YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5930
KARAR NO : 2009/6804
KARAR TARİHİ : 01.06.2009
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.10.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 153 ada 3 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 153 ada 2 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Davalılar davacının taşınmazının kumsala sınırının bulunduğunu ve buradan genel yola çıkabileceğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.Mahkemece, davacı taşınmazının kumsala sınırının bulunması nedeniyle buradan geçerek genel yola çıkabileceği, geçit ihtiyacı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.Yargıtay Hukuk genel kurulunun 26.09.2001 tarih, 2001/14 – 637 Esas ve 2001/648 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere ve Dairemizin yerleşik uygulanılmasına göre; Türk Medeni Kanununun 715. maddesi uyarınca kıyılar denizin uzantısı ve ayrılmaz bir parçası olduğundan yararlanma hakkı kamuya ait olan yerlerdendir. Bu niteliği ile devletin hüküm ve tasarrufu altında olan kıyılar, kamunun denizden yararlanması için bırakılan yerlerden olup anılan niteliklerine uygun bir şekilde yaralanma hakkı tüm kamuya aittir. Bu nedenle kumluğun yol olarak kullanılması uygun olmadığı gibi, davacının münhasıran kullanımına da bırakılamaz. Buna bağlı olarak davacının deniz kumluğunu, yol olarak kullanmasının, diğer kişilerin kullanımlarına engel olması halinde Hazinece veya yararlanan kişilerce açılacak elatmanın önlenmesi davasıyla karşılaşması ve bu davanın haklı bulunması da olanaklıdır.
Dosya içerisindeki paftaya göre davacı taşınmazı kumsala cephelidir. Yine, dosya içerisindeki bilirkişi raporu ve dosyaya sunulan resimlere göre kumsalın eylemli olarak kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taşınmazının mutlak geçit ihtiyacı bulunduğu da sabittir. Ne var ki, mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.09.2001 tarihli, 2001/14-637 Esas ve 2001/648 Karar sayılı ilamı yanlış değerlendirilerek davacının taşınmazına bitişik kumsaldan geçerek genel yola ulaşabileceğinden bahisle geçit ihtiyacı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken …; bu ihtiyacı karşılamak için dosyada mevcut bilirkişi raporları doğrultusunda ya da gerekli görüldüğü takdirde mahallinde yeniden keşif yapmak suretiyle komşu parseller üzerinden uygun geçit yerlerini uzman bilirkişiler aracılığı ile belirlemek ve sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 01.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.