hale geldiğinden davalı …’ün ilgili mahkeme veznesine depo ettiği şuf’a bedelinin sebebsiz zenginleşme kurallarına göre kendisine iadesine yönelik … 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2.7.2004 tarihinde 2044/306 E. 2005/393 K. sayılı davayı açtığı, bunun üzerine 15.10.2004 tarihinde de davacı … …tarafından eldeki bu davanın açıldığı, … 5.Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, dosyanın temyiz aşamasında bulunduğu, öte yandan dava dışı … …tarafından da, şuf’a bedeli ve dava masraflarını karşılamaya yönelik olarak 97.861.840.000 TL’nin kendisi tarafından verildiğinden bahisle davalı … aleyhine açılmış olan … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/415 E. sayılı davasında da, 23.6.2005 tarihinde davanın reddine ilişkin verilen hükmün, davacı …’in temyizi üzerine, tarafların kardeş olmaları nedeniyle olayda tanık dinlenebileceği gerekçesiyle Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 13.2.2006 tarihli ilamıyla bozulduğu, dosyanın derdest olduğu görülmektedir. Davacı bu davada, satış vaadi sözleşmesinin davalı oğlu tarafından hataya düşürülerek, hulus ve saffetinden faydalanılarak yapıldığını iddia etmişse de, sözleşme noterde davacının beyanı esas alınarak düzenleme şeklinde yapılmış olup, sözleşmenin okur yazar olan ilgililere okumaları için verildiği, bizzat noter tarafından da şahitler huzurunda bir kez daha okunup içeriğinin açıkca anlatıldığı, tarafların isteklerine göre hazırlanmış olduğunun kabulü üzerine de imzalandığı, üçüncü sayfadaki açıklamalardan ve sözleşmeyi bizzat düzenleyen davada tanık olarak dinlenen noter … …’ın beyanlarından anlaşılmaktadır. Tapuda kayıtlı taşınmazın satışının vaadine ilişkin olarak resmi şekilde yapılan dava konusu sözleşme geçerli olup, aksinin yasal delillerle ispat edilmesi gereklidir. 5.5.2004 tarihinde Adli Tıp Kurumu … Şube Müdürlüğünden alınan adli tıp raporuna göre, davacının sözleşme tarihinde, kendi hür iradesi ile bizzat hukuki işlemlere girişebileceği, hukuki ehliyete haiz olduğu sabittir. Bu durumun aksi iddia edilmediği gibi her iki tarafın tanıkları da, davacının sağlıklı, aklı başında, kârını ve zararını bilebilecek durumda olduğunu açıkca bildirmişlerdir. Sözleşmeyi de tanık sıfatıyla imzalayan davalı tanıkları İsmail Hakkı … ile … … sözleşmenin, tarafların serbest iradesiyle tanzim edildiğini, davacının ve noterin sözleşmeyi okuduğunu, kendilerinin de imzaladıklarını belirtmişlerdir. Davacının muhasebe ve … işlerine baktığını bildiren … ile torunu olan … ise davacı tanığı olarak verdikleri beyanlarında somut ve görgüye dayalı olarak iddiayı doğrulamamışlardır. Mahkemece takdiren yeminsiz olarak dinlenen davacı tanığı … …, kendisinin …’da olduğu sırada davalının, annesini kandırarak tüm taşınmazını üzerine geçirdiğini bildirmişse de, az yukarda açıklanan maddi olgulara rağmen sadece bu tanığın soyut beyanına dayanarak dava konusu sözleşmenin davacının hulus ve saffetinden istifade edilerek, iradesi dışında imzalatıldığını kabul etmek mümkün değildir. Mahkemenin, “davacının kandırılmaya yatkın olduğu” hususundaki gerekçesi ise, davacı tanıkları tarafından dahi doğrulanmamıştır. O halde davacı, dava konusu sözleşmeyi hataya düşürülerek iradesi dışında imzaladığını kanıtlayamadığından mahkemece asıl davanın reddine, karşı dava yönünden ise geçerli olan sözleşme içeriğine ve tüm delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 450.00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 4.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.