Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/8854 E. 2009/9881 K. 28.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8854
KARAR NO : 2009/9881
KARAR TARİHİ : 28.09.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.12.1998 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil birleştirilen davada müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen 2005/146 E. sayılı davanın reddine dair verilen 02.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ve müdahil davalı ve davacı … ve … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, paylı taşınmazda oluşan yararlanma hakkına öteki paydaşın elatmasının önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Birleşen davada 11 parsel sayılı taşınmazın gitti kayıtlarındaki paya vaki elatmanın önlenmesi ve 70.000 lira ecrimisil istenmiştir.
Mahkemece asıl dava kısmen kabul edilmiş, 73 sayılı parselde davacıların 346.653 m2.lik hissesinin 290.000 m2.lik kısmına davalı … ve müdahil davalı …’in elatmalarının önlenmesine, 5.000.00 Lira ecrimisilin tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … ve Birleşen davanın davacısı Hüsnü Ateş temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık 25.2.2008 tarihli bilirkili rapor ve krokisinde 70 sayılı parselin (A) ve 73 sayılı parselin (B) ile gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkindir. İncelenen tapu kayıtlarından bu parselde davacılar ile birleşen davanın davalısı …’in paydaşı oldukları görülmektedir. Tüm dosya kapsamı ile de asıl davanın davalısı …’in taşınmazı babası olan birleşen davanın davacısı …’e tabaen kullandığı anlaşılmaktadır. Kısaca, asıl ve birleşen davanın tarafları tapulu taşınmazların paydaşlarıdır. Taşınmazda taraflar dışında çok sayıda paydaşda bulunmaktadır.
Kuşkusuz, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir.
Eldeki davada ise, 11 parsel sayılı taşınmazın malikleri arasında yapılmış yararlanma taksimi bulunmadığından bir paydaşın tapuda malik olan diğer paydaşlar aleyhine açtığı davanın dinlenme olanağı yoktur. Taşınmazın davalı olduğu aşamada mahkeme kararı ile tedbiren paydaşlardan bir veya birkaçının payının kendilerine teslim edilmiş olması ortaya konan bu hukuki durumu değiştirmez.
Yapılan bu açıklamalar karşısında mahkemece hem asıl davanın hem de aynı mahiyetteki birleşen davanın reddi yerine yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 28.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.