YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5573
KARAR NO : 2009/6245
KARAR TARİHİ : 25.05.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.08.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 105 ada 202 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalıya ait 105 ada 199 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı taşınmazı yararına, 199 parsel sayılı taşınmaz üzerinden 18.04.2008 tarihli bilirkişi raporunda kırmızı ile taralı olarak gösterilen yerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü davalı vekili esastan, davacı vekili, davalı vekili yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı
davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Eldeki davada, davacı taşınmazının mutlak geçit ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak mahkemece bu ihtiyacı karşılamak için üzerinde geçit kurulan 199 parsel sayılı taşınmazın kullanım bütünlüğü bozularak geçit hakkı tesis edilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle teknik bilirkişinin 18.04.2008 tarihli raporunda belirlediği diğer geçit alternatifleri incelenmeli, geçit oluşturulurken üzerinden geçit irtifakı kurulacak parsellere ait tapu kayıtlarından parsel malikleri tespit edilmeli, davada yer almayan bu parsel maliklerinin hakkında dava açılıp birleştirilerek davada yer almaları sağlanmak üzere davacıya imkan verilmeli, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda üzerinden geçtiği taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozmayacak şekilde geçit kurulmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeksizin verilen karar doğru olmadığından bozulması gerekmiştir.
Kabule göre ise; ,davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına ancak dava kısmen ya da tamamen reddedildiğinde ve davayı sona erdiren usuli işlemlerde vekalet ücretine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki düzenlemeler uyarınca hükmedilebilir. Eldeki dava retle sonuçlanmadığından davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının reddine (2). bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 25.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.