Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/6476 E. 2006/8846 K. 01.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6476
KARAR NO : 2006/8846
KARAR TARİHİ : 01.06.2006

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı banka, davalının kullandığı taşıt kredisinden doğan borcunu vadesinde ödemeyerek temerrüde düştüğünü, hesabını kat edip icra takibi başlattıklarını davalının haksız olarak itirazda bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 899.871.938 TL asıl alacak, 139.891.540 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.039.763.478 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %40.56 oranında faiz yürütülmesine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmünce icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Bunlardan ayrı olarak alacağın likit ve belli olması da gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın … miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi mümkün nitelikte bulunması yeterli olup, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. İcra inkar tazminatı aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Açıklanan yasal kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle, temyiz edilen kararın “hüküm” başlıklı kısmının 4 nolu bendinde yazılı “şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve fazla istemlerin reddine” sözlerinin tamamen karardan çıkartılmasına, yerine “hükmedilen asıl alacak miktarı (899.87 YTL) üzerinden hesaplanacak %40 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla isteğin reddine” söz ve rakamlarının karara yazılmasına, hükmün bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 1.6.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.